Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/965 E. 2026/4556 K. – Müstehcenlik

Konu: Müstehcenlik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/965
Karar No
2026/4556
Karar Tarihi
Konu
Müstehcenlik

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1525 E., 2021/1869 K. SUÇ : Müstehcenlik HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan Kurum vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında müstehcenlik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 226/5, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezası ve 25 gün karşılığı 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, adli para cezasının 4 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; istinaf başvurularının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanığın müstehcenlik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 226/5, 43/1, 62/1, 52/2-4, 53/1-2-3. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis ve 30 gün karşılığı 600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, adli para cezasının 4 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Kurum vekilinin temyiz sebepleri; hükmolunan cezada takdiri indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ve Kurum lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; mağdurlara zarar verme kastının bulunmadığına, suçun maddi unsurlarının oluşmadığına, savunmanın istinabe yolu ile alınmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY OLGULAR Temyizin kapsamına göre İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, ikrara dayalı savunma, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın, katılana ait çıplak görüntüleri Instagram isimli sosyal paylaşım uygulamasından katılanın arkadaşları olan yaşları küçük mağdurlar ..., ... ve ...'ya gönderdiğinin kabul edildiği olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal ve aynı Kanun'un 226/5. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçlarını oluşturduğu belirlenerek, fikri içtima hükümleri gereğince en ağır cezayı gerektiren müstehcenlik suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR 5237 sayılı TCK’nın 226/3-2. cümlesinde; müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretilmesinde çocukların, temsili çocuk görüntülerinin veya çocuk gibi görünen kişilerin kullanılmasının suç olarak düzenlendiği hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesinde ise aynı maddenin 3. ve 4. fıkralarındaki içeriğe sahip müstehcen yazı, söz, görüntü veya ses içeren ürünlerin basın yayın yolu ile yayınlanmasını, yayınlanmasına aracılık edilmesini veya çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişilerin cezalandırılması amaçlanmıştır.

Bu itibarla, anılan düzenlemelerin koruduğu hukuki değerler ile suçların maddi unsurlarının farklılık arz ettiği, dolayısıyla söz konusu eylemlerin bağımsız suç tipleri niteliğinde bulunduğu, bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi kapsamında fikri içtima hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı ve her bir suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği anlaşıldığından, Tebliğname'deki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, yukarıda ilgili bölümde ileri sürülen bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan Kurum lehine İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan Kurum vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-h maddesi gereği hüküm fıkrasına "Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan Kurum lehine İlk Derece Mahkemesi yargılaması için karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu 4.080,00 TL vekâlet ücretinin sanıktan alınarak, katılan Kuruma verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bartın 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/965, K. 2026/4556, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-965-e-2026-4556-k-7d96f221f64d