Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/1491 E. 2025/8486 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/1491
- Karar No
- 2025/8486
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1795 E. - 2017/1736 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/90 E. - 2017/22 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma,tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme,kamu malına zarar verme 15.12.2013 (Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma) HÜKÜM : 1-TCK'nın 314/2, 3713 Sayılı Kanun'un 5, TCK'nın 53/1-2-3, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi. 2-TCK'nın 174/1-2, 3713 sayılı Kanun'un 5/2, TCK'nın 53, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi. 3-TCK'nın 152/1-a, 152/2-a, 3713 Sayılı Kanun'un 5, TCK'nın 53/1-2-3, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusu üzerine kararın kaldırılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararı
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1- Kamu malına zarar verme suçunda Hazine vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin; amaç, kapsam ve 303 üncü madde ile 05.08.2017 tarihli ve 30145 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 15 inci maddesiyle, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi metninde yer alan "(c)" ibaresinin "(a), (c), (d)" şeklinde değiştirilmesine ilişkin 7035 sayılı Kanun'un gerekçelerine nazaran, ayrıntıları, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 15.06.2004 tarihli, 115-138 sayılı ve 17.05.2022 tarihli, 2020/(Kapatılan)14-248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 01.07.2020 tarih 2422-3204 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; temyiz olunan hükmün, maddî hukuk kurallarının veya yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanması hâlinde bir temyiz mercii olarak "hukuka aykırılık denetimi" yapan Yargıtayca "bozulmasının", İlk Derece Mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş hükümlerini "hem maddi hem de hukuki yönden denetleyen" ve bu suretle gerekli gördüğü hususlarda öğrenme muhakemesi yapma imkanına sahip bir derece mahkemesi olarak Bölge Adliye Mahkemelerince ise "ıslah edilmesinin" kural olması itibariyle, Yargıtay'a nisbeten "hükmü ıslah" yönünden daha geniş bir takdir imkanına sahip olduğunda kuşku bulunmayan Bölge Adliye Mahkemelerinin, "dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra", (5271 sayılı Kanun'un "Bölge Adliye Mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280 inci maddesinin birinci fıkrası ) "hükme esas kabul edilen maddî olaylara hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılması" hallerinde hukuka aykırılığın giderilmesi suretiyle hükmün ıslahı için, yeniden yargılama yapılması, yani maddi sorunun daha fazla aydınlatılması için bir araştırmanın gerekmesi ve bu hususta mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisinin bulunması söz konusu değil ise, bir başka anlatımla, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü maddi vakıanın sübutu yönünden isabetli bulmakla birlikte, sübutu kabul edilen maddi vakıaya bağlanan hukuki neticenin hatalı olduğunu düşünmekte ise incelenen hükmün bütününü kaldırmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında duruşma açmadan "sanığın beraatine" karar vermesinde usule aykırılık görülmemiştir.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında; Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçenin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; Hazine vekilinin temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraate ilişkin hükmün ONANMASINA, 2- Silahlı terör örgütüne üye olma suçunda sanık müdafilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre; silahlı terör örgütü üyeliği suçundan CMK 101/3 maddesi gereğince sanığın, savunmasının alındığı celse kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK 156 maddesi gereğince re'sen müdafii görevlendirilmeyerek bulunduğu hal nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çekişmeli yargılamanın gereği olan "silahların eşitliği" ilkesinin ve Anayasa'nın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafinin hukuki yardımından yararlandırılmadan sorgusunun tespit edilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanarak CMK 101/3, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edildiği görülmekte ise de; bilahare celsede müdafi görevlendirilerek yargılamaya devam edilmiş olmasına, müdafi huzurunda okunan duruşma tutanakları ile beyanları kabul eden sanığın esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını da müdafi yardımından istifade ederek yapmış bulunmasına nazaran anılan hukuka aykırılığın hükümden önce telafi edildiği anlaşılmakla bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın örgütsel faaliyet kapsamında işlediği silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümde mahiyeti itibariyle bir ceza değil cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili bir kurum olan TCK’nın 58/9 uncu maddesinin uygulanmaması kazanılmış hak oluşturmayacağından infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;
Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; a- Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen cezanın 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin aynı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, b- 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması bakımından, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı ile 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile yapılan değişikliğin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususların 5271 sayılı CMK'nın 303/1-c. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün "A" fıkrasının ikinci bendinden "3713 sayılı Kanun'un 5. maddesi" ibaresi çıkartılarak yerine "3713 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 5. maddesinin 1. fıkrası" ibaresinin eklenmesi ve sanıklar hakkındaki hükmün TCK'nın 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın bütünüyle çıkarılarak yerine "Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı ve 15.04.2020 tarihli
Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi de nazara alınarak, hapis cezasının kanuni sonucu olarak sanığın; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre 53 üncü maddesinin kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklarından yoksun bırakılması açısından mahkûm olduğu hapis cezası ertelendiğinden uygulanmayacağı göz önüne alınmak suretiyle, 53 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı diğer haklardan 53 üncü maddenin ikinci fıkrası gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına," cümlesi eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3- Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçunda sanık müdafilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; a- Sanığın soruşturma aşamasında 01.01.2012, 07.12.2013, 08.12.2013 ve 15.12.2013 tarihli katıldığını ikrar ettiği eylemlere ve 21.07.2013 tarihli eyleme ilişkin olaylarda kullanıldığı iddia edilen molotof ve el yapımı patlayıcıların canlılar üzerinde öldürücü ve yaralayıcı, cansızlar üzerinde yakıcı, yıkıcı, tahrip edici özelliğe sahip olduğuna tespitin yapılmadığı görülmekle söz konusu raporların temin edilerek bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilgi ve belgelere dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b. Kabul ve uygulamaya göre de; -5237 sayılı TCK'nın 174 üncü maddesi gereğince hüküm kurulurken hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi, -Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan verilen cezanın 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi maddesinin birinci fıkrası gereği artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, -5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması bakımından, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı ile 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile yapılan değişikliğin gözetilmemesi, -Sanığın örgütsel faaliyet kapsamında işlediği tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan kurulan hükümde mahiyeti itibariyle bir ceza değil cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili bir kurum olan TCK’nın 58/9 uncu maddesinin uygulanmaması, Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz istemi bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304 üncü maddesi uyarınca Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.