Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/15868 E. 2025/19669 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/15868
- Karar No
- 2025/19669
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/190 E., 2019/905 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/232 E., 2017/3501 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme Sanık ... için; 08.03.2017 Sanık ... için; 20.12.2016 Sanık ... için; 14.02.2014 Sanık ... için; 11.02.2014 Sanık ... için; 04.02.2015 Sanık ... için; 30.01.2014 Sanık ... için; 09.10.2014 Sanık ... için; 31.01.2014 Sanık ... için; 09.07.2014 Sanık ... için; 31.01.2014 Sanık ... için; 5271 sayılı Kanun'un 232/2-c maddesi gereğince verilen kararın niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır HÜKÜM : Sanıklar ... ve ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK'nın 62,53, ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet Sanık ... hakkında; CMK'nın 223/2-e maddesi gereği verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi, Sanıklar ... ve ... hakkında; verilen beraat kararlarının kaldırılarak; TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK'nın 62,53, ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, Sanık ... hakkında; verilen beraat kararının kaldırılarak; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK'nın 62,53, 58/9 ve 63, maddeleri gereği verilen mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kesin kararların; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanun'a eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz taleplerinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafinin temyiz talebinin vekalet ücretine yönelik olduğu tespit edilerek yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; Sanık müdafinin temyiz talebini CMK'nın 291/1. maddesinde öngörülen 15 günlük süreden sonra yaptığı anlaşılmakla, yasal süresinden sonra yapılan temyiz başvurusunun CMK'nın 298. maddesi gereğince REDDİNE, Sanık ... müdafince yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; Sanık müdafinin 16.10.2019 tarihinde tefhim olunan istinaf kararına karşı süresinde gerekçe içermeyen temyiz dilekçesi vermesine rağmen, usulüne uygun tebliğ olunan gerekçeli karara karşı 7 gün içinde sunulması gereken gerekçeli temyiz dilekçesinin yasal süresinden sonra verdiği görülmüş ise de; gerekçeli kararın hüküm ve kararın tebliğine dair mazbatada CMK'nın 295/1 hükmü uyarınca "gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde gerekçeli temyiz dilekçesi verilmediği takdirde hükmün temyiz edilmemiş sayılacağına" dair meşruhatın bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin gerekçe içeren temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir. Sanıklar ... ve ... müdafince yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; TCK'nın 314. maddesi kapsamında sayılan silahlı örgüt suçları 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 286/3. maddesinde yapılan düzenleme ile temyizi kabil suçlar kapsamına alındığı, yapılan düzenleme gereği kanunun yayımlanma tarihinden itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla belirtilen suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanacağının belirtildiği, söz konusu düzenlemenin 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, on beş günlük temyiz süresinin de bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, ancak sanıklar müdafinin düzenleme yayımlanmadan 3 gün önce 21.10.2019 tarihinde vermiş olduğu dilekçesinde, sanıklar yönünden verilen hükümlerin 7188 sayılı Kanun kapsamında temyiz edildiği belirtilerek temyiz talebinde bulunduğunun anlaşılması karşısında, temyiz talebinin içeriği ve dilekçede ortaya konulan irade nazara alınarak sanıklar yönünden temyiz incelemesi yapılması gerektiği değerlendirilmiştir. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının sanık ... lehine yapmış olduğu temyiz talebinin incelenmesinde; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının 16.10.2019 tarihli temyiz dilekçesi ile sanık ... lehine hükmü temyiz ettiği ve 07.11.2019 tarihli dilekçe ile de temyiz talebinden vazgeçtiği görülmüş ise de, CMK'nın 266/1 maddesinde Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve sanık müdafinin temyiz dilekçesinde vazgeçmeye rıza göstermediklerini belirtmesi karşısında hükmün temyiz incelemesinin, gerek sanık müdafinin temyiz nedenleri gerekse Cumhuriyet savcısının sanık lehine temyizi dikkate alınarak yapılması gerektiği belirlenmiştir. Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanıklar ..., ... ve ... müdafinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE, Sanıklar ... ve müdafii, ... ve müdafii, ... ve müdafii, ... müdafii, ... müdafii, ... müdafii, ... müdafii, ... müdafii, ... müdafii, ... müdafii, ... müdafii ile sanıklar ... ve ... yönünden bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık ...'