Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/300 E. 2016/2649 K. – Asıl Ve Birleşen
Konu: Asıl Ve Birleşen Sıra Cetveline İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2016/300
- Karar No
- 2016/2649
- Karar Tarihi
- Konu
- Asıl Ve Birleşen Sıra Cetveline İtiraz
MAHKEMESİ : Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl ve birleşen sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Asıl davada davacı vekili, .... sayılı takip dosyasından satılarak paraya çevrilen 34 EJ 4063 plakalı araç hakkında yapılan derece kararının geçersiz olduğunu,...sayılı icra dosyasında davalının alacağının muvazaalı olduğunu, bu nedenle derece kararından çıkarılması gerektiğini ileri sürerek, 1. sırada yer verilen davalının alacağının muvazaalı olduğunun tespiti ile 1. dereceye ödenmesi gereken bedelin müvekkili bankaya ödenmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, ...sayılı takip dosyasına konu alacağın muvazaalı olduğunu ileri sürerek, anılan takip dosyasında sıra cetveline itirazlarının kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin alacağının gerçek olduğunu, davacı tarafların muvazaa iddiasının doğru olmadığını, alacaklarının 2003 yılına dayandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için bu kanunda düzenlenen hususlarla, bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olmasının gerektiği, gerek asıl, gerekse birleşen davada davalı ile davacı alacaklıya borçlu olan şirket .... arasındaki ilişkinin ticari mahiyette olduğu, alacaklı davacılar ile borçlu şirketin her ikisi de tacir olup icra takibine konu olan aralarındaki ilişkinin de ticari iş mahiyetinde olduğu, görev hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken bir husus olduğu, bu davaya Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davada mahkemenin görevsizliğine, asıl ve birleşen davanın talep halind... gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Asıl ve birleşen dava, muvazaa nedenine dayalı olarak sıra cetveline itiraza ilişkindir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin yürürlükte bulunduğu dönemde Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi iken, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde yapılan değişiklikle Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak değiştirilmiş ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Somut olayda asıl ve birleşen dava, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra 06.11.2013 ve 07.11.2013 tarihlerinde açılmış olup, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Mezkur Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Ne var ki, İİK'nın 142/1. maddesinde, "Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu hükümde belirtilen mahal mahkemesinin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Dairemizin... ilamlarında da açıklandığı üzere; HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılan sıra cetveline itiraz davaları için görevli mahkeme ( sıra cetveline göre düşen hissenin miktarına bakılmaksızın ) HMK'nın 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir.... Somut olayda taraflar tacir ise de, asıl ve birleşen davada davacılar ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi, asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, davalının dava dışı borçludan olan alacağının muvazaalı olup olmadığından kaynaklanmaktadır. Bu durumda mahkemece, görevli olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. 2-Kabule göre de, karar tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu durumda mahkemece, HMK'nın 114/1-c ve115/2. madde hükümleri gereğince anılan yasal düzenleme gözönünde bulundurularak, göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, karar tarihinde yürürlükte olmayan ve göreve ilişkin dava şartı öngörmeyen HUMK'nın göreve ilişkin 7 ve 27. madde hükümlerine uygun olarak gerekçede ve hüküm fıkrasında "mahkememizin görevsizliğine" ve ''görevsizlik kararı'' ibarelerine yer verilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, asıl ve birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.