Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/2476 E. 2026/6636 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2476
Karar No
2026/6636
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/98 E., 2025/600 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine, temyiz isteminin reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakkında İstanbul Anadolu 61. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/352 Esas, 2022/459 Karar sayılı ilâmıyla hırsızlık suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin hükmü istinaf etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 12.12.2023 tarihli ve 2022/3133 Esas, 2023/3269 Karar sayılı ilâmıyla bozma kararı verildiği, bozma kararı sonrası İstanbul Anadolu 89. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2024 tarihli 2024/119 Esas, 2024/223 Karar sayılı ilâmıyla sanık hakkında hırsızlık suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve infazın 1 yıl 8 ay hapis cezası üzerinden yapılmasına karar verilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 26.02.2025 tarihli, 2025/98 Esas, 2025/600 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararının kesin olmaması nedeniyle 30.04.2025 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, kararın kesin olmadığı için temyiz hakkının elinden alındığına ve sanığın suçu işlediğine dair delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 61. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/352 Esas, 2022/459 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 12.12.2023 tarihli ve 2022/3133 Esas, 2023/3269 Karar sayılı kararı ile “...1-Sanığın satın aldığı ürünlerin sokak hayvanlarına vermek üzere aldığı kemik vb. fiyatı yüksek olmayan et ürünleri olduğunu, iddia edildiği gibi yüksek fiyatlı et ürünleri olmadığını beyanla atılı suçlamayı inkar etmesi karşısında; marketin kasap reyonunda görevli olup suça konu olduğu iddia edilen ürünleri bizzat şikayetçiye teslim ettiğini kolluk aşamasında beyan eden ...'nun tanık sıfatıyla beyanları alındıktan sonra sanığının hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2-İlk derece mahkemesinde duruşmada izlenmesine rağmen olaya ilişkin bir görüntü tespit edilemediği belirtilen, dairemizce de izlenmesine rağmen olaya ilişkin olup olmadığı tespit edilmeyen CD'nin bilirkişiye tevdii ile ayrıntılı çözümünün yaptırılıp, Cd içerisinde sanığın kasap reyonunda alışveriş yapıp yapmadığı, aldığı ürünlerin ne olduğu ve kasadan ödeme yapmadan geçip geçmediği, şikayetçinin beyanında geçtiği gibi ürünleri kendisine ait ait ayrı poşete koyup koymadığı hususlarında bir görüntü bulunup bulunmadığının tespit edilmesi sonucuna göre sanığının hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelme ile yazılı şekilde karar verilmesi, 3-Suç tarihinde gece vaktinin saat 19.04’te başladığının anlaşılması karşısında, güvenlik kamerası kayıtlarına göre 19.33'te ücretini ödemediği ürünle birlikte marketten ayrıldığı kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 4-Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Gaziantep 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/6 Esas 2017/284 karar sayılı ilamında tekerrüre esas alınmış olan Ankara Batı 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/734 esas, 2010/395 karar sayılı ilamının sanığın güncel adli sicil kaydında yer almadığının anlaşılması karşısında Ankara Batı 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/734 esas, 2010/395 karar sayılı ilamının akıbeti araştırılıp neticesine göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, 5-Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında "31/10/2020" yerine "03/11/2020" olarak gösterilmesi,..." nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 12.12.2023 tarihli ve 2022/3133 Esas, 2023/3269 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 89. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2024 tarihli 2024/119 Esas, 2024/223 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/2476, K. 2026/6636, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-2476-e-2026-6636-k-ca8a8b6fa827