Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/1632 E. 2026/9433 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/1632
- Karar No
- 2026/9433
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2957 E., 2020/678 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ''sanığın olayla ilgisi ve alakası olmadığına, suçu kabul etmediğine, anlatılan olaylarda bu tür bir hırsızlık olayı oluşmadığına, oluştuğu kabul edilse bile sanığın fail olmadığının açık olmadığına, bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılmasının ceza yargılamasının amacına aykırı olduğuna, dosyada sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil söz konusu olmadığına, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "in dubio pro reo" yani "kuşkudan sanık yararlanır" ilkesine aykrılık teşkil ettiğine, sanık aleyhine iddianamede delil olarak sunulan hususların her türlü şüpheden uzak, akla ve mantıka uygun, ikna edici somut delil ve dayanak mahiyetinde olmadığına, lehe yasalar ile 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi uygulanmadığına, verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğuna, bozulması gerektiğine ''; sanık ... ... (...) müdafiinin temyiz isteminin '' eylemde zarar ziyan bulunmadığına, suçun uzlaşma kapsamında olduğuna, alt sınır üzerinden ceza verilmediğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; I.Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6.Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, II. Sanık ... ... (...) hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde UYAP ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre; sanığın karar tarihinden sonra 01.02.2021 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 64/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca, ölüm nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş,sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 303. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun'un 303/1-a ve 223/8. maddesi gereğince ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.