Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/2575 E. 2026/5575 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/2575
- Karar No
- 2026/5575
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/917 E., 2023/3512 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
I. Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan verilen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272/3-a maddesine göre istinaf yoluna başvurulamayacak olan kesin nitelikteki 3.000,00 TL adli para cezası ile ilgili olarak, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi tarafından sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 279/1-b maddesi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın aynı Kanun’un 279/1-son maddesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, Tebliğname’ye aykırı olarak, dava dosyasının itirazın merciince incelenmesi için incelenmeksizin mahâlline İADESİNE, II. Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; dosyada bulunan tanık beyanları ve diğer sanığın vermiş olduğu beyanlar gözetildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair hiçbir somut delil olmadığına, isnat edilen suçlamanın katılanın soyut beyanına dayandığına, sanığın alınan savunmasında atılı suçlamayı kabul etmemesine rağmen Mahkemece sanığın tevil yoluyla ikrarda bulunduğu yönünde usul ve yasalara aykırı olacak değerlendirmede bulunduğuna, tanıkların bizzat gördüklerinden ve duyduklarından bahsetmek yerine üçüncü kişilerden aldıkları duyumlara göre beyanda bulunduklarına, sonrasında Mahkemece kendilerine sorulan soru üzerine olayı gördüklerini beyan ederek çelişkili beyanlarda bulunduklarına, sanığa isnat edilen suçun şüphede kaldığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet yönünde karar verildiğine, kararın bozularak sanık hakkında beraat kararı verilmesine, aksi halde sanık lehine olan kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; sanığın aşamalarda değişmeyen beyanlarında üzerine atılı suçlama ile ilgili olarak samimi anlatımlarda bulunduğuna, suça konu römorkun katılana ait evden alınması ile bir ilgisinin bulunmadığına, römorkun diğer sanığa ait olarak bildiğine, sanığın atılı suçu işlediğine dair somut hiçbir delil elde edilemediğine, tanık beyanlarında sanığın savunmasının aksine suça konu römorkun hırsızlanmasına katıldığını ortaya koyacak en ufak bir imada dahi bulunmadıklarına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verildiğine, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, manevi unsur yokluğundan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanığa fazla ceza tayin edildiğine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın bozulmasına karar verilmesine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Her ne kadar Mahkemesince sanık ...'ün ve tanıkların beyanları ile olayın gece vakti gerçekleştiği kabul edilmiş ise de, sanık ve tanıkların beyanlarında suçun işlendiği saate ilişkin herhangi bir anlatımının bulunmadığı, dolayısıyla suçun işlendiği saatin tam olarak tespit edilemediği dikkate alınarak suçun gece vakti işlendiğine ilişkin deliller denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilip tartışılmadan sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca Eşme Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.