Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/2498 E. 2015/6517 K. – Sıra Cetveline
Konu: Sıra Cetveline İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2015/2498
- Karar No
- 2015/6517
- Karar Tarihi
- Konu
- Sıra Cetveline İtiraz
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili ile katılma yoluyla asıl davada daval...vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Asıl davada davacı vekili, borçlu...nin müvekkiline olan borçlarını ödememesi üzerine müvekkilince borçlu şirket aleyhine... 2010/7151 E. ve ... 2011/4000 E. sayılı dosyalarıyla icra takibi başlatıldığını, bu takipler kapsamında borçlu şirketin haczedilen taşınmazının ihale ile satışından sonra ... 2009/1066 E. sayılı takip dosyasından sıra cetveli düzenlendiğini, sıra cetvelinde 3. sırada davalı ...'nın... 2009/1066 E. sayılı dosyasındaki alacağına yer verildiğini, davalının haciz tarihi 03.03.2009 olup, davalı tarafça süresinde ve usulüne uygun satış avansı yatırılmadığından, İİK'nın 106 ve 110. maddeleri gereğince haczinin düştüğünü, sıra cetvelinde 4. sırada davalı... 2009/948 E. sayılı dosyasındaki alacağına yer verildiğini, işbu davalının satış avansının süresinde yatırılmadığını davalının haczinin düştüğünü ve sıra cetvelinden çıkartılması gerektiğini, sıra cetvelinde 9. sırada davalı...i'nin ... 2013/19850 E. sayılı dosyasındaki alacağına yer verildiğini, davalının satış talebinin reddedildiğini, davalıların borçlu şirketten herhangi bir alacaklarının bulunmadığını, davalıların alacağına ve sırasına itirazın kabul edilmemesi halinde bile müvekkilinin davalılar ile garameten paylaşmaya dahil edilmesi gerektiğini ileri sürerek,... 2009/1066 E. sayılı dosyasında düzenlenen 08.04.2012 tarihli sıra cetvelinde davalılara ayrılan paydan öncelikle müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyalarındaki alacağının ödenmesine, aksi halde müvekkilinin davalılar ile birlikte garameten paylaşma dahil edilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı... vekili, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiş; karşı davada ise davacının takip borçlusu şirketlerden...'nin ortağı olduğunu ileri sürerek, alacağının bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı.. vekili, müvekkil şirketin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, muvazaa iddialarının asılsız olduğunu, haczin düşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Dava ..., davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu edilen takip dosyasının konusunun bono olduğu, hem asıl davada, hem de karşı davada bonoya dayalı takip yapıldığı için İİK'nın 141, 142, TTK'nın 4 ve 5. maddeleri gereğince, görevli ve yetkili ... mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili ile katılma yoluyla asıl davada davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1-HMK'nın 115/1 maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2013 tarih, 4-2247 Esas, 1667 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, taraf teşkili yapılmadan, tensip ile birlikte dava şartı noksanlığından, davanın usulden reddedilmesinde HMK'nın 30. maddesine göre de bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiştir. Dairemizin 26.05.2015 tarih ve 2014/7272 E., 2015/3936 K; 10.09.2015 tarih ve 5056 E., 6407 K. sayılı ilamlarında da, HMK'nın 30. ve 115/1. madde hükmü uyarınca, davanın her aşamasında, somut olayda henüz taraf teşkili yapılmadan da tensip aşamasında HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilebileceği belirtilmiştir. ''Hakim, kural olarak, öninceleme aşamasında dava şartlarının mevcut olup olmadığını inceler, ancak davanın her aşamasında hakim, dava şartları mevcut olup olmadığını inceler, ancak davanın her aşamasında hakim, dava şartları bakımından re'sen inceleme yapmalıdır. Taraflar da dava şartı noksanını her aşamada ileri sürebilirler. Demek ki, bu konuda iddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağı uygulanmaz.''...Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, Ankara, 2011, Sh 298) Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, asıl davada davalı... vekilinin taraf teşkiline yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekilinin tüm, asıl davada davalı... