Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/11206 E. 2024/8447 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/11206
- Karar No
- 2024/8447
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SAYISI : 2018/1347 E., 2019/863 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi. TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafiileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanun’a eklenen 5 inci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edildiği, 5271 sayılı Kanun’un 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2018 tarih 2017/745 Esas ve 2018/486 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası, 221 inci maddesinin beşinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle 58 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 28.05.2019 tarihli 2018/1347 Esas, 2019/863 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.06.2021 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; 1.Sanığın Sultanlar A.Ş yönetim kurulu üyeliğinin 24.09.2014 tarihinde son bulduğuna, 2.17-25 Aralıktan sonra örgütün gerçek yüzünü gördüğünde şirketten ayrılmak istediğine, ancak istifa ile ayrılması mümkün olmadığına ve hisselerini devredene kadar kendisini oyaladıklarına, 3.17-25 Aralık sürecinden sonra sanığın örgüt ile hiçbir bağlantısı kalmadığına, bu tarihten sonra sohbet ve toplantılara katılmadığına, bu durumun sanık savunması ve bu savunmayı destekler tanık beyanları ile sabit olduğuna, 4. Sanığın şirketin hissedarı ve bir dönem yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle mütevelli olarak kabul edildiğine, ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığına, sanığın hiçbir zaman örgüt içinde karar mercisinde bulunmadığına, 5. Bank Asya hesabının 2006 yılında açılmış olduğuna, 142 TL'lik bakiyesinin çok önceden beri bulunduğuna, örgütsel saik veya talimatla işlem yapmadığına, 6. Zaman Gazetesine üyeliğinin bulunmasının atılı suç yönünden delil olamayacağına, 7.17-25 Aralık olaylarından sonra sanığın çocuğunun kaydını Yamanlar Kolejinden alarak Manisa Fen Lisesine yaptırdığına, 8.Sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediğine, 9.Sanık hakkında beraat kararı verilmesi, aksi durumda ise etkin pişmanlık indiriminin üst hadden yapılması gerektiğine, 10. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1.Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; ByLock kullanıcısı olmayan, örgütsel kod adı kullanmayan, tanık beyanları ile doğrulanan ve aksi kanıtlamayan savunmasına göre 17-25 Aralık sürecinden sonra örgütle bağını kesip, sohbet ve toplantılara katılmayı bırakan, örgüte müzahir şirketteki hissesini 01.10.2014 yılında devreden sanığın, hisse devrinin bir müddet zaman alabileceği de göz önünde bulundurulduğunda örgütün operasyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinmesinden sonraki dönemde herhangi bir örgütsel eylem ve faaliyetininde tespit edilemediği, sanığın eylem ve faaliyetinin örgütle ilişkisinin sempati düzeyini aşarak örgütün hiyerarşik yapısına girdiğini gösterir ve örgüt üyeliği suçundan mahkumiyetini gerektirir çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk göstermemesi karşısında, örgüte üyelik suçunu işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil elde edilemediğinden, atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, 2.Kabul ve uygulamaya göre de; Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının gösterilmesi gerekirken, anılan madenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan aynı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 28.05.2019 tarihli 2018/1347 Esas, 2019/863 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2024 tarihinde karar verildi.