Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/14503 E. 2025/19219 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/14503
- Karar No
- 2025/19219
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
D U R U Ş M A T A L E P L İ MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2762 E., 2021/2994 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğuna, yerel mahkemenin, müvekkilinin hiç bir beyanını göz önünde bulundurmadığına, müvekkilinin katılana ait konutta hırsızlık yapmak amacıyla işe başladığına dair somut, kesin ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, görüntü izleme tutanağına bakıldığında müvekkilinin katılana ait evden çıkarken, sadece kendisine ait kol çantasıyla evi terk ettiğinin açıkça görüldüğüne, müvekkilinin kendisine katılan tarafından verilen anahtarı amacı dışında kullandığına ilişkin somut delil bulunmadığına, mahkemenin alt sınırdan uzaklaşarak müvekkili hakkında cezalandırma kararı vermesinin de hukuka ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkilinin katılana ait herhangi bir malı veya eşyayı katılanın rızası dışında aldığına ve de bu yönde bir maddi menfaat elde ettiğine ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığına, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesinin gözetilmediğine; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanık ...’nin beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna, müvekkilinin ...’nin eşyalarını almak için katılanın evine gittiğine, müvekkilinin hırsızlık suçuna ilişkin hiçbir eylemi bulunmadığına, üzerine atılı suçu işlediğine dair hiçbir somut delil bulunmadığına, sadece diğer sanık ...’nin suçtan kurtulmaya yönelik asılsız iddiaları olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek ve sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilerek yapılan incelemede, I. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde Katılanın yanında çalışıyor olması nedeniyle sanık ...'de bulunan anahtar kullanılmak suretiyle eylemin gerçekleştirildiği anlaşıldığından, suçun bir bütün hâlinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d-h maddesi kapsamında olduğu gözetilmeden, 142/2-h maddesi ile uygulama yapılması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, II. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması ve savunmasının müdafii huzurunda alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 53. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.