Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/6528 E. 2023/3840 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/6528
Karar No
2023/3840
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1889 E., 2021/1408 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Davacı vekili her ne kadar 05.07.2023 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat etmiş ise de vekaletnamesinde temyizden feragat yetkisi bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 25.08.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 30.09.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 05.10.2016 tarihinde tutuklandığını, 18.08.2017 tarihinde tahliyesine karar verildiğini, yargılama sonucunda davacının 06.07.2018 tarihli kararla beraatine karar verildiğini, davacının tutuklanınca işverence haklı nedene dayanılarak sözleşmesinin feshedildiği kıdem, ihbar ve benzeri tazminatların ve yasal hakların ödenmediğini, ceza dosyasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden avukatlık ücretinin ödenmesi gerektiğini ve manevi olarak da zarara uğradığını belirtmiş, bu kapsamda 100.000,00 TL maddi ve 100,000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00 TL tazminatın tutuklanma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 10.09.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süre bakımından reddedilmesi gerektiğini, tutuklama müzekkeresinin infaz görüp görmediğinin ve mahsup yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, davacının tutuklanmasına kendisinin sebep verdiği tespit edilirse davanın reddi gerektiğini, talep edilen tazminatın miktarlarının fazla olduğunu, maddi zararın ispatlanması gerektiğini ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir. 3. Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.06.2021 tarihli ve 2020/323 Esas, 2021/348 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.12.2021 tarihli ve 2021/1889 Esas, 2021/210 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.08.2022 tarihli tebliğnamesi ile davacı lehine eksik manevi tazminata hükmolunduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasını talep etmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; avukatlık ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve eksik maddi ve manevi tazminata hükmolunduğuna ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "Davacı hakkında Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/260 esas dosyası üzerinden silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılama yapıldığı, Sakarya 4.Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat kararı verildiği, kararın istinaf aşamasından da geçerek 23/12/2019 tarihinde kesinleştiği, davacının bu süreçte 30/09/2016 tarihinde gözaltına alındığı, 05/10/2016 tarihinde tutuklandığı, 28/08/2017 tarihinde tahliye edildiği, davacının 30/09/2016-28/08/2017 tarihleri arasını başka bir dava dosyasından mahsup etmediği, gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının kendi beyanları ile oluşmadığı, bu tarihler arasında haksız olarak gözaltında ve tutuklulukta kaldığı ve tazminata hak kazandığı anlaşılmıştır. Davacının en son çalıştığı işyeri ile yapılan yazışmalar neticesinde hakkındaki söz konusu soruşturma nedeniyle iş akdinin sonlandırıldığının anlaşılması karşısında yine aynı işyerinden celbedilen davacıya ait maaş bordrolarından davacının ilgili yılın yasal net asgari ücretinin üzerinde bir geliri olduğu anlaşıldığından davacının 10 ay 28 günlük mağduriyetine karşılık en son çalıştığı iş yerinden aldığı son tam üç maaşının ortalaması baz alınarak aylık ve günlük değerler üzeriden yapılan hesaplama ile 16.594,03-TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılarak davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, fazlaya ilişkin taleplerinin reddi gerekmiştir. Dava dilekçesinde her ne kadar davacının yargılanıp beraat ettiği davada kendisini savunan avukatına ödediği ücretin de talep edildiği anlaşılmış ise de; bu hususta beraat kararında zaten ilgili yılın avukatlık asgari ücret tarifesine göre vekalet ücretine hükmedildiği gözetildiğinde ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/901 Esas, 2019/3261 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğine kanaat getirilerek bu husustaki talebin reddine karar verilmiştir. ... davacının gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süre, üzerine atılı suçun vahameti, sosyal ve ekonomik durumu, açılan dava, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süre nedeniyle duyduğu ıstırap, gözaltı ve tutukluluk süresinde ele geçecek olan maddi menfaat gözönüne alınarak davacının zenginleşmesine neden olmamak üzere takdiren fazlaya ilişkin taleplerin reddiyle 20.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, her iki tazminata da talep doğrultusunda tutuklama tarihi olan 05/10/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Son olarak; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 03/02/2015 tarih, 2014/10368 esas 2015/1850 karar sayılı ilamı ile birçok kararında da açıklandığı üzere duruşmaya gelmemiş olsa bile dava dilekçesi ekinde vekaletname sunan davacı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış olup davacı vekili lehine karar tarihinde geçerli olan A.A.Ü.T.'ye göre belirlenen vekalet ücretine hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir" denilmektedir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Tazminat talebinin dayanağı olan Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/260 Esas – 2018/112 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan 30.09.2016 - 28.09.2017 tarihleri arasında 363 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 23.12.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir. Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği ve davacı vekilinin dava dilekçesinde bu hususa ilişkin bir talebi de olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 3. Davacı lehine hükmedilen maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 4. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünün (4) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.12.2021 tarihli ve 2021/1889 Esas, 2021/210 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/6528, K. 2023/3840, T. 10.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-6528-e-2023-3840-k-4f7091560395