Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3381 E. 2025/5183 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3381
- Karar No
- 2025/5183
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: İlamlı icra takibinin kesinleşmesi üzerine alacaklının 11.11.2024 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvuru ile; İİK’nın 89/1. maddesi uyarınca takip dosyasına ilgili bankalarca gönderilen paraların alacaklıya ödenmesi taleplerinin icra müdürlüğünce reddedildiğini, ancak bu ret kararlarının, icra müdürlüğünce verilen bir mehil belgesi ya da borçlular tarafından sunulan icranın geri bırakılmasına dair mahkeme kararı bulunmaması nedeniyle hatalı olduğunu ileri sürerek, müdürlüğün 11.11.2024 tarihli iki ayrı ret kararının iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, icra müdürlüğünün 08.11.2024 tarihinde, icranın geri bırakılması kararı getirmek üzere borçlulara süre vermeksizin, sadece borçluların mehil vesikası talebi üzerine takibi durdurma anlamına gelecek şekilde dosyaya gelen paraların alacaklıya ödenmemesi yönünde karar vermesinin hatalı ve şikayet tarihi itibariyle alacaklının şikayetinde haklı olduğuna işaret edilmekle birlikte, işbu şikayet tarihinden sonra 12.11.2024 tarihinde mehil vesikası alındığı ve ilgili icra mahkemesinin 13.11.2024 tarihli kararı ile takip konusu ilamın istinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına karar verildiği gerekçesiyle takip dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmesi talebinin konusuz kaldığı belirtilerek şikayet hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, tarafların istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edildiği anlaşılmıştır. İİK’nın 32. maddesinde; “Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı...” hüküm altına alınmıştır. Şikayete konu takip dosyasının incelenmesinde; Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.9.2024 tarih ve 2022/420 E.-2024/558 K. sayılı alacak ilamına dayalı olarak ilamlı icra takibine başlandığı, örnek 4-5 numaralı icra emrinin 20.10.2024 tarihinde borçluya tebliğ edildiği ve İİK’nın 32. maddesinde öngörülen 7 günlük süre geçtikten sonra tarihinde borçlunun banka hesaplarına İİK’nın 89/1. maddesi gereğince haciz konulduğu, borçlular tarafından icra mahkemesine yapılan şikayette, icra dosyasındaki hacizli malların değerinin dosya borcunu karşılaması nedeniyle bunların teminat olarak kabulü gerekirken müdürlükçe takibin kesinleştirilmesi suretiyle hacizlerin uygulanmasının hatalı olduğu ileri sürülerek, icranın geri bırakılmasına karar verilmesinin ve bankalar tarafından İİK’nın 89/1. maddesi uyarınca dosyaya gönderilecek paraların alacaklıya ödenmemesinin talep edildiği, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 07.11.2024 tarih ve 2024-568 E.-2024/570 K. sayılı kararı ile şikayetin reddine hükmedildiği tespit edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; İİK’nın 89/1. maddesi gereğince haciz uygulanan hesaplardan ... Bank A.Ş.’de bulunan 2.086.467,51 TL tutarındaki paranın, adı geçen banka tarafından 08.11.2024’te icra müdürlüğünün hesabına gönderildiği, borçluların mehil vesikası verilmesi talebi üzerine icra müdürlüğünün 08.11.2024 tarihli kararı ile teminat olarak kabulü istenen taşınmazların kıymet takdiri yapıldıktan sonra bankaca dosyaya gönderilen 2.086.467,51 TL para ve 6.590.000,00 TL bedelli teminat mektubunun teminat olarak kabulü hususunun mahkemeye sunulmasına, ayrıca İİK’nın 36. maddesi prosedürünün başlatıldığı belirtilerek, “mahkemece teminatın kabulü ya da reddi kararı verilene kadar” dosyadaki paraların alacaklıya ödenmemesine karar verildiği, söz konusu 08.11.2024 tarihli icra müdürlüğü kararına karşı alacaklı tarafından icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurulduğu ve Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 25.11.2024 tarih ve 2024/586 E.-2024/618 K. sayılı kararı ile şikayete konu müdürlük kararının usul ve yasaya uygun düşmediği belirtildikten sonra, şikayet tarihini müteakiben icranın geri bırakılması kararı alındığından şikayetin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, .. .. Bankası A.