Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/5712 E. 2026/10926 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/5712
- Karar No
- 2026/10926
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/224 E., 2023/3300 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 13.07.2023 tarihli ve 2023/224 Esas, 2023/3300 Karar sayılı kararının sanık müdafîi ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede gereği düşünüldü: Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan İlk Derece Mahkemesinde kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı sanık müdafii ve katılan vekili tarafından yapılan itiraz üzerine Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli, 2022/934 D.İş sayılı kararıyla itirazların reddedilerek kesinleştiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararına da konu edilmediği anlaşıldığından sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz dilekçelerinin kapsamının sanık hakkında verilen hırsızlık ve mala zarar verme suçlarına yönelik olduğu belirlenmiştir. I) Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafîi ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen "hüküm kurulmasına yer olmadığına" dair kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesi uyarınca hüküm niteliğinde bulunmadığı, hüküm niteliğinde olmayan ve bu itibarla konusu bulunmayan karara yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin aynı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II) Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, kamera görüntülerinde sanığın net olarak tespit edilemediğine, dosyaya sunulan uzman bilirkişi raporunda görüntüdeki kişinin sanık olmadığının belirtildiğine, suçun vasfında yanılgıya düşüldüğüne yönelik olduğu, katılan vekilinin temyiz isteminin ise; suçun işleniş biçimine göre sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, suçun sanık tarafından işlendiğinin dosyadaki belgelere göre sabit olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/366 Esas, 2020/123 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 02.03.2021 tarihli ve 2020/1596 Esas, 2021/624 Karar sayılı kararı ile “ Sanığın suç tarihinde geceleyin saat 23:29 sularında müştekinin evinin eklentisine girerek burada veranda direğinde takılı olan bir adet güvenlik kamerasını sökerek çaldığı iddia edilen olayda; 1-Suç tarihinde olay yerini gösteren kamera kayıtlarındaki kişinin sanık olduğu mahkemece alınan 27/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de, sanık müdafii tarafından istinaf talep dilekçesine ekli olarak ibraz edilen aynı kamera kayıtlarına ilişkin Adli Bilimler Laboratuvarı tarafından düzenlenen raporda görüntülerdeki kişinin sanık olmadığının belirtildiği anlaşılmakla ,görüntülerdeki kişinin sanık olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınarak iki rapor arasındaki çelişki giderilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Sanığın sabıkası bulunmadığı, atılı suç zarara neden olan suçlardan olmadığı halde yetersiz gerekçe ile konut dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükümde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, 3-Sanığın hırsızlık konusu güvenlik kamerasına zarar verdiği iddia edilen olayda, hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması ve korunan hukuki yararın tek olması karşısında; ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı, gözetilmeden sanığın ayrıca mala zarar verme suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi, 4-TCK'nın 53. maddesinin uygulanması sırasında, 15/04/2020 gün ve 13100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesinde zorunluluk bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e, 289/1-e maddeleri uyarınca hükümlerin bozulmasına" karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı da gözetilerek yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 02.03.2021 tarihli ve 2020/1596 Esas, 2021/624 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.11.2022 tarihli ve 2021/171 Esas, 2022/706 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerle 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.