Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/15802 E. 2023/2029 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/15802
- Karar No
- 2023/2029
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2018 tarihli ve 2017/301 Esas, 2018/199 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/3 üncü ve 220/7 nci maddeleri yollaması ile 314/2, 220/7, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62., 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. ....Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 29.05.2019 tarihli ve 2018/2368 Esas, 2019/1000 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "11/08/2016" olarak yazılması gerekirken "31/08/2016 ve öncesi" olarak gösterilmesi bir maddi hata olduğu değerlendirilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; 1-Mahkemelerin tabi hakim ilkesine aykırı olarak teşekkül ettiği, 2-Tanık beyanlarının başka delillerle desteklenmedikçe hükme esas alınamayacağı, 3- Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadğı, kararın sanık lehine kaldırılması ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği ve sair nedenlere, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın Isparta ili Yalvaç İlçesinde din görevlisi (imam hatip) olarak görev yaptığı, 692 sayılı KHK ile FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı nedeniyle kamu görevinden ihraç edildiği, yine aynı nedenle ihraç edilmeden önce hakkında adli ve idari soruşturma yapılmış, Tanıklar R.G ve İ.Ş'nin ifadelerinden ve sanığın duruşmadaki savunmasından da anlaşılacağı üzere öğrencilik döneminde sanığın FETÖ/PDY ile irtibatlı yurtlarda ve evlerde kaldığı, tanık M.S'nin beyanı, diğer tanıkların beyanı ve evinde yapılan aramada bulunan ajandadaki nottan da anlaşılacağı üzere FETÖ/PDY'ye müzahir zaman ve sızıntı dergilerini takip ettiği/okuduğu, bunlara abone olduğu, evinde yapılan aramada bir adet sızıntı dergisinin de bulunduğu, yine tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere zaman zaman sohbet adı altındaki toplantılara katıldığı, sanığın kullandığı telefonların HTS kayıtlarının incelendiği, HTS analiz raporuna göre içlerinde FETÖ/PDY kurum ve kuruluşlarında çalışan şahıslarında bulunduğu çok sayıda FETÖ/PDY şüphelisi ile irtibatının olduğu, Tanık V.B'nin ifadesinden de anlaşılacağı üzere 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra da diğer FETÖ/PDY şüphelileri ile birlikte görüldüğü, bu nedenle sanığın FETÖ/PDY terör örgütüne sempati duyduğu ve örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsediği hususunda tereddüt bulunmadığı anlaşılmıştır. İdari soruşturma sırasında muhakkik tarafından, hazırlık soruşturması sırasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ve yargılama sırasında talimat mahkemesi tarafından alınan ifadelerinden de anlaşılacağı üzere tanık A.N'nin 17/25 Aralık sürecinden önce örgüte müzahir gazeteye abone olmasını sağladığı, akabinde ilerleyen günlerde bu tanığı örgütün sohbet adı altındaki toplantılarından birisine çağırdığı, sohbet sırasında tanıktan öğrencilere burs adı altında örgüte yardım istenildiği, tanığın bunu vermeye yanaşmadığı, bu kez tanıktan kurban istenildiği, tanığın bir şey demesine fırsat bırakmadan sanığın araya girerek Ahmet Hoca ile bana bir tane kurban yazın diyerek yardım taahhüdünde bulunduğu, tanık A.N'nin kurban için herhangi bir para vermediğini beyan ettiği, bu nedenle sanığın tamam ben hallederim diyerek bu yardım taahhüdünü tek başına yerine getirdiği, yine ilerleyen günlerde FETÖ/PDY Yalvaç ilçe sorumlusu (imamı) olan D.G simli şahısla tanık A.N 'yi bir araya getirdiği, ilçe sorumlusu D.G'nin tanık A.N'den köylere gidip sohbet düzenlemesini istediği, tanığın bu talebi kabul etmediği, dershanelerin kapatılmasının gündemde olduğu süreçte de hükümete tepki olsun diye Diyanet Sen'den topluca istifa edilmesi yönünde diğer diyanet çalışanlarına teklifte bulunduğu; Tanık K.S'nın beyanından da anlaşılacağı üzere Yalvaç İlçe Müftülüğünün önünde bulunan camide Müftülükte görev yapan imamların her ay toplandıkları, yani toplantı yapıldığı, sanığın diğer FETÖ/PDY şüphelileri ile birlikte imamları Yalvaç İlçe merkezinde bulunan FETÖ/PDY'ye ait öğrenci yurduna yemeğe davet ederek örgütün imamlarla temas kurması hususunda aracı olduğu görülmüştür. Öncelikle çözümü gereken sorun bahsedilen bu eylemlerinin suç teşkil edip etmediği, suç teşkil etmesi halinde hangi suç tipine uyduğuna ilişkin olduğudur. Sanığın yukarıda açıklanan eylemlerinin başlı başına suç teşkil etmediği, zira TCK 220/4. maddesi gereği bu eylemlerin suç teşkil etmesi halinde ayrıca bu suçtan dolayı da cezalandırılması gerekeceği açıktır. Diğer taraftan Mahkememizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararlılık kazanan uygulamasına göre de; esasen örgüt üyesi örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir yada talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. Örgüt üyesinin örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliği ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmak istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Dosya içeriğine göre sanık hakkında örgütle "organik bağ" kurduğu veya örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olduğu hususunda yeterli ve somut delil elde edilememiştir. Bu hususta sanık lehine yorumlanması gereken bir şüphe mevcuttur. Eylemleri örgüt üyeliğine konu olabilecek derecede çeşitlilik ve süreklilik arz etmediğinden, sanığın örgütün içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgütün amacına hizmet ettiği görülmektedir. Bu nedenle sanığın tespit edilen eylemlerinin iddianameye konu silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturmadığı, bu haliyle silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu değerlendirilerek hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, "İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay, olgu ve hukuki nitelendirmede" bir isabetsizlik görülmemiş ancak suç tarihinin karar başlığında hatalı yazılması hususu eleştirilmiştir. IV. GEREKÇE Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık müdafiinin temyizinin kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; Sanığın çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesinin müsnet suç bakımından delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına yansıyan "örgütün sohbet adı altındaki toplantılara katılma, yardım parası isteme," şeklindeki sanığın eylemlerinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren sanığın, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması yerine örgüte yardım etmek suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, atfın niteliği ve aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.05.2019 tarihli ve 2018/2368 Esas, 2019/1000 sayılı Kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2023 tarihinde karar verildi. ... ... ... ... ...