Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/9846 E. 2025/6041 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9846
Karar No
2025/6041
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/16E. - 2021/48K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli ve 2017/287 (E), 2018/565 (K) sayılı ilamıyla sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yürütülen yargılama neticesinde, aynı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nun 62, 52, 53 maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 1 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, mühür bozma suçu yönünden ise neticeten 5.000,00TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, karara karşı sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile duruşmalı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıkların 2863 sayılı Kanun'un 65/1-1, 5237 sayılı TCK'nın 43, 62, 52/2-4, 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ve 2.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, karar verilmiş, karara karşı sanıklar müdafilerinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafinin temyiz isteği; suçun unsurlarının oluşmadığına, müvekkilinin sürekli ikamet etmediği bölgenin sit alanında kaldığını bilmesinin beklenemeyeceğine, 2017 yılında alınan sit statüsüne ilişkin kararın geçmişe yürütülemeyeceğine, 1995 yılında alınan kararın 2016 yılındaki olay bakımından geçerli olamayacağına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, teşdiden ceza uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna sair ve resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; suçun unsurlarının oluşmadığına, hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, kurumlarca onaylanan proje doğrultusunda hareket edildiğine, mühürleme işlemi açısından tebliğ yapılmadığına, müvekkilinin sit alanında kaldığını bilmediğine, 2017 yılında alınan sit statüsüne ilişkin kararın geçmişe yürütülemeyeceğine, ceza miktarına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, III. OLAY VE OLGULAR Tüm dosya kapsamından; .. İli .. İlçesi, .. Köyü sahil mevkiinde arkeolojik sit alanında kalan bölge içerisinde izinsiz olarak dere temizliği yapıldığı yönünde gelen telefon ihbarı üzerine ... tarafından 13.07.2016 tarihli ve 586 sayılı Yapı Tespit ve Durdurma tutanağı ile dere ıslah çalışması adı altında bir kısmı doğal bir kısmi ise arkeolojik sit alanında kalan bölgede ( bilirkişi raporlarıyla da tespit edilen)kepçe ile çalışma yapılarak dere yatağının açıldığı tespit edilerek mühürleme işlemi yapıldığı, dosya kapsamında yer alan müze araştırmacısı, mimar ve zabıta memuru tarafından düzenlenen 15.07.2016 tarihli tutanağa göre; dere ıslah çalışması altında dere yatağının iş makinaları ile genişletildiği, bir kısmı arkeolojik bir kısmı doğal sit alanında kalan bölgeye demir ve donatılar döşendiği, betonarme kutu menfez imalatı yapıldığının tespit edildiği, Müze araştırmacısının düzenlediği 19.07.2016 tarihli rapora göre; olay yerine varıldığında belediye görevlilerine çalışanlar tarafından tepki gösterilip, alanı boşaltmaları ve bir daha gelmemelerinin istendiği, izinsiz yapılan uygulamalar nedeniyle herhangi bir işlem yapılmadan sahadan dönüldüğünün rapor edildiği, ardından şikayetçi sıfatıyla dinlenen .. ve .. ilçesi Arkeolojik Yüzey Araştırması Başkanı aynı zamanda .. Başkan Yardımcısı olduğunu belirten ... yapılan çalışmanın devam edip, arkeolojik sit alanına zarar verdiğinden bahisle .. Cumhuriyet Savcılığına ifade vererek ayrıca şikayetçi olduğu, devamında ... İlçe Belediyesinin 20.07.2016 tarihli tutanağı ile suça konu alandaki kutu menfez imalatının