ün soruşturma aşamasında sanıklar ... ve ... aleyhine beyanda bulunduğu halde aynı avukat tarafından savunulmaları, bu beyanın sanıklar hakkındaki terör örgütüne yardım etmek suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine esas alınmaması nedeniyle sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Suç tarihinin sanık ... için temadinin kesildiği yakalanma tarihi olan “20.12.2016”, sanık ... için temadinin kesildiği eylem tarihi olan “31.01.2014”, ... için “09.07.2014” tarihi yerine gerekçeli karar başlığında “2016 yılı ve öncesi” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimin sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar ..., ... ve ... ile ilgili olarak hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı; beraatine karar verilen sanık ... ile ilgili olarak ise yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; sanıklar müdafileri ile bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle mahkumiyet ve beraat hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA, 2) Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık ...'ün soruşturma aşamasında sanıklar ... ve ... aleyhine beyanda bulunduğu halde aynı avukat tarafından savunulmaları, bu beyanın sanık hakkındaki terör örgütüne yardım etmek suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne esas alınmaması nedeniyle sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. A) Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduklarına dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanıkların, aşamalardaki savunmalarının aksine örgüt liderinin talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastı ile örgütle iltisaklı bankaya para yatırdığına ve bankacılık işlemleri yaptığına dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek atılı suçtan sanıkların beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine dair karar verilmesi, B) Kabul ve uygulamaya göre; Suç tarihinin temadinin kesildiği eylem tarihi olan ... için “30.01.2014”, ... için “09.10.2014”, ... için ''11.02.2014'', ... için '' 14.02.2014 '', ... için ''04.02.2015'' tarihi yerine gerekçeli karar başlığında “2016 yılı ve öncesi” olarak gösterilmesi, 3) Sanık ... hakkında yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; A) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 esas 2015/1292 karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.). 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın, temyiz aşamasında sunmuş olduğu 30.12.2021 tarihli dilekçesi ile etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirmesi karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması, B) İstinaf şamasından sonra dosya içerisine geldiği anlaşılan İ.D.'e ait ifade ve teşhis tutanaklarının duruşmada okunması, İ.D.'nin tanık sıfatıyla dinlenmesinin sağlanarak 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine diyeceklerinin sorulması, C) Kabul ve uygulamaya göre; Suç tarihinin temadinin kesildiği yakalanma tarihi olan “10.08.2016” tarihi yerine gerekçeli karar başlığında “2016 yılı ve öncesi” olarak gösterilmesi, 4) Sanık ... hakkında yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; A) ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; İstinaf kararından sonra dosya içerisine geldikleri anlaşılan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı, M.C.U.'ya ait ifade ve teşhis tutanağı ile sanık hakkında düzenlenen emniyet araştırma raporlarının 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine okunarak diyecekleri sorulması, gerekirse M.C.U.'nun tanık olarak dinlenmesinin sağlanması, B) Kabul ve uygulamaya göre; Suç tarihinin temadinin kesildiği yakalanma tarihi olan “08.03.2017” tarihi yerine gerekçeli karar başlığında “2016 yılı ve öncesi” olarak gösterilmesi, 5) Sanık ... hakkında yapılan temyiz itirazının incelenmesinde; A) İstinaf kararından sonra dosya içerisine geldiği anlaşılan....,...,...,.... ve.....'ya ait ifade ve teşhis tutanaklarının okunması, M.T., M.T.B., S.Y. ve M.K.'nın tanık sıfatıyla dinlenmelerinin sağlanarak 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre sanığın tekrar hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekliliği, B) Kabul ve uygulamaya göre; Suç tarihinin temadinin kesildiği eylem tarihi olan “31.01.2014” tarihi yerine gerekçeli karar başlığında “2016 yılı ve öncesi” olarak gösterilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ... ve tüm sanıklar müdafileri ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye kısmen uygun olarak, BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.