Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/9874 E. 2025/16348 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/9874
Karar No
2025/16348
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3753 E., 2022/3421 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut bir delil bulunmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Hatay 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2018 tarihli ve 2014/375 Esas, 2018/253 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 16.01.2020 tarihli ve 2018/4394 Esas, 2020/88 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kurulan hükmün "Suça konu aracı .. 'ya yedek anahtarıyla birlikte satıp satmadığı, kendisinin aracı yedek anahtarıyla birlikte satın alıp almadığı, aracı yedek anahtarıyla birlikte satın almış ise yedek anahtarın akıbetinin ne olduğu hususunda ...'in tanık olarak bilgisine başvurulması, suça konu aracın, aşamalarda kim ya da kimlerin mülkiyetinde olduğunun araştırılması, katılanın, Başbakanlık İletişim Merkezine yaptığı başvuruda; suça konu aracının, ..'nin .. diye adlandırılan yerinde .. .. isimli bir kişide olduğunu öğrendiği bilgisine yer vermesi karşısında, katılana, mezkûr bilgiyi kimden ve ne şekilde öğrendiğinin sorulması, suç tarihi ve öncesi itibariyle suça konu araca yedek anahtar sağlanıp sağlanmadığı, sağlandı ise yedek anahtar başvurusunun kim tarafından hangi tarihte yapıldığı, anahtarının hangi tarihte teslim edildiğinin ilgili şirketten sorulması, ilgili şirkete, suça konu aracın anahtarının, üçüncü kişiler tarafından üretilmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise asıl anahtar olmadan da bu işlemin yapılmasının olanaklı olup olmadığının sorulması, 03.08.2016 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın kullanımında bulunan 0 530 . .. .. numaralı telefonun, 31.01.2014 ila 27.06.2014 tarihleri arasında 0 539 . .. .. numaralı telefona yönlendirildiği hususuna yer verildiği de gözetilerek, anılan telefonun, suç tarihi itibariyle sanığın kullanımında olup olmadığının araştırılması, sanığın kullanımında olduğunun belirlenmesi halinde mezkûr telefonun baz bilgileri araştırılarak, suç yerinde yahut suçun işlendiği yerin yakınlarında sinyal verip vermediğinin tespit edilmeye çalışılması, toplanan delillere göre sanığın hukuksal durumunun tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nin 34, 230, 232/6, 210 ve 289/1-e-g-h maddelerine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre ise; gerekçeli karar başlığında; suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/2-c maddesine aykırı davranılması" nedeniyle bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 16.01.2020 tarihli ve 2018/4394 Esas, 2020/88 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Hatay 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli ve 2020/113 Esas, 2022/785 Karar sayılı kararının hukuka aykırı olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 14.12.2022 tarihli ve 2022/3753 Esas, 2022/3421 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/9874, K. 2025/16348, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-9874-e-2025-16348-k-3e141f4e688e