Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2012/23145 E. 2013/27046 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/23145
- Karar No
- 2013/27046
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü; Katılanın kolluk aşamasında ifadesi alınırken uzlaşma teklifini kabul etmediği ancak mahkeme aşamasında ise 'zararı karşılandığı takdirde şikayetten vazgeçebileceğini belirttiği' halde sanık tarafından zarar karşılamadığında katılanın şikayetini sürdürmesi nedeniyle tarafların dosya kapsamından uzlaşamadıkları anlaşıldığından; tebliğnamenin uzlaşmanın usulüne uygun yapılmadığı konusundaki bozma istemli görüşüne iştirak edilmemiştir. Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak, 20.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı yeni Çek Kanununun 9. maddesi ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5941 sayılı Çek Kanununun, 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik, 5 maddesi ile karşılıksız çek yazma eyleminin suç olmaktan çıkarılması sebebiyle sanığın adli sicilindeki önceki mahkumiyetlerinin tekerrüre esas teşkil etmeyeceği gözetilerek sanık hakkında yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 27/06/2013 gününde oy çokluğu karar verildi. KARŞI OY Yerel mahkeme yaralama suçundan sanık hakkında TCK'nin 61. maddesinde belirtilen suçun işleniş şekli, sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alarak TCK'nin 86/2 maddesi gereği takdiren ve tercihen 4 ay hapis cezasını temel ceza olarak belirlemiştir. 3. Ceza Dairesinin çoğunluk görüşü ise sanığın kesin olan sabıka kaydının tekerrüre esas alınarak sanık hakkında TCK'nin 58/6. maddesinin uygulanması ile bu sabıka kaydının hapis cezasının tercih edilmesinde etkili olduğu düşüncesiyle yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Ceza Dairesinin çoğunluk görüşüne aşağıdaki nedenlerden dolayı katılmıyoruz. 1) Yerel mahkeme sanık hakkında hüküm kurarken seçimlik cezalardan hapis cezasını sanığın sabıka kaydının bulunması nedeniyle seçmemiş olup TCK'nin 61/1. maddesindeki nedenlere dayanarak seçmiştir. Kaldı ki hakim sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olmayan sabıka kayıtlarının bulunmasını, sanığın suç işlemeye yatkın kişiliği kapsamında değerlendirerek tercihli cezalardan hapis cezasını seçme yönünde kullanılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. Yerel mahkemenin sanık hakkında hapis cezasını tercih etmesi kanuna uygundur. 2) Dairemizin çoğunluk görüşü esas alındığı takdirde yerel mahkemenin TCK'nin 86/2 maddesindeki seçimlik ceza uygulamasında sabıka kaydı bulunmayan sanıklar hakkında TCK'nin 61/1 maddesi kriterleri esas alarak hapis cezasını seçilebileceğini, ancak tekerrüre esas olmayan sabıka kaydı bulunan sanıklar için ise hapis cezasını seçemeyeceği şeklinde yasal olmayan bir uygulamaya yol açacaktır. Yerel mahkemeler sabıkası bulunmayan sanıklar hakkında hapis cezasını hangi gerekçelerle tercih etmişse, sabıkalı sanıklar hakkında da aynı nedenlerle hapis cezasını tercih edebilme hak ve yetkisine sahiptir. 3) Temyiz incelemesine konu dosyada yerel mahkeme sanık hakkında tekerrür hükmünü hatalı uygulamıştır. Zira kesin olan sabıka kaydının tekerrüre esas alınarak sanık hakkında TCK'nin 58/6. maddesinin uygulanması 1412 sayılı CMUK'un 305/son maddesine aykırıdır. Yerel mahkemenin yanlış olarak uyguladığı tekerrür uygulamasının mahkemece TCK'nin 61/1. maddesi gereği temel cezanın seçiminde zimni olarak gözetilmiş olabileceğinin kabul edilmesi halinde mahkemelerin takdir haklarını kullanırken gösterdikleri somut gerekçelerin tartışmaya açılmasına neden olacaktır. 4) Bu nedenle yerel mahkemenin kanuna aykırı olarak uyguladığı TCK'nin 58/6 . maddesine ilişkin kısmın CGK'nin 20.03.2012 tarih ve 344-104 esas sayılı kararı da gözetilerek CMUK'un 309. maddesi gereği hükümden çıkarılarak düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği karşı düşüncesi ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.