Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/5768 E. 2024/14845 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/5768
- Karar No
- 2024/14845
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/134 E., 2021/190 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1.5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, sanığın istinabe suretiyle başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Şikâyetçinin evinin arkasına park ettiği motosikletinin sanık tarafından düz kontak yapılmak suretiyle çalınması şeklinde gerçekleşen olayda; evin arkası olarak belirtilen yerin binanın eklentisi niteliğinde olup olmadığına dair dosya içeriğinde herhangi bir belge bulunmadığı anlaşıldığından, bu hususun şikâyetçiden sorulup keşif ve sonrasında bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre binanın eklentisi dahilinde bir yer olduğunun tespiti halinde 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinin uygulanması, eklenti niteliğinde değilse; her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesi'nin 2019/8770 Esas, 2019/642 Karar sayılı ve 14.01.2020 tarihli ilamı ile ''Motorsikletin düz kontak yaparak çalınması eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesine uyduğu gözetilmeyerek, aynı Kanun'un 142/1-e maddesi ile hüküm kurulması'' gerekçesi ile sanığın temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de; Dairemizin yerleşik içtihatları ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2020 tarihli ve Dairemizce de benimsenen 2019/13-650 Esas, 2020/333 Karar sayılı ilamı göz önünde bulundurularak, sanığın şikâyetçiye ait motosikleti düz kontak yapmak suretiyle çalması şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e maddesinde düzenlenen kullanımı gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilerek, bu madde kapsamında hüküm kurulması, 3. Kabule göre; Bozma öncesi verilen ve sadece sanık müdafii tarafından lehe temyiz edilen 17.06.2015 tarihli ilk kararda, sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesi uyarınca hükmolunan sonuç cezanın 3 yıl olduğu, bozma ilamı sonrasında yapılan kovuşturmada yeni hüküm kurulurken sanığın eylemine uyan tüm maddeler (5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 62. maddeleri) uygulandıktan sonra sonuç ceza belirlenip, 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gözetilerek hükmolunan yeni cezanın önceki hükümde verilen 3 yıl hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerektiği halde kazanılmış hak kavramına yanlış anlam verilerek, temel ceza belirlenirken 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gözetilerek hatalı şekilde hüküm kurulması, 4. Sanığın kazanılmış hakları korunurken hüküm fıkrasında uygulama maddesinin 1412 sayılı Kanun'un 326/son yerine 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi olarak gösterilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.