Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/3825 E. 2025/4773 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3825
Karar No
2025/4773
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/304 E., 2024/729 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun'un 67/1. Maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmiş, sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulü ile CMK'nın 303/1-a ve CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca Kiraz Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.11.2023 tarih 2022/446 Esas ve 2023/389 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasından A bendinin çıkarılarak, yerine; Sanık ...'ün CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz nedenleri; Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay tarihinden önce sanıklardan ...'nın 2017 yılı aralık ayında sanıklardan ...'in yanına gelerek kendilerine ait 690 ve 691 parsellerde define olacağını söyleyerek kazı yapma hususunda sanık ...'i ikna ettiği, daha sonra sanıkların hep birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde kazı yapmaya başladıkları, 1 hafta kazı yaptıktan sonra haç kabartması olan bir duvara rastladıkları, bunun üzerine sanıklardan ...'nın sanık ...'i bakkala gönderdiği, sanık ... tekrar diğer sanıkların yanına geldiğinde sanık ...'nın kazı yaptıkları yerden çıktığını belirterek ...'e Kültür ve Tabiat Varlıklarından olan 6 adet obje verdiği, aradan 3 gün geçtikten sonra tekrardan aynı yeri kazmak için sanıklar ... ve...'in geldiklerini ve 15 gün kazı yapmaya devam ettiklerini, ara sıra diğer sanıklar ... ve...'in aynı yerleri arada kazmaya devam ettiklerini, sanıklar arasında anlaşmazlık çıkınca sanık ...'nın 10.11.2018 tarihinde kolluk kuvvetlerine giderek elinde bulunan Kültür ve Tabiat Varlıklarından olan 6 adet eşyayı teslim ederek şikayetçi olduğu olayda, sanıkların 2863 sayılı Kanuna muhalefet etme suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, dava konusu olaya ilişkin olarak ek rapor aldırılmış olup, 16.12.2022 tarihli ek raporda; "13.11.2018 tarihli ödemiş müze müdürlüğü raporunda belirtilen ve ödemiş müze müdürlüğü’ne sanık ... süzen tarafından teslim edilen altı adet metal objenin, arkeolojik olarak İzmir ili, Kiraz ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii’nde bulunan ve tapu’nun 690 parseli’ne kayıtlı dava konusu alandaki kaçak kazı çukurlarında bulunmuş olamayacakları çünkü 2020 yılındaki keşif sırasında incelenen kaçak kazı çukurlarının hiçbirinin içinde arkeolojik eser ele geçme potansiyeli mevcut olmadığı, ayrıca bu altı adet obje roma-geç roma, bizans, post-bizans ve geç osmanlı dönemleri’ne ait üç farklı kronolojik grup kapsamında olduğu, devirleri farklı objelerin bir kazı esnasında arkeolojik olarak bir arada bulunmuş olamayacaklarının mütalaa edildiği, 16.12.2022 tarihli ek raporunun açık, anlaşılır ve denetime elverişli olduğu, bu hali ile hükme esas alınabilecek nitelikte olduğunun kabul edildiği, her ne kadar Kiraz Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/109 esas sayılı iddianamesiyle sanık ... hakkında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 67. maddesi gereği cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan beyanlar ile tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı 67. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi açısından yapılan değerlendirmede 2863 sayılı Kanunun 4/1 maddesinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarını bulanların bunu en geç 3 gün içinde yetkili merciilere bildirmeye mecbur olduğunun düzenlendiği, belirtilen yükümlülüğe aykırı hareketin de aynı Kanunun 67/1. maddesinde yaptırım altına alındığı, dolayısıyla sanığın suça konu eşyaları bulduğu tarihi itibari ile 3 günlük bildirim süresi dolduktan sonra kolluk görevlerine haber verdiği anlaşıldığından sanığın bu şekilde gerçekleştirdiği eylemlerinin 2863 Sayılı Yasanın 5728 sayılı Yasanın 410. maddesi ile değişik 67/1 maddesindeki suçu oluşturduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmış olup eylemine uyan maddelere göre cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; Sanığın mahkumiyetine ilişkin önceki kararın bozulması üzerine keşfe katılan bilirkişiden alınan ek raporda dava konusu 6 adet objenin Roma - Geç Roma, Bizans, Post Bizans ve Geç Osmanlı Dönemlerine ait 3 farklı kronolojik grup kapsamında olduğundan bir kazı esnasında arkeolojik olarak bir arada bulunmalarının mümkün olmadığının belirtildiği, dava konusu taşınır kültür varlıklarının hakkındaki mahkumiyet hükmünün açıklanması geri bırakılan ...tarafından 10.11.2018 tarihinde jandarmaya teslim edilerek 2017 yılı Kasım ayında İzmir ili Kiraz ilçesi ... Mahallesi ... Mevkiinde bulunan ve tapunun 690 parseline kayıtlı dava konusu alanda bulunduklarına ilişkin beyanının doğruluğu konusunda bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor karşısında şüphe oluştuğu, oluşan bu şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği, sanığın da tüm aşamalarda su bulmak amacıyla kazı yapılan yere gittiğini, orada herhangi bir kültür varlığı bulunmadığını beyan ettiği, buna göre isnat olunan suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı, açıklanan nedenlerle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin, Hukuka aykırı olduğu, sanık müdafinin istinaf talebinin bu nedenle yerinde olduğu, bu hukuka aykırılığın CMK'nın 303/1-a maddesi uyarınca "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate karar verilebilecek hal" niteliğinde olduğu ve CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilebileceği anlaşıldığından istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Kiraz Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/3825, K. 2025/4773, T. 22.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2024-3825-e-2025-4773-k-15b8484532b6