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Asıl ve karşı dava, sıra cetvelinde itiraza ilişkindir. Borçluya ait mahcuz satış bedelinin bütün alacaklıların alacağını karşılamaması halinde düzenlenecek sıra cetveline itiraz, alacağın sadece esas ve miktarına ya da hem sıraya hem de esas ve miktarına yönelikse dava yoluyla genel mahkemede (İİK'nın m.142/1), itiraz sadece sıraya yönelikse şikayet yoluyla İcra Mahkemesi'nde (İİK'nın m.142/son) ileri sürülmelidir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile de nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. İİK'nın 142/1. maddesinde "Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan ve dava sonucunda etkilenecek olan alacaklıları ifade eder. Bu hükümde belirtilen mahal mahkemesinin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolunda açık bir düzenleme bulunmadığı, somut olayda olduğu gibi taraflar arasında temel ilişki (doğrudan ticari bir ilişki) ya da TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin hükümlerinin uygulanmasını gerektiren kambiyo hukuku ilişkisi bulunmadığı hallerde bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Dairemizin 04.06.2013 tarih ve 3440 E., 3763 K; 15.09.2014 tarih ve 2019 E., 5643 K; 15.10.2014 tarih ve 1764 E., 6313 K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere; HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılan sıra cetveline itiraz davaları için görevli mahkeme (alacağın sıra cetveline göre düşen hissenin miktarına bakılmaksızın) HMK'nın 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir....İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, sh:738). Bu durumda mahkemece, asıl ve karşı davanın tacir olan tarafların ticari işletmeleri arasındaki temel ya da hukuki ilişkiye dayalı ticari nitelikte olmadığı, sıra cetvelinde yer alan alacaklıların sırasına ve esasına yönelik olduğu, asıl ve karşı davada davacının hukuki yararı bulunduğunun kabulü için hacizlerinin ayakta olup olmadığı, ayakta ise hangi tarafın haczinin önce olduğu, buna göre sırada önceliğin hangi tarafa ait olduğu hususlarında önce sıraya itirazın incelenmesi, bu itirazın yerinde olmaması halinde alacağın esasına yönelik itirazın incelenmesine geçilmesi gerektiği, tarafların alacaklarının dayanağı olan takip dosyalarının kambiyo senetlerine dayalı olmasının, davanın niteliğini değiştirmeyeceği ve anılan hususlarda inceleme yapılmasının genel mahkemenin görevi dahilinde olduğu gözönünde bulundurularak, davaya bakmakta görevli olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve sonucuna göre karar vermesi gerekirken, yanılgıya dayalı yazılı şekilde hüküm kurması doğru olmamıştır. 3-Bozma nedenine göre, asıl davada daval... vekilinin, esasa yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. 4-Kabule göre, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Mahkemece, karar tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 114/1-c maddesi hükmü uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın anılan 115/2. madde hükmü uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunmayan 1086 sayılı HUMK'nın dava şartı öngörmeyen göreve ilişkin 7. ve 27. madde hükümlerine uygun olarak gerekçede "mahkememizin görevsizliğine" ve hüküm fıkrasında, "Dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine" ibarelerine yer verilmesi, hükmün gerekçesinde mahkemenin yetkisi ile ilgili bir tartışma yapılmamasına, esasen mahkemenin yetkisi ile ilgili görevli mahkemede karar verilecek olmasına rağmen, hükmün gerekçesinde, "ve yetkili mahkemenin" ibaresine yer verilmesi, hüküm fıkrasının 3. paragrafının başında, ''Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde'' ibaresine HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca yer verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, katılma yolu ile asıl davada davalı... vekilinin taraf teşkiline yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı-karşı davada davalı vekilinin tüm, asıl davada davalı .... vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı...vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.