Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/5680 E. 2024/7365 K. – Kişilerin Huzur
Konu: Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/5680
- Karar No
- 2024/7365
- Karar Tarihi
- Konu
- Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/591 E., 2023/212 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükmün; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemenin sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 123/1, 53/1 maddeleri uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin kararına yönelik sanığın temyiz istemine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen 10.11.2021 tarihli bozma ilâmı üzerine Yerel Mahkemece basit yargılama usulüne göre yapılan yargılama sonucu sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan TCK'nın 123/1, 43/1, 53. ve 5271 sayılı CMK'nın 251/3 maddesi uyarınca 2 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, sanığın itiraz istemine dayalı inceleme sonunda Yerel Mahkemece genel hükümlere göre yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 123/1, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri, amacının suç işlemek olmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, katılanı telefondan aramak, ziline basmak suretiyle ve sair sebeplerle katılana rahatsızlık verdiği kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 123/1. maddesindeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43/1. madde ve fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Aynı suç 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43/1. madde ve fıkrasında; “Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır” ifadesi ile açıklığa kavuşturulmuş olup, aynı madde ve fıkrada bulunan, “değişik zamanlarda” ibareleri nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekir. Bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suç oluşacaktır. Öte yandan, anılan hükmün uygulanabilmesi için, işlenen suçların mağdurları da aynı olmalıdır. Mağdurun kim olduğunun belirlenmesinde öncelikle madde metnine bakılmalı, madde metninin yeterli olmadığı durumlarda hükmün konuluş amacı, kanun içerisinde suçun düzenlendiği yer gibi hususlar birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmaya çalışılmalıdır. Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı ise suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir. Bu nedenle soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumda sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi isabetli bir uygulama olacaktır. Bu açıklamalar ışığında; Sanığın, katılanın eşi ... ile aynı iş yerinde çalıştığı, ...'ın evli olmadığını zannederek ... ile arkadaşlık kurmak istediği, ...'ın katılanla evli olduğunu öğrendikten sonra da aynı eylemi sürdürdüğü, katılanın ikametinin önüne gelerek evin önünde dolaşmak suretiyle katılanı rahatsız ettiği iddiasıyla kamu davası açılmış olmakla, sanığın katılanı ve katılanın eşi ...'ı telefonla arayıp aramadığı, aramaların karşılıklı olup olmadığı ve ne sıklıkla aramalar yapıldığı hususlarının ilgili GSM şirketlerinden araştırılıp buna ilişkin belgeler dosya arasına eklenerek, sanığın katılanın evinin kapı zilini sık sık çaldığına ilişkin ne gibi kanıtlar bulunduğu gereği gibi araştırılarak, bu konuda katılanların ve varsa tanık beyanları değerlendirilerek, sanığın katılana yönelik farklı zamanlarda gerçekleştirdiği suça konu eylemlerinde hukuki veya fiili kesinti olup olmadığı tespit edilerek, 5237 sayılı TCK'nın 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun “ısrar” öğesini oluşturup oluşturmadığı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, ısrar öğesinin ve zincirleme suç hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğuna dair soyut gerekçelerle ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozma öncesi ilk hükmün aleyhe temyiz edilmemesi karşısında, sanık bakımından CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca miktarı bakımından kazanılmış hak oluştuğunun gözetilmemesi, Hukuka aykırı olup, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği bu itibarla yerinde görüldüğünden açıklanan nedenlerle hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.12.2024 tarihinde karar verildi.