Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/1213 E. 2024/6071 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/1213
Karar No
2024/6071
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/117 E., 2022/371 K. SUÇ : Özel hayatın gizliliğini ihlal, kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade, onama Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu yönünden sanık hakkında kurulan hüküm yönünden;5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, somut olayda sanık hakkında verilen 16.09.2022 tarihli özel hayatın gizliliğini ihlal suçu yönünden kurulan hüküm daha önce Yargıtay incelemesinden geçmemiş, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra ilk kez verilmiş hükümler olması nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu; Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Babaeski Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2014 tarihli ve 2014/650 Esas, 2014/810 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 123/1, 43/1, 62 ve 51. maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verilmiş, ilgili kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza Dairesinin, 14.01.2021 tarihli, 2018/3309 Esas, 2020/262 Karar sayılı ilamıyla; "Sanığın, katılana yönelik farklı zamanlarda gerçekleştirdiği, telefon ile arama, mesaj gönderme şeklindeki eylemlerinin, TCK'nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun "ısrar" öğesini oluşturması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, aynı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanması, sanık hakkında Babaeski Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/865 esas ve 2014/565 karar sayılı dosyasında aynı eylemlerle ile ilgili olarak birleştirme kararı verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, aralarındaki fiili ve hukuki irtibat nedeniyle birlikte değerlendirilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi" hukuka aykırı olduğundan bozulmasına karar verilmiştir. 2. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, Milas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.09.2022 tarihli ve 2021/117 Esas, 2022/371 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyulması yönündeki kararı ile mahkemece genel hükümlere göre yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanunun 123/1, 62 ve 51. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verilmiş, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın katılana yönelik olarak üzerine atılı 5237 sayılı Kanunun 134/2 kapsamındaki suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi gereğince sabık hakkında beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca incelenmeksizin iade ve onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri; beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, Yargıtay 18. Ceza Dairesince verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, sanık ile katılanın bir süre sevgili oldukları, ayrılmaları sonrasında sanığın katılanı defalarca aradığı olayda katılanı rahatsız eden sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 123/1. maddesindeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş, sanığın katılan ile birlikte oldukları dönemde çekilmiş oldukları fotoğrafları katılanın komşularına mektup ile gönderdiği iddia olunan olayda özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın katılana yönelik olarak üzerine atılı 5237 sayılı Kanunun 134/2 kapsamındaki suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi gereğince sabık hakkında beraat kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR A. Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Yönünden Kurulan Hüküm Yönünden; 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı, bu tarihten sonra verilen kararların istinaf kanun yoluna tabi olduğu, incelemeye konu dosyada sanıklar hakkında ilk kez kurulan hükümler yönünden dava dosyasının daha önce Yargıtay incelemesinden geçmediği, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi ile değiştirilen 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmadığı ve inceleme konusu hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 272 nci ve devamı maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, kanun yolunun re’sen dikkate alınacağı anlaşılmakla, dava dosyasının Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma Suçu Yönünden Kurulan Hüküm Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve sanık müdafiinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,04.11.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/1213, K. 2024/6071, T. 04.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-1213-e-2024-6071-k-4c60b5c39c33