Ş.’nin 08.11.2024 tarihli cevabi yazısından anlaşıldığı üzere, başkaca takyidat bulunmadığı belirtilen hacizli 3.999.581,58 TL tutarındaki paranın 11.11.2024’te icra müdürlüğünün hesabına gönderildiği, alacaklının icra müdürlüğüne 11.11.2024 tarihinde yaptığı iki ayrı başvurudan ilki ile 08.11.2024’te .. Bank A.Ş., ikincisi ile de 11.11.2024’te .. .. Bankası A.Ş. tarafından gönderilen paraların alacaklının hesabına aktarılmasını talep ettiği, icra müdürlüğünün aynı tarihli iki ayrı kararından ilkinde, müdürlükçe paranın alacaklıya ödenmemesine karar verildiğinden talebin reddedildiği, ikincisinde ise, bir önceki tensiple karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. İİK’nın 36. maddesi gereğince; icra mahkemesinden icranın geri bırakılması yönünde karar getirilmek üzere borçluya mühlet verilmesi halinde icra takibinin olduğu yerde duracağı tabi olmakla birlikte, 28.11.1956 tarih 15/15 sayılı YİBK veYHGK'nın 17.03.1954 tarih ve 3/40-49 sayılı kararı gereğince; her dava açıldığı tarihteki koşullara ve hukuki duruma göre hükme bağlanır. Sonradan gelişen, değişen olaylar, değerlendirmeye katılamaz. Takibin şekline göre icra müdürlüğünce yapılması gereken, İİK'nın 32. maddesi gereğince icra emri tebliğinden itibaren 7 gün içinde tehiri icra kararı sunulup sunulmadığı, sunulmadı ise cebri icraya devam edilerek, borçlunun menkul, gayrimenkul mallarının haczedilmesinden ibarettir. Şikayete konu takip dosyasında borçlulara 20.10.2024 tarihinde icra emri tebliğ olunduğu, süresinde cebri icraya devam edilmesine engel bir karar sunulmadığı; nihayet 08.11.2024 ve 11.11.2024 tarihlerinde icra dosyasına para geldiği, alacaklının da mevcut paranın ödenmesini talep ettiği; bu noktada yapılacak işlem takibin geldiği aşama ve borçlu tarafından sunulan bir tehiri icra kararı/icranın geri bırakılması kararı olmadığından mevcut paranın alacaklıya ödenmesinden ibarettir. Kanunda olmayan "tehiri icra süreci başladı. yakında kararı gelecek..." gibi keyfi gerekçelerle mevcut paranın ödenmemesi yönündeki memur işlemi açıkça hukuka aykırıdır. Her ne kadar işbu şikayet tarihinden sonra 12.11.2024 tarihinde icra müdürlüğünce verilen mehil vesikası ve buna dayalı takibin durdurulması kararı ile Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 13.11.2024 tarih ve 2024/1007 D. İş sayılı dosyasından verilen icranın geri bırakılması kararı mevcut ise de; gelinen aşama itibariyle söz konusu kararlar nedeniyle şikayetin konusuz kaldığından bahsedilemez. Zira; şikayetin konusu, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine dair müdürlük kararı olup, para halen veznede olduğundan şikayet tarihinden sonra verilen icranın geri bırakılmasına dair mahkeme kararı şikayeti konusuz bırakmaz. Hal böyle olunca; İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin gerekçeli kararlarında da isabetli şekilde işaret edildiği üzere, işbu şikayet tarihi ve şikayete konu müdürlük kararının verildiği tarih olan 11.11.2024 itibariyle, takip dosyasında icra müdürlüğünce verilen bir mehil vesikası bulunmadığı, icra müdürlüğünün, İİK’nın 36. maddesi prosedürünün başlatıldığını belirtmek suretiyle mahkemece teminatın kabulü ya da reddi kararı verilene kadar dosyadaki paraların alacaklıya ödenmemesine karar verme yetkisi de olmadığı nazara alındığında, icra müdürlüğünce, icra veznesine İİK’nın 89/1. maddesi uyarınca giren ve şikayet konusu yapılan paraların alacaklıya ödenmemesinin yasal ve geçerli bir dayanağı bulunmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulü ile şikayete konu icra müdürlüğü kararlarının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin konusuz kaldığından bahisle şikayet hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Şikayetçi alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 07.3.2025 tarih ve 2025/91 E.-2025/673 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 06.12.2024 tarih ve 2024/591 E.