Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/699 E. 2025/4622 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/699
- Karar No
- 2025/4622
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/385 E., 2020/80 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVA TARİHİ : 28.05.2018 HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili, davalı vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 299. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede; I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 100.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 30.640,00 TL maddi ve 21.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine maddi tazminatın 4.539,79 TL, manevi tazminatın 10.000,00 ve vekalet ücretinin 1.723,2 TL olarak belirlenmesi ile düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddine ancak davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğuna ilişkindir. Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, bu nedenle kararın bozulması talebine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/51 esas, 2018/53 karar sayılı ceza dosyasında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 23.06.2017-28.09.2017 tarihleri arasında 97 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, kararın 20.04.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, davacının maddi tazminat olarak talep ettiği erken emekli olması nedeniyle uğradığı kazanç kaybı talebinin reddine, ancak ceza yargılamasında ödediği vekalet ücretinin maddi tazminat olarak verilmesi gerektiği, açığa alındıktan sonra göreve iade edildiği ve eksik yatırılan maaşlarının kendisine ödendiği, bu nedenle maddi tazminat ödenmesini gerektirecek bir husus olmadığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacının sosyal ve ekonomik durumu, tutuklu kaldığı süre, hak ve nesafet kurallarına göre belirlenecek makul bir miktarın da manevi tazminat olarak verilmesi gerektiği değerlendirilerek kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin ve davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Davacının 23.06.2017-28.09.2017 tarihleri arasında tutuklu bulunduğu anlaşılmakla, tutuklamanın infaz görüp görmediğinin ve 5271 sayılı Kanun'un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nefasetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, davacının tutuklu kaldığı sürelerin mahsup edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulması gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok eksik manevi tazminata hükmolunması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2020 tarihinde karar verildi.