tamamlandığı, bir kısım imalatın ise devam ettiğinden bahisle çalışmanın durdurularak işçilerin inşaat alanından çıkarıldığı, koparılmış mührün yerine yenisinin takıldığının tutanağa bağlandığı, ardından .. ilçe Jandarma Komutanlığınca 26.07.2016 tarihinde suça konu alanda inşai faaliyetin devam ettiği, beton mikser makinasının çalışmakta olduğunun tespiti üzerine sahada bulunan sanık ...'ye .. Belediye Başkanlığının iş durdurma kararının sözlü olarak tebliğ edildiğine ilişkin tutanak tutulduğu, ardından .. ilçe Jandarma Komutanlığı tarafından 09.08.2016 tarihli tutanak ile saat 16:20 itibariyle dere ıslah çalışmasının durdurulmasına rağmen kalıplama ve beton dökme işlemlerine devam edildiği bilgisinin alınması üzerine bu kez saat 19:57 itibariyle bölgeye gidildiğinde çalışmanın devam ettiği görülerek bu hususun tutanağa bağlandığı, sanık ...'ın .. .. Üretim A.Ş. 'nin sahibi ve yetkilisi, ....'nin ise .. İnşaat isimli firmanın yetkilisi olduğu, .. .. Üretim A.Ş. İsmili firmanın yavru balık üretimi kuluçkahane yapım projesi kapsamında .. İnşaat firması ile dere ıslahı konusunda sözleşme yapıldığının anlaşıldığı, sanıklar hakkında başlatılan soruşturma işlemleri sırasında sanık ...'ın alınan savunmasında yasal izinler çerçevesinde işlemleri yürüttüklerini, 09.08.2016 tarihine kadar yapılan işlemlerden haberdar olmadığını, 09.08.2016 tarihinde diğer sanık ...'in kendisini araması üzerine öğrendiğini, işlemlere devam etmesi yönünde talimatı olmadığını, suç işleme kast bulunmadığını beyan ettiği, sanık ...'in soruşturma aşamasında müdafisi bulunmadan kolluk tarafından alınan savunmasında; 09.08.2016 tarihinde Belediye ekipleri geldiğinde kendisinin orada olmadığını, ancak mühürü gördüğünü, daha sonrasında yetkili ... (yargılama sırasında sanık ... olduğunu beyan ettiği) kişiyi aradığında kendisine sen işine devam et dediğini ve kendisinin de devam ettiğini , bölgenin bir kısmının sit alanında kaldığını duyduğunu, beyan ettiği, yürütülen soruşturma neticesinde sanıklar hakkında mühür bozma, imar kirliliğine neden olma ve 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Sanıkların yargılama sürecindeki benzer savunmalarında 09.08.2016 tarihine kadar herhangi bir bilgilerinin olmadığını , bölgenin sit alanı olduğunu bilmediklerini, 09.08.2016 sonrasında herhangi bir faaliyetlerinin bulunmadığını beyanla suçlamaları kabul etmedikleri anlaşılmıştır. Dosya kapsamından izinsiz müdahale yapılan yerlerin .. 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun 06.10.1995 tarihli ve .. sayılı kararı ile bir kısmının 1.derecede arkeolojik sit , bir kısmının 1.derecede doğal sit, bir kısmının ise 3.derecede arkeolojik sit alanı olduğuna dair tescil kararı bulunduğu ve bu kararın 03.04.2001 tarihli ilan tutanağı içeriğinden 15.03.2001 ve 03.04.2001 tarihlerinde ... tarafından ilan edildiği, kolluk aracılığı ile yapılan araştırma sonrası düzenlenen 15.06.2017 tarihli tutanak ile imalatların yapıldığı yerin sit alanı olduğuna ilişkin tüm bölge halkının bilgi sahibi olduğunun tutanağa bağlandığı, mevzuat değişikliği ve yeniden statü belirleme sonrası imalatların yapıldığı bir kısım yerin .. 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 05.06.2017 tarihli 68 sayılı kararı ile "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" ve "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" olarak belirlenip bu kararın 21.08.2017 tarihinden itibaren 15 gün süreyle ... tarafından ilan edildiği anlaşılmıştır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü İkinci Bölge Müdürlüğünün 27.05.2016 tarih 361370 sayılı yazısı ile dere Islah Projesi'nin uygun görüldüğü, ancak aynı yazının 6.maddesinde "söz konusu balık üretim tesisi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve İZSU Genel Müdürlüğünden ayrıca görüş alınması" gerektiğinin belirtildiği, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü İkinci Bölge Müdürlüğünün 15.07.2016 tarihli Öz-Su Balık Üretim Paz. Tic. A.