Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/2970 E. 2024/411 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/2970
- Karar No
- 2024/411
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/378 E., 2016/155 K. SUÇLAR : İş yeri dokunulmazlığının ihlâli, kasten yaralama HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma 1.Sanık ... müdafiinin, sanık hakkındaki iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu ve temyizinin mümkün olmadığı, sanık müdafiinin itiraz dilekçesi üzerine itiraz mercii olan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2016/326 D.İş sayılı kararıyla incelenerek itirazın reddine karar verildiği anlaşıldığından, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, 2.Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 14.04.2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun'un 26.maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2.maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000,00 TL dahil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından sanık müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE, 3.Sanık ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesindeki "Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı Kanunu'na eklenen geçici 5/1-d maddesi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usûlü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; Hükümden sonra, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d'de yer alan "Kovuşturma evresine geçilmiş" ibaresinin, bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “Hükme bağlanmış” ibaresinin aynı bentte yer alan, “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde “Basit yargılama usûlü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, sanığın üzerine atılı temyize konu ve aynı Kanun'un 251/1. maddesi kapsamına giren, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/2, 119/1-c maddelerinde düzenlenen iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden aynı Kanun’un 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunması, 2.Sanık hakkında kurulan hükümde, temel ceza hapis olarak belirlenmesine karşın, bu cezanın artık adlî para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, hapis cezasının adlî para cezasına dönüştürülmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 50/2. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesinin gözetilmesine, 10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.