Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/6237 E. 2024/3874 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/6237
- Karar No
- 2024/3874
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/1467 E., 2023/86 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık ... katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2014 tarih, 2011/461 Esas, 2014/826 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan,2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1-2.cümle, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 51/1-3-7-8. Maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir. 2.Dairemizin 17/10/2019 tarih, 2017/494 Esas, 2019/10383 Karar sayılı bozma ilamında; "Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250-2009/13 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; koşullu bir düşme nedenini oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilmesi gerektiği; ayrıca, CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün, sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinden, hükmedilen hapis cezasının TCK'nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine ilişkin düzenlemeye göre daha lehe olduğu nazara alınıp, sübutu kabul edilen suçtan dolayı maddi bir zararın tespit edilmemesi ve sanığın da hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep etmiş olması karşısında, sanığa ait adli sicil ve arşiv kaydı sorgulamasına ilişkin belgede hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar bulunmakta olup, sübutu kabul edilen suçun 28.06.2014 tarihinden önce işlenmiş olması nedeniyle 28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlar açısından 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 72. maddesi ile değişik CMK'nın 231/8. madde ve fıkrasının 2. cümlesinin uygulanamayacağı ve daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların yargılama konusu suçla ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın sanık hakkında yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, 2-Uzun süreli hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 53/1 maddesinde belirtilen güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, TCK'nın 53/1-c bendinin, sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı ile TCK'nın 53/1-e maddesininde belirtilen yetkileri bakımından uygulanamayabileceği gözetilmeksizin, TCK'nın 53/1'deki hak yoksunluklarının tamamen uygulama dışı bırakılması, 3-Sanığın gözaltında geçirdiği sürenin, TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezasından mahsup edilmesine karar verilmemesi, " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2020 tarih, 2019/967 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1-2.cümle, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir. 4.Dairemizin 18/11/2020 tarih, 2020/1583 Esas, 2020/6198 Karar sayılı bozma ilamında; "Sanık hakkında temyiz dışı iki sanıkla fikir ve eylem birliği içerisinde Asarönü Delice mevkiinde kepçe ile 8 metre derinliğinde kaçak kazı yaptıkları iddiasıyla açılan kamu davasında; olay yeri görgü ve tespit tutanağına göre ihbar üzerine olay yerine gidildiğinde temyiz dışı sanıklar ... ve ... devriye istikametine doğru geldikleri sırada devriyeyi farketmemeleri üzerine dur ihtarı ile durdurulduğu, o sırada ...’ya ait telefonu “...” olarak kayıtlı olan numaradan çağrı geldiği, telefona cevap verilmediği, ancak geri dönüş yapıldığında karşı tarafın telefonu kapatmış olduğu anlaşıldığı, kepçenin yanına varıldığında kepçenin kapılarının kapatılmış olduğu, kepçenin yanında kimsenin olmadığı, kepçenin üzerinde sanığın ismi ve cep telefonunun yazılı olduğunun görüldüğü, ayrıca kepçenin bırakıldığı yerin 75 metre uzağında 8 metre derinliğinde 2 metre genişliğinde kazı yapıldığının görüldüğü, tutanak tanıklarının beyanlarında kepçenin motorunun yeni kapatılmış olarak sıcak vaziyette olduğunu belirttikleri, olay yeri inceleme raporunda; iş makinesinin sarı renkli arka gövdesi üzerinde “... Hafriyet Hidromek”, yan gövdesinde “... Hafriyat ... 0533 ... HMK 220 C” ibaresinin yazılı olduğu, mahalinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarında, çukurun yaklaşık 7-8 metre derinliğinde ve 4-5 metre genişliğinde olduğu, kazı çukuru ve toprağı üzerinde 2863 sayılı Kanun kapsamına giren herhangi bir kültür ve ya tabiat varlığına rastlamadığı, kazılan çukurun 1. derece sit alanı dışında kaldığının belirtildiği, tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapmak suçunu işlediği kanaatine ulaşıldığı anlaşılmakla; Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Mahkemece uyulmasına karar verilen, Dairemizin 17/10/2019 tarihli, 2017/494 Esas, 2019/10383 Karar sayılı ilamı ile, “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250-2009/13 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; koşullu bir düşme nedenini oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilmesi gerektiği; ayrıca, CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün, sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinden, hükmedilen hapis cezasının TCK'nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine ilişkin düzenlemeye göre daha lehe olduğu nazara alınıp, sübutu kabul edilen suçtan dolayı maddi bir zararın tespit edilmemesi ve sanığın da hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep etmiş olması karşısında, sanığa ait adli sicil ve arşiv kaydı sorgulamasına ilişkin belgede hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar bulunmakta olup, sübutu kabul edilen suçun 28.06.2014 tarihinden önce işlenmiş olması nedeniyle 28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlar açısından 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 72. maddesi ile değişik CMK'nın 231/8. madde ve fıkrasının 2. cümlesinin uygulanamayacağı ve daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların yargılama konusu suçla ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın sanık hakkında yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi” nedeniyle hükmün bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.03.2015 gün, 2014/823 Esas - 2015/85 sayılı kararında belirtildiği üzere, "bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra dönülemez nitelikteki bu karardan dönerek ilk hükümdeki gibi karar veren, bozma gereklerini yerine getirmeyen yerel mahkemenin uygulaması isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar verilmelidir." şeklindeki görüş karşısında, sanık hakkında bozma kararına eylemli şekilde uyulmaması suretiyle bozmadan önceki haliyle karar verilmesi, 2-Hüküm fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu bir kanaatin oluşmadığı gerekçesine dayanılmasına rağmen sanık hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesi sırasında sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusunda yeterli derecede kanaat oluştuğu belirtilmek suretiyle hükümde çelişki yaratılması;" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 5.Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2021 tarih, 2021/124 Esas, 2021/ 322 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1-2.cümle, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karar 15.06.2021 tarihinde kesinleşmiş olup, sanığın 17.09.2022 tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 179/3. Maddesinde tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlemesi nedeniyle mahkemece ihbar üzerine dosyanın yeniden ele alınıp ve önceki hüküm aynen açıklanarak sanığın 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1-2.cümle, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 11.10.2023 tarih, 2023/103429 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, beraatine karar verilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, alt sınırdan ceza tayini ve cezada indirim yapılmasının yerinde olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece,16/04/2011 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı, rızaen muhafaza altına alma tutanağı, olay sabahı çekilen olay yerini gösterir fotoğraflar, TİB kayıtları, yapılan keşif alınan bilirkişi raporu, tanıklar ... ve ...'ın beyanları ve bu beyanlarında geçen suça konu iş makinasının sıcak olduğuna dair olay ile örtüşen beyanları, tanık ...'in beyanı, tanık ...'ın yer göstermesi ve tüm dosya kapsamından çıkan sonuca göre, sanıkların üzerlerine atılı izinsiz kültür ve tabiat varlığı bulmak amacıyla kazı yapmak suçunu işlediklerinin anlaşıldığı, her ne kadar sanık ... üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; yukarıda bahsedilen deliller ve mahkemenin kabulü çerçevesinde sanığın savunmasının suçtan ve cezadan kurtulma amacına matuf olduğunun değerlendirildiği ve sanığın savunmasına itibar edilmediği, suça konu alanın arkeolojik sit alanı içerisinde kalmadığının anlaşılması nedeniyle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat varlıklarını koruma kanununun 74/1 maddesinin 2.cümlesi gereğince verilen ceza 1/3 oranında indirim yapılarak sanığın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık ... katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın ve katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.07.2024 tarihinde karar verildi.