Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/2311 E. 2024/19772 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/2311
- Karar No
- 2024/19772
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/28 E., 2019/150 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanık müdafinin temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Dosya kapsamına göre, 31.01.2013 tarihinde sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 11.03.2013 tarihinde kesinleştiği, denetim süresi içinde 08.04.2017 tarihinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle sanığın yargılanarak mahkumiyetine karar verildiği ve mahkumiyet kararının kesinleştiği, zamanaşımı süresinin 11.03.2013 tarihinden, denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suç tarihi olan 08.04.2017 tarihine kadar durduğu dikkate alınarak, sanığın, inceleme dışı sanıklarla birlikte, petrol boru hattı üzerinde 1 metre derinliğinde çukur kazdıkları sırada askerî termal kameraların, sanıkların aracını farketmesi üzerine, boruya ulaşamadan olay yerinden ayrılmaları şeklindeki eylemin, 765 sayılı TCK’nın 493/1-son maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu, bu suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Kanun’un 102/3 ve 104/2. maddeleri uyarınca 10 ve 15 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğu; yine sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 142/3. maddesinin gerektirdiği cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-d, 67/4. maddeleri uyarınca 15 ve 22 yıl 6 aylık zamanaşımı sürelerine tabi olduğu; zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522/1. maddelerinde belirtilen suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 102/3, 104/2. maddeleri ile 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/3, 66/1-d, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Kanun'un 7/2, 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddeleri ışığında, dava zamanaşımı bakımından 765 sayılı TCK hükümlerinin sanık yararına olması ve 15 yıllık kesintili dava zamanaşımının, suçun işlendiği 02.03.2003 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmü açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.