Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/10509 E. 2025/6893 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/10509
- Karar No
- 2025/6893
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2145 E., 2020/2595 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma, temyiz isteminin reddi 1. Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara yönelik temyiz isteminin incelemesinde; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 16.12.2020 tarihli ve 2020/2145 Esas, 2020/2595 Karar sayılı kararının sanığın temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, 2. Sanık hakkında hırsızlık suçundan suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara yönelik temyiz isteminin incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında, hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin "şikâyetçinin zararını karşıladığına ve hakkında etkin pişmanlık hükümleri nedeniyle cezasından indirim yapılması gerektiğine ve gece vaktine ilişkin koşulların oluşmadığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Yargılamanın 17.07.2019 tarihli ilk celsesinde sanığın şikâyetçinin zararını giderdiğini belirtmesine rağmen, sonraki celse olan 22.01.2020 tarihli celseye gelen şikâyetçinin sanık tarafından zararının giderilmediğini beyan ettiği, şikâyetçinin hüküm sonrası verdiği 05.03.2021 havale tarihli dilekçesi ile, zararının sanık tarafından giderildiğini, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmasına rıza gösterdiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Sanığın, mağdurun/zarar görenin zararını iade veya tazmin suretiyle gidermesi hâlinde doğal olarak amacı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesindeki ceza indiriminden faydalanmak olup, bunu da yasal düzenleme gereği hükümden önce yapması ve mahkemeye bildirmesi hâlinde etkin pişmanlıktan istifade edebilecektir. Rıza sorulması gereken veya tereddüt olan hâlde, şikâyetçinin beyanına başvurulabilecektir. İnceleme konusu olayda da, yasal düzenlemeden istifade hakkı olmakla birlikte bu hakkın kanunun koruduğu yöntemle, hakkın suistimaline ve adil yargılamanın olumsuz etkilenmesine yol açmayacak şekilde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerekir. Hükümden sonraki başvuruda; hükümden önce ödeme yapıldığının banka dekontu veya PTT havale makbuzu gibi maddî ve sonradan üretilemeyecek bir belgeyle ispat edilmesi halinde itibar edilmesi gerekecektir. Somut olayda ise, bu nitelikte bir belge sunulmadığı gibi, yapıldığı iddia edilen ödemenin hüküm verilinceye kadar mahkemeye neden bildirilmediğinin yargı makamlarınca itibar ve kabul edilebilir meşru mazereti de ortaya konulamamıştır. Aksine bir kabul tarafların muvazaalı bir şekilde geçmişe dönük başvurularına, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2012 tarihli ve 2012/195 Esas, 2012/40 Karar sayılı kararında kısmen konu edildiği gibi sanık-suça sürüklenen çocuktan korkan tedirgin olan mağdurların sanıkları koruma amaçlı beyanlarına, açıklanan şekilde soyut beyanlar ile yargılamaların uzatılmasına, davaların zamanaşımına uğratılmasına yol açabileceği değerlendirilmekle tebliğnamadeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının değerlendirilmesi yolundaki düşünceye iştirak edilmemiş; sanığın temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108/3. maddesinde belirlenen "İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez." hükmü uyarınca hakkında ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanan sanığın cezasının infazından sonra denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına mahkemesince karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, bu hususun 5275 sayılı Kanun'un 108/4. maddesi uyarınca infaz hakiminin görevi kapsamında infaz aşamasında değerlendirilebileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye değişik gerekçeyle uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılıkların aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasında yer alan "cezanın infazından sonra denetimli serbestlik uygulanmasına" cümlesinin çıkarılması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca usul ve yasaya uygun olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.