Ş'ye yazdığı yazıda, .. .... Köyü .. Deresi ... Koruma Projesi'nin bazı şartları uyulması ile bölge müdürlüğünce uygun görüldüğü, ancak bahse geçen tesislerin imalat başlangıcı ile ilgili olarak idarelerine herhangi bir başvuru yapılmadığı gibi yazıda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve İz Su Genel Müdürlüğünden ayrıca görüş alınmalıdır dendiği, ilgili tesislerin icra edileceği mevkiide muhtemel arkeolojik sit alanı olabileceğinden Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan ve ilgili kurumlardan da uygun görüş alınması, ilgili kurumlardan uygun görüş alınmadan ve idareye bilgi verilmeden taşkın koruma projesi imalatına kesinlikle başlanmaması gerektiğinin belirtildiği, anlaşılmıştır. .. 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29.09.2016 tarihli ve 5036 karar sayılı kararıyla "...1. ve 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı anlaşılan .. deresi üzerindeki DSİ ve İZSU tarafından onaylanan taşkın önleme projesinin büyük bir bölümünde uygulamanın tamamlanmış olduğu anlaşıldığından dere yatağı içinde yapılan bu uygulamanın kaldırılmasının zemine zarar vereceği göz önünde bulundurularak, 658 ilke kararı kapsamında kullanılmasının uygun olduğuna, bundan sonra söz konusu alanda yapılacak her türlü inşai ve fiziki uygulamada Koruma Bölge Kurulunun izin alınması gerektiğinin ilgililere hatırlatılmasına, sahanın sürdürülebilir koruma alanı içerisinde kalmasından dolayı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce değerlendirilmesine karar verildi" şeklinde karar alındığı anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde; " ... .. Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü İkinci Bölge Müdürlüğü ve .. 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nden gelen yazılara ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ...'ın savunmasının aksine söz konusu birinci derece ve üçüncü derece arkeolojik sit alanı içerisinde kalan suça konu yerde .. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan izin almaksızın sanık ... ile aralarında yapmış oldukları sözleşme uyarınca Demircili Deresi üzerindeki Dere ıslah çalışmasını başlattığı, diğer sanık ...'in de 16/06/2016 tarihinde yaptıkları sözleşmeye göre suça konu yerde işe başladığı, sanık ...'in gerek bu sözleşme içeriği, gerek ... tarafından düzenlenen 13/07/2016 tarihli tutanak, bu tutanaktan sonra düzenlenen 09/08/2016 tarihli tutanaklara göre birinci ve üçüncü derece arkolojik sit alanı içerisinde olduğunu bildiği alanda inşaata devam ettiği, sanık ...'ın da inşaatın mühürlenmesine rağmen inşaatın devam etmesini sağladığı, sanık ...'in de mühürlenen inşaatın yapımına devam ettiği böylece sanıkların 2863 Sayılı Yasa Kapsamında olan menfezin denizden üretme tesisine giderken ilk 79,35 metrelik bölümüne isabet eden 207,96 m²lik yüz ölçümlü birinci derecede arkeolojik sit alanı içindeki kısmı ile 393,09 m²lik bölümüne isabet eden 986,31 m² yüz ölçümlü üçüncü derece arkeolojik sit alanına inşai ve fiziki müdahale yapmak suretiyle üzerilerine atılı 2863 Sayılı Yasaya Aykırılık suçunu işledikleri, her ne kadar sanıklar hakkında aynı zamanda 5237 Sayılı Yasa'nın 184/1 maddesi uyarınca "İmar Kirliliğine Neden Olmak" suçundan da cezalandırılmaları talep edilmiş ise de 5237 Sayılı Yasa'nın 44/1 maddesi uyarınca fikri içtima hükümleri uyarınca sanıkların en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmaları gerektiği anlaşıldığından" gerekçeleriyle sanıların TCK'nun 44. maddesi uyarınca daha ağır yaptırım içermesi nedeniyle eylemlerine uyan 2863 sayılı yasanın 65/1. madesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince, TCK'nun 43. maddesi uygulanmasına binaen sanıkların ek savunması alınarak yürütülen yargılama neticesinde,"...Davaya konu imalatların yapıldığı yerlerin .. 