Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/89 E. 2025/4589 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/89
- Karar No
- 2025/4589
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/330 E., 2018/2031 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan TCK'nın 184/1, 62 maddeleri uyarınca mahkumiyet, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın TCK'nın 44/1 delaletiyle, 2863 sayılı Kanun'un 65/1-1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafinin temyiz nedenleri; Mühür bozma suçu yönünden beraat kararı aldıklarını, vekalet ücretine hükmedilmediğini, sanığın suça konu alanın sit alanı olduğunu bilmediğine, yapı kayıt belgesi alınarak yapının yasal hale getirildiğine, herhangi bir zarar oluşmadığına ve sair nedenlere ilişkindir. B. Katılan vekilinin temyiz nedenleri;Erteleme kararının usul ve Yasaya aykırı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, ... İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce 22.04.2015 tarihinde yapılan kontrollerde sanığa ait Musalla Mahallesi 439 ada 465 parsel de ruhsatsız olarak betonarme yapı, betonarme teras, havuz ve havuza ait makina dairesi yapıldığı tespit edilerek yapı tatil zaptı düzenlendiği, 05.05.2015 tarihinde yapılan kontrolde ise parselde harfiyat yapılarak inşai faaliyete devam edildiği, iki işçinin çalıştığı tespit edilerek ikinci kez yapı tatil zaptı düzenlenip suç duyurusunda bulunulduğu, söz konusu parselin aynı zamanda III. Derece doğal sit alanında bulunduğunun anlaşıldığı, sanık alınan beyanında özetle modern bir çiftlik yapmak için tarlayı satın aldığını, sit alanı olduğunu bilmediğini, inşaat işlemlerini durdurduğunu, ikinci kontrolde zeytin ekimi için inşaat alanı kaldırılması olayı olduğunu inşaata devam etmediğini, mühür fekki yapmadığını beyan ettiği, Sanığın üzerine atılı imar kirliliğine neden olmak suçu bakımından, bilirkişi raporunda yapının 2004 yılından sonra yapıldığı, bina niteliğinde olduğunun belirtildiği, sanığın savunmasında suça konu yapının kendisi tarafından yapıldığının beyan edildiği, yapının eski hale getirilip getirilmediği ile ilgili belediyeye yazı yazıldığı, belediyeden gelen yazıda eski hale getirilmediğinin bildirildiği anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suç sabit olduğundan bu suçtan sanığa ceza verilmiş, her ne kadar sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçlarından kamu davası açılmış ise de; Sanığa ait taşınmazın tapu kaydında taşınmazın sit alanı olduğunun yazmadığı, sanık tarafından bu durumun bilinmediği, sanığın arazisinin mühürlendikten sonra inşaatın devam etmediği anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan beraatine dair hüküm tesis edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin ve sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; sanığın inşai faaliyette bulunduğu taşınmazın 09.08.2011 tarihli... ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu kararı ile doğal sit olarak koruma altına alındığı ve alınan kararın 24.08.2011 tarihinde mahallinde ilan edildiği, doğal sit olarak koruma altına alınan taşınmazların tapuya tescil zorunluluğunun bulunmadığı, söz konusu taşınmazlarda yapılacak inşai işlemlerin mutlaka kültür ve tabiat varlıkları koruma kurulundan izin alınmak suretiyle gerçekleştirilmesinin mümkün olacağı, sanık tarafından III. Derece doğal sit olan taşınmazda birbiri ile bağımsız çiftlik evi, havuz ve besihane niteliğinde betonarme yapıların inşaa edildiği ve inşai faaliyetinin devamı sırasında durumun ... Belediye görevlileri tarafından tespit edildiği, sanık her ne kadar alınan savunmasında taşınmazı 2014 yılında satın aldığını, sit alanında kaldığını bilmediğini beyan etmiş ise de, 22.04.2015 tarihinde tutulan yapı tatil zaptından sonra inşai faaliyetini sonlandırmadığı, inşaatta iki tane işçinin çalıştığı ve inşai faaliyetin devam ettiğine dair 05.05.2015 yapı tatil zaptının düzenlendiği, taşınmazın bulunduğu alanın doğal sit olarak kabulüne ilişkin ... ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu kararı ve kararın mahallinde ilan edildiği anlaşıldığından sanığın savunmasının yerinde bulunmadığı, yapılan inşai müdahale sonucunda taşınmazın geri dönüşümü mümkün olmayacak tarzda zarar görmüş olması nedenleriyle sanığın eylemi sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmitir. IV. GEREKÇE VE KARAR Sanığın... ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu'nun 09.08.2011 tarih ve 6216 sayılı Kararı ile III. Derece doğal sit alanı olarak belirlenen alanda izinsiz olarak inşai faaliyette bulunduğu, sanığın ve sanık müdafinin aşamalarda alınan savunmalarında suça konu yere ilişkin projelerinin ön onay aldığını ve Koruma Bölge Komisyonundan onay beklediklerini belirtmesi, sanığın dosya arasına ibraz etmiş olduğu 21.12.2017 tarih ve 217/701 karar sayılı Encümen Kararında Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonunun 17.05.2016 tarih ve 942 sayılı kararında bahsi geçen 3194 sayılı İmar Kanununda belirtilen iş ve işlemlerin yerine getirilerek yıkıldığı, yapı sahibinin 21.04.217 tarih 6021/986 sayı ile yeni mimari proje ile başvurusuna istinaden projeye ön onay verildiği, Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonundan görüş alınmak üzere gönderildiğinin belirtilmesi karşısında; Dava konusu taşınmaza ilişkin projenin onaylı örneği ile kurul tarafından onaylanıp onaylanmadığına ilişkin tüm karar örnekleri dosya içerisine getirtilerek, mahallinde bağımsız inşaat mühendisi, arkeolog ve çevre mühensisi bilirkişi refakatinde yeniden keşif icrası ile; iddianameye konu aykırılıklar raporda tek tek irdelenmek suretiyle, dava konusu taşınmazın son durumunun, onaylanmış ise onaylanan projeye uygun olup olmadığının ve sit alanında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi, uygun hale getirilmesi ve zarar meydana gelmemiş olması halinde atılı suçun manevi unsuru oluşmayacağından sanığın beraatine, aksi halde mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı olup, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2025 tarihinde karar verildi.