Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/12129 E. 2025/6344 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2022/12129
Karar No
2025/6344
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1013 E., 2020/1806 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2017 tarihli ve 2017/106 E., 2017/195 K. sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 28.11.2017 tarihli ve 2017/1870 E., 2017/2149 K. sayılı kararı ile "...müştekiler yeniden dinlenmek ve gerektiğinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle suça konu bisikletlerin alındığı yer kesin bir şekilde belirlendikten sonra sanığın bu bisikletlerin farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olduğunun tespit ve kabulü halinde önceki uygulama gibi iki ayrı hırsızlık suçundan, bunu bilebilecek durumda olmadığının belirlenmesi halinde ise bir suç işleme kararının icrası kapsamında, suç kastı yenilenmeksizin aynı gün içinde iki ayrı zaman diliminde aynı binadan iki kez hırsızlık suçu işlemesi nedeniyle TCK'nın zincirleme suça ilişkin 43. maddesi uygulanarak sanık hakkında ceza verilmesi gerektiği halde, bu husus araştırılmadan ve yukarıda sayılan ilkelere uyulmadan, 5271 sayılı CMK’nın 34, 230, 232 ve 289/1-g maddelerine aykırı olarak yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Y.C.G.K.'nın 26.03.2013 günlü, 2012/6-1232 Esas ve 2013/106 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, çalınan malın 3. kişiye satılması halinde; 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının tek başına yeterli olmadığı, failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyiniyetli ise; sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının yanında aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekir. Esasen iyiniyetli olan satın alanda bulunan ve hırsızlık suçuna konu olan eşyaya el konulamaz. Hırsızlık suçuna konu eşyaya el konulmasına rağmen, failin satın alandan aldığı para veya sağladığı menfaatin satın alana iade edilmemesi halinde, satın alana devlet eliyle haksızlık yapılmış olur. Somut olayda, satın alan TCK'nın 165. maddesinin faili olmakla kötü niyetli olduğundan, sanık ... çaldığı bisikleti sattığı yeri söyleyerek suç konusu eşyanın mağdura iadesini sağlamışsa da satın alandan elde ettiği parayı kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi” halinde, etkin pişmanlık hükümleri uygulanabileceği için mağdur ... yönelik eylemde TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığı halde uygulanması,…" gerekçeleri ile sanık hakkında şikâyetçilere yönelik hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 28.11.2017 tarihli ve 2017/1870 E., 2017/2149 K. sayılı kararı ile bozma üzerine Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2018/400 E., 2019/1298 K. sayılı kararlarının yasal dayanaktan yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/12129, K. 2025/6344, T. 14.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2022-12129-e-2025-6344-k-cf75fc4f8a69