Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8393 E. 2024/7837 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8393
- Karar No
- 2024/7837
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2021/2157 E., 2022/638 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 36 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/4-b maddesi uyarınca sanıklara ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığına, kararı verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün olduğundan, Gölhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/118 esas, 2021/388 karar sayılı, 07.06.2021 tarihli ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükmü çıkarılarak yerine, CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz nedenleri; Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dosya kapsamındaki deliller dikkate alındığında sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerinin sabit olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, her ne kadar sanıkların cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanıkların kazı yapmadıkları, kazı yapmak üzere hareket ettikleri ancak gönüllü olarak vazgeçtikleri, tutanak mümzilerinin tanık sıfatıyla beyanlarının alındığı, alanda kazı olmadığının belirlendiğinin bildirildiği, bu nedenle keşif yapılmasında fayda bulunmadığı anlaşılmakla keşfe gidilmeyerek, sanıkların bu aşamaya kadarki eylemlerinin define arama kapsamında değerlendirilebileceği ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile sabit olduğu üzere define arama eyleminin belirli bir plan dahilinde, definenin içine gömüldüğü veya saklandığı yerden çıkarılması için elverişli vasıtalarla birtakım icrai hareketlerde bulunmayı gerektirmekte olup sanıkların etkin bir şekilde define aradıklarına dair herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır. Keza üzerlerinde harita, dedektör vb bulunmadığı gibi define bulmaya yönelik bir eylemleri de tespit edilememiş olup yalnızca duyum üzerine olaya konu yere giderek gezdikleri anlaşılmaktadır. Bu suretle bu aşamaya kadarki eylemleri başka bir suça vücut vermeyen sanıkların kaçak kazı yapmaktan kendi istekleri ile vazgeçmeleri nedeniyle TCK'nın 36/1 maddesinde gönüllü vazgeçme halinde suçun failinin cezalandırılmayacağına ilişkin düzenleme karşısında sanıklar hakkında üzerilerine atılı suçtan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Suça konu yerde kültür varlığı aramak için kazılabilecek bir alan tespit edilmemiş olması, sanıklar tarafından kazıya başlanmamış olması, kazılan bir alan bulunmaması ve müdafi hazır bulunmadan alınan kolluk ifadelerinin hükme esas alınamayacak olması karşısında; sanıkların suçun hazırlık hareketlerini geçerek icra hareketlerine başlayıp kazı eylemine teşebbüs ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeterli, şüpheden uzak kesin ve somut bir delil bulunmaması nedeniyle beraatlerine karar verilmesi gerekirken gönüllü vazgeçmeleri nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu aykırılığın duruşma yapılmaksızın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün olduğundan, Gölhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/118 esas, 2021/388 karar sayılı, 07.06.2021 tarihli ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükmü çıkarılarak yerine, "Suça konu yerde kültür varlığı aramak için kazılabilecek bir alan tespit edilmemiş olması, sanıklar tarafından kazıya başlanmamış olması, kazılan bir alan bulunmaması ve müdafi hazır bulunmadan alınan kolluk ifadelerinin hükme esas alınamayacak olması karşısında; sanıkların suçun hazırlık hareketlerini geçerek icra hareketlerine başlayıp kazı eylemine teşebbüs ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeterli, şüpheden uzak kesin ve somut bir delil bulunmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine dair hüküm tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.05.2023 tarihli, 2022/7 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, İlk Derece Mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip suçun unsuru bakımından farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanıkların atılı suçu işlediklerine dair yeterli, şüpheden uzak kesin ve somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verilebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşıldığından, tebliğnamede bu hususta bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Gölhisar Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2024 tarihinde karar verildi.