Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/473 E. 2026/8718 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/473
Karar No
2026/8718
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2666 E., 2025/2965 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, “mahkûmiyete yeterli delillerin bulunmadığına, lehe olan hükümlerin uygulanmadığına, eksik inceleme yapılarak karar verildiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2019 tarihli, 2017/583 Esas, 2019/607 Karar sayılı dosyasında verilen hükümlere yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 23.11.2021 tarihli ve 2019/1753 Esas, 2021/2393 Karar sayılı kararı ile " eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, TCK'nın akıl hastalığını düzenleyen 32. maddesi gereğince suç tarihinde işlediği iddia edilen eylemlerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğini ortadan kaldıran veya bu fiillerle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmasına yol açan bir akıl hastalığı ve yüklenen suçlar yönünden cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması, 04/01/2018 tarihli dilekçesi ile kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçen mağdurun sıfatının karar başlığında "müşteki" olarak gösterilmesi" gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli, 2021/1451 Esas, 2024/72 Karar sayılı dosyasında verilen hükümlere yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 29.03.2024 tarihli ve 2024/1046 Esas, 2024/1305 Karar sayılı kararı ile bu defa "UYAP kayıtlarına göre hüküm tarihinde başka suçtan Sincan Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü olarak bulunan ve duruşmadan vareste tutulmayı talep etmediği anlaşılan sanığın, karar duruşmasında hazır edilmeksizin ya da SEGBİS aracılığı ile savunması alınmadan, dinlenilmesinden vazgeçilmesine dair ara karar kurulup yokluğunda yargılamaya devamla mahkumiyetine karar verilerek CMK'nın 289/1-e maddesinin ihlal edilmesi, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hükümler kurulması" gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 23.11.2021 tarihli ve 2019/1753 Esas, 2021/2393 Karar sayılı kararının; bozma üzerine Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli, 2021/1451 Esas, 2024/72 Karar sayılı kararının; bu karara ilişkin yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 29.03.2024 tarihli ve 2024/1046 Esas, 2024/1305 Karar sayılı bozma kararının ve bu ikinci bozma kararı üzerine verilen Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2025 tarihli ve 2024/306 Esas, 2025/541 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/473, K. 2026/8718, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-473-e-2026-8718-k-b2cedefa8be8