Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/222 E. 2026/6130 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/222
- Karar No
- 2026/6130
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2877 E., 2025/2873 K. DAVA TÜRÜ : Kişisel Eşyanın İadesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ortaköy(Aksaray) 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2025/302 E., 2025/314 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından ziynet eşyası alacağı talebi yönünden davalı eş için pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilemeyeceği belirtilerek, kararın bozulması yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı kadın dava dilekçesinde; düğünde ve kınada takılan ziynet eşyalarının kayın baba ... tarafından muhafaza edileceği gerekçesiyle rızası olmaksızın baskı ile elinden alındığını, ayrıca müvekkiline düğün sebebiyle alınmış olan eşyaların da halen davalı eş ...'de olduğunu belirterek ziynet eşyalarının her iki davalıdan, diğer çeyiz eşyalarının ise davalı ...'den aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep etmiş davalılar vekili ise; kayınbaba tarafından alındığı iddia edilen ziynetler için davalı eşe husumet yöneltilemeyeceğini, ziynetlerin davalı kayınbaba tarafından alındığı iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafından talep edilen çeyiz eşyalarının tamamının varlığını kabul etmediklerini, davalı ...'de bulunan ve dilekçede belirttikleri eşyaları davalı ...'in teslime hazır olduğunu bu nedenle eşyalar yönünden hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın reddine ziynetler yönünden ise davalı eş ......'e karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile ...'a karşı açılan davanın da altınların kadında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ilk kararı ile; kadının; davalılara karşı açmış olduğu ziynet eşyası ve alacağı davasının kısmen kabulü ile ziynet eşyalarının aynen iadesine bedelinin ise müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı eşe karşı açmış olduğu çeyiz eşyası davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiş; kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, kayınbaba tarafından muhafaza amacıyla alınan ziynet eşyaları yönünden davalı eş ...'ye husumet yöneltilemeyeceğinden davanın husumetten reddine karar verilmesi, davalı ... hakkında açılan davada ise, genel mahkemelerde görülmek üzere görevsizlik kararı verilmesi için istinaf talebinin kısmen kabulü ile tarafların sair istinaf talepleri incelenmeksizin dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi gönderme kararı sonrası kadın eşin davalı eşe karşı açmış olduğu ziynet alacağı davasının pasif husmet yokluğundan reddine, çeyiz alacağı davasının kısmen kabulü ile çeyiz eşyalarının aynen iadesine aksi halde bedelinin ödenmesine karar verilmesi üzerine taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince; davacı kadının tüm istinaf taleplerinin esastan reddine, erkek eşin çeyiz eşyaları ve alacağı yönünden istinaf talebinin ise kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm tesisine karar verilmiş karar kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır (... , Hukuk Sözlüğü, ... 2011, s. 1529). Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 220 inci maddesinde "Aşağıda sayılanlar kanun gereğince kişisel maldır: 1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya 2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, 3. Manevi tazminat alacakları, 4. Kişisel mallar yerine geçen değerler” şeklindeki düzenleme ile kişisel mal kavramı hüküm altına alınmıştır. Evlenen eşlere hediye edilen ziynet eşyaları da, tarafların karşılıksız kazandırma yoluyla elde ettikleri malvarlığı değerlerinden olup kişisel mal olarak nitelendirilmektedir.
Evlilik birliğinin devamı süresince karşılıklı olarak sevgi ve güven duygusuyla hareket eden eşlerin birbirlerine ait mallarını kullanmaları, korumaları veya yönetmeleri hayatın olağan akışına uygun olduğundan; eşler aralarında bu konulara ilişkin bir sözleşme yapma gereği duymazlar. Bu çerçevede, bir eşin diğer eşin malı üzerinde tek başına veya birlikte zilyetliğinin söz konusu olduğu durumlar sıklıkla yaşanmaktadır. Ne var ki özellikle evlilik birliğinin sona ermesine bağlı olarak eşler; birbirlerinin zilyetliğinde bulunan mallarını doğal olarak geri almak isterler. Önemle belirtmek gerekir ki evlilik birliğinin kurulmuş ve edinilmiş mallara katılma rejiminin devam ediyor olması; eşlerin malvarlıkları üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf özgürlüğünü kısıtlamaz (TMK md. 193, 223/1). Dolayısıyla evlilik devam ederken bir eş diğer eşte bulunan malının iadesini talep edebilir.
4721 sayılı Kanun'un "Malların geri alınması ve borçlar" başlıklı 226. maddesinin inc fıkrasında "Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır" hükmünü taşımaktadır. Sonuç olarak eşler, birbirlerinin zilyetliğinde olan mallarını tasfiye davası ile birlikte talep edebileceği gibi tasfiyeden önce de geri isteyebilirler. Ziynet eşyası davalarında, ispat hukuku yönünden öncelikli kural; davacı kadın eş tarafından dava konusu edilen ziynet eşyalarının, cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığının kanıtlanmış olması gerekliliğine ilişkindir. Ziynetlerin varlığını bu şekilde ispatlayan kadın eşin ikinci olarak ispatlaması gereken husus ise; bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini veya bu şekilde elinden alındığına dair bir iddiası yoksa evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispat yükü altındadır. Diğer bir ifadeyle ziynet alacağı hakkı olduğunu iddia eden kadın eş, varlığını kanıtladığı dava konusu ziynetlerin kendinde olmadığını şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmakla yükümlüdür. İşte bu anda kadın eş; kişisel malı niteliğindeki ziynet eşyalarının kendi himayesinden çıkarak, erkeğin himayesine girdiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlamış ise artık erkek eş; kadın eşe ait olan ziynet eşyalarının iadesiyle yükümlü olmadığı hususunu ispat yükü altındadır. Zira borçlar hukuku genel hükümleri uyarınca; asıl olan borçlunun aldığı şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kuralıdır.
Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu ziynetlerin, erkeğin babası tarafından alındığı belirtilerek erkek eşe husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup dava konusu altınlar davalı erkeğin babası tarafından alınmış olduğu iddia edilse dahi tarafların davalının babası ile olan ilişkileri göz önüne alındığında altınların davalı erkeğin uhdesinde bulunduğunun iddia edildiği anlaşılmaktadır. Davalı erkeğin babası ile menfaat birliği içinde olduğu ve hayatın olağan akışına göre ziynetlerden erkeğin de sorumlu olduğunun ve erkeğe husumet yöneltilebileceğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca Mahkemece tüm deliller toplanarak davanın esası hakkında sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı eşe yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.