Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4595 E. 2026/9820 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4595
Karar No
2026/9820
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2503 E., 2023/5356 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama

Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.05.2023 tarihli hükmü inceleyen Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2023 tarihli kararı ile 28.12.2019 tarihli hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararlarının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi sonrasında miktar itibariyle kesin nitelikte olan iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmeden Dairemize gönderildiği, ancak diğer yandan bu hükümde yer alan ikinci kez tekerrür uygulamasına ilişkin hatayı ifade eden sanığın 09.02.2024 tarihli dilekçesi ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının 26.04.2024 dilekçesine istinaden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308/A. Maddesi gereği itirazen hükümde değişiklik yapılması hususunun mahallinde değerlendirilmesi mümkün görülerek yapılan incelemede; I- Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a. maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tâbi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve sanık müdafii duruşmalı inceleme talebinde bulunmuş ise de; hükmolunan ceza miktarı yönünden 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi gereği duruşma talebinin reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin; ''Deliler toplanmadan karar verildiğine, katılan ...'in şikâyette bulunma ve taraf olma hususunda yasal ve geçerli vekâletnamesinin olup olmadığının dosyaya sunulmadığına, katılanın yazılı şekilde şikâyetçi olmadığına, polisi arayıp aramadığına dair emniyet müdürlüğünden kayıtların istenmediğine, olay yerinde gerekli inceleme ve araştırmanın yapılmadığına, dosyada iddia edilen malzemeler ve eşyaların katılan tarafa ait olduğuna ya da bu eşyaların katılan tarafta olduğuna ilişkin tek bir resmi delil, fatura veya belge sunulmadığına, olaydan sonra da tespit işlemlerinin yapılmadığına, müşteki olarak ifade veren müdürün sözlü beyanına göre tespit yapılmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın savunmasının kamera kaydı ve diğer tanıkların ifadesi ile aynı olduğuna, sanığın benzin için bidon arama veya almadan başka bir eylemde bulunmadığına, sanığın veya yanındaki kişilerin olay yerine gidiş veya gelişlerinde ellerinde bir eşya ya da başka bir cisim olmadığı ve ellerinin boş olduğunun görüntü kayıtlarının incelenmesi sonucunda rapor edildiğine, çalındığı iddia edilen eşyaların elle taşınılabilecek eşyalar olmadığına, çalındığı iddia edilen ürünlerin gerek ağırlık gerekse hacim olarak büyük olduğundan sanık veya yanındakiler tarafın alınmış olsa idi bunun kamera kaydında görüleceğine, katılanın çalışanları olan güvenlik görevlilerinin tanık sıfatıyla dinlenmemelerinin hukuka aykırı olduğuna, konteynır veya diğer yerlerden parmak izi incelemesi yapılmadığına, dosyada sanığın el svabı veya parmak izinin bulunmadığına, katılan beyanında konteynırın içinde çekiç vs. küçük eşyaların olduğunu beyan ettiğine, yani iddia edilen suç unsuru çalıntı mallarının konteynırda olmadığını beyan ettiğine, dosyada resmi ifade tutanaklarında olmamasına rağmen polisin haricen ifade almış gibi kendi yorum ve iddiasıyla ifade öncesi beyan alındığını belirtip suç isnadında bulunmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın sabıka kaydına göre suçlu ilan edilip ceza verildiğine, sanığa ceza verilmesini gerektirecek delil veya belge bulunmadığına, verilen kararın bozulmasına, sanığın beraatine karar verilmesine'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın adli sicil kaydına göre ikinci kez mükerrirliğe esas alınan Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/287 Esas, 2019/963 Karar sayılı ilâmında yer alan hırsızlık suçundan ceza verilip 08.10.2019 tarihinde kesinleştiği belirtilmiş ise de, aynı mahkemenin 04.12.2023 tarihli ek kararıyla, 08.10.2019 kesinleşme tarihli 19.09.2019 tarih ve 2019/287 Esas-2019/963 Karar sayılı ilâmın iptaline karar verildiği ve yeni kesinleşme tarihinin 20.10.2023 olduğu anlaşılmakla; söz konusu dosyadaki mahkumiyetin suç tarihi itibariyle kesinleşmediği, dolayısıyla bu suçun tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydında başkaca ikinci kez mükerrirliğe esas alınabilecek ilâmın bulunmadığı, sanığın adli sicil kaydında yer alan Oltu Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2017/570 esas, 2018/110 karar sayılı ilâmının 1.kez mükerrirliğe esas alınması gerekirken, Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/287 Esas, 2019/963 Karar sayılı ilâmının tekerrüre esas alınması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1. maddesine göre hüküm fıkralarından tekerrür uygulamasına ilişkin kısım çıkarılarak, yerine ''Sanığın adli sicil kaydında yer alan Oltu Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2017/570 Esas, 2018/110 Karar sayılı ilâmı ile 5237 sayılı Kanun'un 58/2. maddesi gereğince mükerrir olduğu anlaşıldığından, mükerrir olan sanık hakkında verilen cezanın aynı Kanun'un 58/6-7. maddesi gereğince birinci kez tekerrür hükümleri uygulanarak MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİNE GÖRE İNFAZ EDİLMESİNE ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/4595, K. 2026/9820, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-4595-e-2026-9820-k-d960a4a078dd