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 06/10/1995 tarihli 5392 sayılı kararı ile bir kısmının 1.Derecede Arkeolojik Sit, bir kısmının 1.Derecede Doğal Sit, bir kısmının ise 3.Derecede Arkeolojik Sit alanında kaldığı, bu kararın 15/03/2001 ve 03/04/2001 tarihlerinde ... tarafından ilan edildiği, kolluk aracılığı ile yapılan araştırma sonrası düzenlenen 15/06/2017 tarihli tutanak ile imalatların yapıldığı yerin sit alanı olduğuna ilişkin tüm bölge halkının bilgi sahibi olduğunun tutanağa bağlandığı, mevzuat değişikliği ve yeniden statü belirleme sonrası imalatların yapıldığı bir kısım yerin .. 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun 05/06/2017 tarihli 68 sayılı kararı ile "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" ve "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" olarak belirlenip bu kararın 21/08/2017 tarihinden itibaren 15 gün süreyle ... tarafından ilan edildiği dosya içine alınan karar örneği, ilgili kurum yazı cevapları ve tutanaklar ile İlk Derece Mahkemesi tarafından yerinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporları ile anlaşılmıştır. Her ne kadar sanıklar davaya konu imalatların yapıldığı yerin sit alanı olduğunu bilmediklerini, çalışmanın yapıldığı bölgede ikamet etmedikleri için ilanlardan da haberdar olmadıklarını savunmuş, sanıklardan ... soruşturma aşamasında müdafiisi olmadan verdiği ifadesini kovuşturma aşamasında kabul etmediğinden 5271 Sayılı CMK'nın 148/4.maddesi gereğince hükme esas alınamasa da; olayla ilgili tutulan ilk tutanak olan 13/07/2016 tarihli tutanakta yerin Arkeolojik ve Doğal Sit Alanında kaldığı belirtilerek iş durdurma ve mühürleme işleminin yapılması, 15/07/2016 tarihinde bu kez Müze Araştırmacısı .. .. ile mahallinde çalışmanın devam ettiğinin belirlenmesi üzerine ilgili tarafından düzenlenen 19/07/2016 tarihli raporda, imalatların yapıldığı alanda çalışanların belediye görevlilerine tepki göstererek bir daha gelmemelerinin istendiğinin rapor edildiği, şikayetçi sıfatıyla İlk Derece Mahkemesi'nin 28/09/2017 tarihli celsesinde dinlenen ...'ın alınan beyanında ".. ve .. ilçesi Arkeolojik Yüzey Araştırması Başkanı Aynı Zamanda .. Başkan Yardımcısıyım birinci derecede arkeoloji birinci derecede sit alanı ve bir kısmıda 3.derece derece arkoolojik ve 3 derecede doğal sit alanı olarak AERAE isimli antik kentin olduğu yerde araştırma yaptığımız sırada .. Balıkçılık isimli balık çiftliğinin dere ıslah çalışması adı altında ancak gerçek amaçlarının denizden gelen balığın naklini kolaylaştırmaya yönelik işlemler yaptığını gördük, bunu 10 Haziran 2016 gibi tespit ettik, buna istinaden huzurda bulunan sanık ...'e buranın doğal sit ve arkeolojik sit alanı olduğunu burada hiç bir faaliyetin yapılamayacağını gerekli izinlerin olup olmadığını sorduk, bunun üzerine sanık ... "bizim izimlerimiz var arkamız güçlü ve herşeyi yaparız" dedi ve çalışmalarına devam ettiler" şeklinde beyanının bulunması, 20/07/2016 tarihinde mahallinde çalışmanın devam etmesi üzerine .. İlçe Belediyesinin tuttuğu tutanak ile işçilerin alandan çıkarılarak yeniden mühürleme işleminin yapılması, 26/07/2016 tarihli ... Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen tutanak içeriğinden çalışmanın devam ettiğinin tespit edilmesi üzerine alanda bulunan sanık .. .'nin uyarılması, en son 09/08/2016 tarihinde aynı gün içinde değişik saatlerde çalışmanın devam ettiğinin .. Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen tutanak ile tespit edilmesi hususları dikkate alındığında, taşeron olarak imalatları yapan ...'nin tutanaklardan ve dolayısıyla sit alanında çalışma yaptığından haberdar olduğu, bu tutanaklara rağmen iş sahibi olan diğer sanık ...'ın bilgilendirilmemesinin hayatın olağan akışına ters düşeceği, bir an için sanıkların davaya konu imalatların yapıldığı yerin çalışma öncesi sit alanında kaldığını bilmedikleri kabul edilse dahi, tutulan tutunaklar ile öğrenmelerine rağmen inşai faaliyetin ısrarlı ve kararlı bir tutum ile devam ettirildiği kabul edilmiştir. Davaya konu imalatlar nedeniyle .. 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 29/09/2016 tarih ve .. sayılı kararı ile "...dere yatağı içinde yapılan bu uygulamanın kaldırılmasının zemine zarar vereceği göz önünde bulundurularak, 658 ilke kararı kapsamında kullanılmasının uygun olduğuna, bundan sonra söz konusu alanda yapılacak her türlü inşai ve fiziki uygulamada Koruma Bölge Kurulunun izin alınması gerektiğinin ilgililere hatırlatılmasına, sahanın sürdürülebilir koruma alanı içerisinde kalmasından dolayı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce değerlendirilmesine karar verildi" şeklinde sonradan verilen kararın suçun oluşumunu engellemeyeceği, yukarıda açıklandığı şekilde sanıkların davaya konu imalatların sit alanında kaldığını öğrenmelerine rağmen eylemlerini devam ettirmelerine göre suç kastı ile hareket ettiklerinin kabulü ile eylemlerinin TCK'nın 30.maddesindeki "Hata" kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında Mühür Bozma suçundan açılan dava sonucu İlk Derece Mahkemesi'nce mahkumiyet hükmü kurulup, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara yapılan itirazlar sonrası .. 4.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/1320 D.İş Sayılı kararı ile itirazların rededilerek kararın kesinleştiği görülmekle istinaf incelemesi dışında tutulmuş, her ne kadar sanıklar hakkında eylemlerinin ayrıca TCK'nın 184/1.maddesinde düzenlenen imar kirliliği suçunu oluşturacağından bahisle cezalandırılmaları istenip İlk Derece Mahkemesi'nce TCK'nın 44.maddesi gereğince daha ağır ceza içeren 2863 sayılı kanun gereğince cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de; İlk Derece Mahkemesi'nce yerinde yapılan keşif sonrası düzenlenen 18/04/2018 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu imalatların İmar Kanunu 5.maddesine göre "Bina" niteliğinde olmayıp aynı kanunun 21.maddesi gereğince yapı niteliğinde olduğu belirtildiğinden atılı suçun unsurları oluşmadığı anlaşıldığından ve sanıkların eylemi bir bütün olarak 2863 sayılı kanunun 65/1.maddesinde düzenlenen "Tescil edilen sit alanının zarar görmesine neden olacak biçimde izin alınmaksızın fiziki ve inşai müdahele " kabul edilmekle imar kirliliği suçundan ayrıca hüküm kurulmamıştır." gerekçeleriyle sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan Yerel Mahkeme hükmünün kaldırılarak sanıkların zincirleme şekilde suçu işlediği sabit görülerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle mahkumiyetlerine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca .. 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise .. Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/9846, K. 2025/6041, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-9846-e-2025-6041-k-0b759db8bf9f