Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/17475 E. 2025/803 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/17475
Karar No
2025/803
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

DURUŞMA İSTEMLİ

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/675 E., 2018/394 K. İLK DERECEMAHKEMESİ :Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/93 E., 2018/250 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma 23.11.2017(... yönünden) HÜKÜM : Sanıklar hakkında ayrı ayrı; TCK'nın 314/2, TMK'nın 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükümlene yönelik istinaf başvurularının; sanık ... yönünden esastan reddi, sanık ... yönünden ise İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat. TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafileri, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; I.Sanık ... hakkında müdafilerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; A.Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.05.2012 tarih ve 2011/1-872 Esas, 2012/198 sayılı Kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; sanık ...'ın diğer sanık hakkında, kendisine ait telefonu ara sıra eşi olan sanık ...'in kullandığını ifade ederek, aleyhe beyanlarda bulunduğu anlaşılmakla aynı müdafii tarafından temsil edilen sanıklar arasında savunmalarına zaafiyet yaratacak düzeyde zarar verebilecek menfaat çatışması oluştuğundan ayrı müdafilerce temsil edilmelerine imkan sağlaması gerekirken CMK'nın 152/1. maddesine aykırı şekilde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmak suretiyle sanıkların savunma haklarının kısıtlanması,

B.Savunmalarında ByLock isimli programı telefonuna oğlunun dershaneden öğretmeni olan ... isimli şahsın yüklediğini ve kendisini veli toplantısına davet ettiğini, örgütsel amaçla kullanmadığını ifade eden sanık ...'in, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, karardan sonra dosyaya giren 111785 ID'ye ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile; ekleyen, eklenen ve aynı grupta yer alan kişilerin, sanık ile irtibatlı olup olmadığı, bu kişiler hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin tanık olarak ifadelerine başvurulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması, C.Sanığın ihraç edilmeden önce emniyet mensubu olduğu hususu da nazara alınarak; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen FETÖ/PDY emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin dijital verilerin incelenmesi sonucunda düzenlenen veri inceleme raporu, bu rapora dayanak teşkil eden gizli tanık ...’un daha önce hakim huzurunda alınmış ifadesi ve delilin el konulmasına ilişkin hakimlik kararı getirtilerek sanık hakkında düzenlenen bir kayıt olup olmadığının tespit edilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

D.UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında araştırma yapılarak sanık ile ilgili herhangi bir beyan olup olmadığının tespiti ile varsa ifade sahiplerinin, yine karardan sonra beyanları dosyaya giren E.M.'nin ve sanığın telefonuna ByLock yüklediğini ifade ve teşhis ettiği, E.D.'nin tanık sıfatıyla dinlenmeleri suretiyle tüm delillerin CMK'nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması, E.Kabul ve uygulamaya göre de; 1.Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamı ve Dairemizin 15.03.2023 tarih, 2021/11368 Esas, 2023/1293 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin içeriği dikkate alındığında, kanun koyucunun, izlenen suç politikası gereğince suç örgütleriyle etkin mücadele edebilmek amacıyla, örgüt kurucu, yöneticiler ve üyelerinin örgütten ayrılmalarını ve örgütü deşifre ederek, örgüt bünyesinde işlenen suçların ve faaliyet gösteren faillerin yakalanmasını sağlamalarını, örgütten ayrılan bu kişilerin cezalandırılmasından daha faydalı gördüğü anlaşılmaktadır. Örgüt üyesi olan sanığın etkin pişmanlıkta bulunması halinde hakkında uygulanabilecek hükümler, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarıdır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi açısından sanığın gönüllü olarak teslim olduktan sonraetkin pişmanlık kapsamında kendisinin örgütle olan bağını ve örgüt mensupları ile örgütün faaliyetleri ile bu faaliyetler kapsamında işlenen suçlara ilişkin bilgi verme yükümlülüğü bulunmaktadır, ancak 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki etkin pişmanlık kapsamında sanıkların bu anlamda bilgi verme yükümlülükleri bulunmamaktadır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesine göre sanık hakkında yakalama kararı olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Bu fıkra hükümlerinin uygulanması bakımından gönüllü olarak mı bilgi verdiği yoksa yakalandıktan sonra mı bilgi verdiği önemlidir. Gönüllü olarak teslim olduktan sonra etkin pişmanlık kapsamında bilgi vermesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddenin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanması; yakalandıktan sonra bilgi vermesi halinde ise 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddenin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi uygulanması gerektiği madde metni ve gerekçesinden açıkça anlaşılmaktadır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanabilmesi için ise, sanık örgütün kurucusu, yöneticisi, üyesi ya da örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden konumunda olmalı, kendi gönüllü teslim olmayarak yakalanmalı ve örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermelidir. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; Soruşturma aşamasından itibaren, ByLock programını telefonuna yükleyen kişiyi söyleyen ve kişisel faaliyetleri ile ilgili bir takım bilgiler verdiği anlaşılan sanığın duruşmada hazır edilerek etkin pişmanlık kurumunun önem ve şartları da hatırlatılıp ayrıntılı beyanlarının alınması, gerektiğinde usulüne uygun teşhis işleminin yaptırılması, verdiği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığı, mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken yeterli ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2.Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının TCK'nın 53 üncü maddesinin uygulanmasında gözetilmemesi, II.Sanık ... hakkında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin incelenmesinde; A.Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.05.2012 tarih ve 2011/1-872 Esas, 2012/198 sayılı Kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; sanık ...'in diğer sanık hakkında, oğlunun dershaneden öğretmeni olan ... isimli şahsın kendisine ait telefona ByLock programını yükledikten bir hafta sonra eşi olan sanık ...'ın telefonunu da isteyip ByLock programını yüklemeye çalıştığını ifade ederek, aleyhe beyanlarda bulunduğu anlaşılmakla aynı müdafii tarafından temsil edilen sanıklar arasında savunmalarına zaafiyet yaratacak düzeyde zarar verebilecek menfaat çatışması oluştuğundan ayrı müdafilerce temsil edilmelerine imkan sağlaması gerekirken CMK'nın 152/1. maddesine aykırı şekilde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmak suretiyle sanıkların savunma haklarının kısıtlanması, B.ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanık ...'ın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, karardan sonra dosyaya giren 259776 ID'ye ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile; ekleyen, eklenen ve aynı grupta yer alan kişilerin, sanık ile irtibatlı olup olmadığı, bu kişiler hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin tanık olarak ifadelerine başvurulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması, C.UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında araştırma yapılarak sanık ile ilgili herhangi bir beyan olup olmadığının tespiti ile varsa ifade sahiplerinin tanık sıfatıyla dinlenmeleri suretiyle tüm delillerin CMK'nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması, D.(A, B, C bentlerindeki) bozma sebepleri dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılıp yapılan yargılama sonucunda bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, E. Kabul ve uygulamaya göre de; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının TCK'nın 53 üncü maddesinin uygulanmasında gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık ... müdafileri ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı tebliğnameye kısmen uygun kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.01.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/17475, K. 2025/803, T. 13.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-17475-e-2025-803-k-8074e65af15f