-2024/644 K. sayılı kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçluların temyiz itirazlarının reddine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Sn. Üye Dr. ... ve Sn. Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Şikayet; "Teminat mektubu, taşınmazların kıymet takdirine esas bilirkişi raporuyla birlikte mahkeme onayına sunulacağından, alacaklı vekilinin talebinin REDDİNE" şeklindeki 11.11.2024 tarihli Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2024/8876 Esas sayılı dosyasında bulunan müdürlük kararına yöneliktir. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; şikayetçi/alacaklı tarafından şikayet olunan borçlular aleyhine Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2024/8876 sayılı dosyası üzerinden 14.10.2024 tarihinde toplam 1.337.631,33 TL alacak için Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.09.2024 tarih 2022/422 E.-2024/558 K. sayılı ilamına dayalı olarak örnek 4-5 nolu ilamlı takip başlatıldığı, borçlulara icra emrinin tebliğ edildiği ve takibin 30.10.2024 tarihinde kesinleştirildiği, takibin kesinleşmesi üzerine alacaklı tarafından icra müdürlüğüne talepte bulunularak borçluların hesaplarının bulunduğu bankalara İİK'nın 89. maddesine dayalı olarak haciz ihbarnamelerinin gönderilmesinin istenildiği, icra müdürlüğünce alacaklı vekilinin bu talebinin kabulü ile 30.10.2024 tarihinde bankalara haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, .... Bankası A.Ş. tarafından 3.999.581,58 TL'nin borçlu ... adıyla 11.11.2024 tarihinde icra dosyasına gönderildiği, QNB Bank A.Ş. tarafından 2.086.467,51 TL'nin borçlu ... adıyla 08.11.2024 tarihinde icra dosyasına gönderildiği, alacaklı vekili tarafından 11.11.2024 tarihli talep dilekçesi ile gönderilen paraların tarafına ödenilmesinin istenildiği, icra müdürlüğü tarafından 11.11.2024 tarihli kararıyla teminat mektubu, taşınmazların kıymet takdirine esas bilirkişi raporuyla birlikte mahkeme onayına sunulacağından, alacaklı vekilinin talebinin REDDİNE karar verildiği, alacaklı tarafından yasal 7 günlük sürede bu karara yönelik icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulduğu, icra mahkemesince şikayet tarihinden sonra borçlular vekilince takibe dayanak Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.09.2024 tarihli, 2022/420 Esas-2024/558 Karar sayılı ilamıyla ilgili olarak 12.11.2024 tarihli mehil vesikasına istinaden takibe konu ilamın icrasının borçlu ..., ... ve ... yönünden istinaf incelemesi sonuna kadar geri bırakılmasına karar verildiği ve Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 13.11.2024 tarihli, 2024/1007 D. İş E.-2024/1005 D. İş K. sayılı kararıyla dayanak ilamın icrasının istinaf incelemesi sonuna kadar geri bırakıldığı görüldüğünden, dosyaya gelen hacizli paraların alacaklıya ödenmesine dair şikayetin konusuz kaldığı gözetilerek, konusu kalmayan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği, bu kararın da taraflarca temyiz edildiği anlaşılmıştır. Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2024/8876 Sayılı dosyası üzerinden 12.11.2024 tarihinde 90 gün için borçlulara mehil vesikası verildiği ve aynı gün teminat mektuplarının icra mahkemesinin onayına sunulduğu, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 12.11.2024 tarih 2024/1003 D. İş Esas-2024/1000 D. İş. Karar sayılı kararıyla borçluların teminat mektuplarının İİK'nın 36. maddesi gereğince teminat olarak kabulüne karar verildiği, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesince 13.11.2024 tarih 2024/1007 D. İş Esas-2024/1005 D. İş K. sayılı ilamıyla borçlular hakkında icranın geri bırakılmasına karar verildiği, bu tarihten itibaren tehiri icra kararı alan borçlular yönünden ilamın icrasının durdurulduğu anlaşıldığından, dosyadaki tahsil olunan paraların istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmesi mümkün değildir. Dava şartları, 1086 sayılı HUMK'da açıkça düzenlenmemiş iken ilk itirazlar bölümünde "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar…" saklı tutulmuştur(m.188 c.2). Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmıştır. