Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/975 E. 2024/4266 K. – Kişilerin Huzur

Konu: Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/975
Karar No
2024/4266
Karar Tarihi
Konu
Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/496 E., 2022/187 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Tehdit ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından sanığın mahkûmiyetine ilişkin hükümler sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 47. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2015 tarihli ve 2015/262 Esas, 2015/510 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.05.2021 tarihli ve 2020/13816 Esas, 2021/14159 Karar sayılı kararı ile; ''1) Sanık hakkında uzlaşma kapsamında olan TCK'nın 123/1. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucu mahkumiyet kararı verildiği, müşteki kolluk beyanında uzlaşmak istemediğini belirtmiş ise de, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan uzlaşma teklif formu imzalatılmayıp uzlaşmanın mahiyeti ve sonuçlarının da açıklanmadığından, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında usule uygun uzlaştırma işlemi yapılmadığının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen yönteme uygun biçimde sanık ve müşteki arasında uzlaştırma işlemi yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, 2) Temyiz kanun yoluna tabi olup kesinleşmesi halinde infaza verilecek olan ilamın, açıklanacak yeni hüküm olduğu, bu nedenle iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının yargılama sonucunda açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle Anayasanın 141, CMK'nın 34, 223 ve 230. maddelerine aykırı davranılması, 3) Sanığı temyiz dilekçesi ekinde sunduğu raporlar karşısında, sanığın suç tarihi itibariyle TCK'nın 32. maddesi uyarınca “akıl hastalığı nedeniyle, iş bu dosyaya konu işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış veya önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda, yöntemince rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğu," gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. İstanbul Anadolu 47. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2021/496 Esas, 2022/187 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında genel hükümlere göre yapılan yargılama sonunda kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanunun 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesi uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen, 4-2022/82748 sayılı Tebliğname ile hükmün bozulması talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 123/1. maddesinde düzenlenen “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçlarına ilişkin olduğu, “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçu için 5237 sayılı Kanunun 123/1. maddesinde temel ceza miktarının “üç aydan bir yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı Kanunun 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251/1. maddesinde yer alan; “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5/1-d maddesinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile “...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “... basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle; Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5/1-d maddesinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesine göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup sair yönleri incelenmeyen İstanbul Anadolu 47. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden açıklanan nedenlerle hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/975, K. 2024/4266, T. 16.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-975-e-2024-4266-k-5575c82f50dc