Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/4296 E. 2026/5478 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2026/4296
Karar No
2026/5478
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/531 E., 2026/24 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; O yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; somut olaydaki sanığın kusuru, suçun işleniş biçimi, eylemi nedeniyle meydana gelen zararın ağırlığı nazara alındığında, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılmak suretiyle ceza verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilerek eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ve araştırma sonucunda karar verildiğine, koşulları oluşmasına rağmen sanık hakkında takdiri indirim hâlinin uygulanmadığına, katılanın kazanın meydana gelmesinde ortak kusurunun dikkate alınmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda dosya kapsamı, taraf anlatımları, sanık savunması, bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu raporları dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 30.08.2024 tarihinde, saat 19.43 sıralarında, sanık sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki .. plakalı kamyonet ile yerleşim yeri içinde, gece vakti, aydınlatmanın mevcut olduğu ve sanık sürücünün istikâmet yönüne doğru sola dönülmez levhasının bulunduğu olay mahâlli kavşakta seyir halinde iken, kavşağa gelip sola dönüşle ters yöne giriş yapmak istediği sırada aracının sağ ön köşe kısımlarıyla, karşı yönden gelen katılan sürücü ...'un sevk ve idaresindeki .. plakalı otomobilin ön kısımlarının çarpışmaları neticesinde kazanın meydana geldiği, kaza sonucu katılanın aracında bulunan ...'un öldüğü, katılanlar ... ve ...'un basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, hükme esas Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 30.10.2024 tarihli raporuna göre sanığın asli kusurlu olduğunun belirlendiği ve sürücü belgesinin bulunmadığı, olaydan yaklaşık 1 saat 7 dakika sonra yapılan alkol muayenesine göre 0,97 promil alkollü olduğu ve kandaki alkol oranının saatte 0,15 promil düşeceği dikkate alındığında, sanığın olay anında 1,00 promilin üzerinde alkollü olacak şekilde araç kullandığı ve ters istikamete girdiği göz önünde bulundurulduğunda, bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, bir kişinin ölümü ile birlikte iki kişinin yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE VE KARAR Asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne, iki kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi gereği iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, "Suçun işleniş biçimi, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı, olayda sanığın asli kusurlu oluşu ve meydana gelen kaza sonucu ölenin 6 yaşında bir çocuk olması ve kusurunun bulunmaması" biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin ve olaya uygun bilinçli taksir koşullarının varlığının kabulü ile işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak, sanığa eyleminin ağırlıyla orantısız ceza verilmesinden dolayı hükmün bozulmasını öneren Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin kararında o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca Elbistan 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2026/4296, K. 2026/5478, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2026-4296-e-2026-5478-k-768d4da83fe0