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi(davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava(yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları(mesela görev, hukuki yarar gibi) yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir(mesela kesin hükmün varlığı gibi). Dava şartları davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi(davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış varsayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını saptarsa davanın/şikayetin esası hakkında inceleme yapamaz, davayı dava şartı yokluğundan(usulden) reddeder. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davayı inceleyen hâkim tarafından yargılamanın her safhasında kendiliğinden(re'sen) dikkate alınır(HMK’nın 115 md.). Taraflar, dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine(esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler dahi hâkim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Dava şartları, davanın açılmasından hükmün verilmesine kadar hep mevcut olmalıdır. Dava konusuna ilişkin dava şartları arasında yer alan hukuki yarar; hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. 07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere; dava, mahkemeden verilecek hükümle bir iddia üzerinde hukuki korunmanın sağlanması isteğidir. Dava ile erişilmek istenen amaç aynı güvenle ve fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse, o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Dava açılmasında olduğu gibi mahkemeye yapılan her talep için talepte bulunanın hukuki yararının varlığı her zaman şarttır. İİK'nın 36/1. maddesi; "İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Şikayet tarihi itibariyle alacaklının yukarıda bahsedilen 11.11.2024 tarihli müdürlük kararını şikayette hukuki yararı vardır. 12.11.2024 tarihli mehil vesikası, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesince 13.11.2024 tarih, 2024/1007 D. İş Esas-2024/1005 D. İş K. sayılı ilamıyla borçlular hakkında icranın geri bırakılmasına karar verilmesiyle şikayetçi/alacaklının şikayeti konusuz kalmaz. Mahkemece, şikayetle ilgili olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekir. Dairemiz sayın çoğunluğunun bu yönden bozma gerekçesine katılıyoruz. Lâkin, 08.11.2024 tarihli müdürlük kararında; borçlular vekilinin mehil vesikası istediği, 13 adet taşınmaz yönünden 100.000,00 TL masraf ikmali halinde teminata esas kıymet takdiri yapılmasına karar verildiği, masrafın yatırıldığı ve 6.590.000,00 TL teminat mektubunun sunulduğu, 11.11.2024 tarihli şikayete konu kararda ise; teminat mektubu, taşınmazların kıymet takdirine esas bilirkişi raporuyla birlikte mahkeme onayına sunulacağından ötürü alacaklı vekilinin paranın kendisine ödenmesine yönelik isteminin reddine karar verildiği, bu kararın şikayet konusu olduğu anlaşılmış olup, şikayet tarihi itibariyle yukarıda aktarılan İİK'nın 36/1. maddesi uyarınca hükmolunan para veya eşya kıymetinde olup olmadığının kıymet takdiriyle saptanması ve mahkeme onayına sunulacağı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle icra dosyası safahati ve gelinen aşama dikkate alındığında; borçlular tarafından muteber ve takip konusu borca yeterli teminat mektubu sunulduğundan Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2024/8876 Esas sayılı dosyasından 12.11.2024 tarihinde mühlet kararı verildiği, ilâmın icrası şikayet olunan borçlular yönünden durdurulduğu, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesince 13.11.2024 tarih, 2024/1007 D. İş Esas-2024/1005 D. İş Karar sayılı kararı uyarınca istinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmiş olup, İİK'nın 85/1. maddesi hükmü de dikkkate alınarak icra kasasında bulunan paraların karar tarihi itibariyle alacaklıya ödenmesi hukuken mümkün değildir. Belirtilen nedenlerle; borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile şikayetin esastan reddi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, Dairemiz sayın çoğunluğunun farklı gerekçeyle bozma görüşüne katılamıyoruz.03.07.2025