Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/13513 E. 2025/15111 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/13513
- Karar No
- 2025/15111
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2401 E., 2022/482 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.07.2019 tarih ve 2016/494 Esas , 2019/623 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 15.09.2020 tarih ve 2019/2945 Esas, 2020/1613 Karar sayılı kararı ile, “ Sanık hakkında TCK'nun 142/2-h, 143. maddelerinde yazılı hırsızlık suçundan cezalandırılmasının talep olunduğu, sanığın yargılamasının müdafii olmaksızın yürütülüp sonuçlandırıldığı; ancak Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 2020/277 esas 2020/1728 karar sayılı 11/03/2020 tarihli bozma ilamında da belirtildiği üzere atılı suçun alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 150/2 maddesi uyarınca müdafii bulundurulması zorunlu olduğu halde bu hususa riayet edilmediği anlaşılmaktadır.Açıklanan neden doğrultusunda;Yukarıda belirtilen hususun duruşmada kanunen mutlak surette hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması niteliğinde olduğu'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 15.09.2020 tarih ve 2019/2945 Esas, 2020/1613 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.10.2020 tarih ve 2020/546 Esas ve 2020/627 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA,aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.