Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/5997 E. 2024/19803 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/5997
- Karar No
- 2024/19803
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/404 E., 2023/949 K. ŞİKÂYETÇİLER : ..., ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307/3. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin; zararın giderildiğine, şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Sanığın şikâyetçiye ait iş yerinden kamera kayıt cihazı, tablet, laptop ve kasadaki paraları çalması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesinde düzenlenen bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden ve sanık hakkında düzenlenen iddianamede 5237 sayılı Kanun'un 142/2-d maddesinin uygulanması talep edilmediği halde sanığa 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine uygun şekilde ek savunma hakkı da verilmeden suçun hukukî nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek TCK'nın 142/2-d maddesi ile uygulama yapılması, 2. Sanığın bozma sonrası 20.12.2023 tarihli karar duruşmasında "Pandemi döneminde cezaevinden tahliye olduktan sonra katılanın yanına gittim. Kendisinden özür dileyerek kasadan almış olduğum para ile birlikte şikayetinden vazgeçmesi için 10.000 TL para verdim. O da benden şikayetinden vazgeçeceğini söyledi. Hatta bununla ilgili Yargıtay'a şikayetten feragat dilekçesi göndereceğini söylemişti." şeklindeki beyanı ve şikâyetçi ...'nın 07.09.2021 tarihli dilekçesiyle şikâyetinden vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, şikâyetçiden tekrar zararının tam olarak tazmin edilip edilmediği sorularak, tam ödeme ve tazmin de yoksa kısmî iadeye rıza durumunun olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışılmaması, 3. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Urla Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/249 Esas, 2013/568 Karar sayılı ilâmında birden fazla suçtan verilmiş cezalar olduğu dikkate alınarak, bu cezalardan en ağırı olan hırsızlık suçundan verilen cezanın tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, ilamın tamamının tekerrüre esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.