Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/17416 E. 2024/8142 K. – Terör Örgütü

Konu: Terör Örgütü Propagandası Yapmak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/17416
Karar No
2024/8142
Karar Tarihi
Konu
Terör Örgütü Propagandası Yapmak

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/671 E., 2020/1367 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2018/295 Esas, 2019/38 sayılı Kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.06.2020 tarihli ve 2019/671 Esas, 2020/1367 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bentleri uyarınca düzeltilmesi mümkün görülerek; atılı suçtan mahkumiyetine ilişkin gerekçe kısmı çıkarılarak yerine "Sanığın 3713 sayılı Kanunun 7/2-2.cümle, 5237 sayılı TCK'nın 43 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesinin talep edildiği, sanığın tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmediği, 3713 sayılı Yasanın 7/2.maddesinde düzenlenen terör örgütü propagandası yapmak suçunun oluşabilmesi için terör örgütüyle ilgili bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtma, benimsetme, yayma amacı yanında terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterme, bu yöntemleri övme veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde hareket edilmesinin gerektiği, dava konusu edilen eylemin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E:1990/9-341 K:1991/34 T:18.02.1991 sayılı kararında belirtilen“…propaganda belirli bir düşüncenin toplum içinde yayılmasını ve yerleşmesini sağlanmak amacıyla bu görüşün yayılması, birden fazla kişinin bilgisine ulaştırılması ve onlar üzerinde etkili olunması" kriterlerini sağlamadığı, bu nedenle sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılmakla; CMK'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.'' ifadesinin yazılması ve bu suça ilişkin hüküm fıkrası çıkartılarak yerine ''1-Her ne kadar sanık ... hakkında Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca BERAATİNE, 2-Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına, 3-Beraat eden sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler yönünden CMK'nın 141,142 ve devamı maddeleri uyarınca tazminat hakkının bulunduğunun hatırlatılmasına (hatırlatılamadı),'' ifadelerinin yazılması suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.02.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının (aleyhe) temyiz sebepleri özetle; 1- Dosya kapsamına göre sanığın Facebook isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden yaptığı paylaşımlarda yer alan resim ve görsellerin atılı suçu oluşturduğu halde Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesinin usul ve esasa aykırı olduğuna, 2- Temyiz dilekçelerinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin terör örgütü propagandası yapma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanığın eylemlerinin atılı suça ilişkin gerekli olan kriterleri sağlamadığı ve sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiş ve duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bentleri uyarınca düzeltilmesi mümkün görülerek, gerekçe ve hüküm fıkraları değiştirilmek suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin Yargıtayca süregelen uygulaması, 7035 sayılı Kanun değişikliği ve gerekçesinde ifade edilen düzenleme amacı hep birlikte ele alındığında; ilk derece mahkemesince kabul edilen maddi mesele değiştirilmeden ve yeni bir delil araştırmasına girilmeden Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın beraat kararı verilebileceği gözetilerek tebliğnamede bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır. Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre; Terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanun'un mer’i 7/2 nci maddesi şöyledir: “(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17.10.2019-7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır: a) (Mülga: 27.3.2015-6638/10 md.) b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde; 1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması, 2. Slogan atılması, 3. Ses cihazları ile yayın yapılması, 4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.” Tarihi seyir içinde Kanun'un 12.4.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde, 7 nci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.2.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanunla, ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur. Madde gerekçesinde, her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir. Aynı maddede, 07.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanunla yeniden değişiklik yapılarak propagandanın, “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir. Madde gerekçesinde, örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir. 18.07.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanunla, anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma" suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir. Maddede 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunla suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak; “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme, AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır. Bilahare 27.03.2015 tarih 6638 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile, 7 nci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye 3 üncü fıkra eklenmiştir. Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile de 7 nci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır. TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir. TMK 7/2, 1 inci cümlede yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için: 1) “Propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi, 2) Yapılan propagandanın; • Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde veya • Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini övecek şekilde veya • Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca 3713 sayılı Kanun'un 7/2 nci maddesinin (b) bendine göre; toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde, örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması, slogan atılması, ses cihazları ile yayın yapılması ve terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi ile atılı suçun unsurları oluşacaktır. Örgüt mensupları tarafından işlenmesine karar verilen herhangi bir suça iştirak etmemek koşuluyla; Örgüte yardım, terör örgütün hareketlerini kolaylaştıran, yaşantısını sürdürmeye yarayan, konusu suç oluşturmayan her türlü eylemlerdir. Esasen terör örgütün propagandası da yardımın özel bir şeklidir. TCK'nın 220/7 nci maddesi ile 3713 sayılı TMK'nın 7/2 nci maddesi benzerlik arz etmektedir. Ancak, propaganda yasa da ayrıca suç olarak düzenlendiğinden yani özel norm niteliğinde bulunduğundan öncelikle uygulanma ilkesi doğrultusunda yardım yerine propaganda hükümleri uygulanacaktır. Yerleşik uygulamaya göre; maddi nitelik taşıyan fiiller örgüte yardım suçundan, manevi niteliktekiler ise propaganda suçundan cezalandırılacaktır. (CGK, 3.3.2009 tarih, E.2008/9-184, K.2009/43) Propaganda veya yardımın hangi terör örgütü lehine olduğunun anlaşılır nitelikte olması zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın iddianameye konu sosyal medya platformu Facebook hesabından, 21.01.2016 tarihli, 15.10.2015 tarihli ve 05.10.2015 tarihlerinde PKK/KCK terör örgütünün amblemlerini içeren paylaşımlarının 3713 sayılı Kanun'un yedinci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki fiillerden olduğu bu sebeple silahlı terör örgütü propagandası yapma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.06.2020 tarihli ve 2019/671 Esas, 2020/1367 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, farklı gerekçe ile oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/17416, K. 2024/8142, T. 12.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-17416-e-2024-8142-k-cc7f94f1f19d