Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/3896 E. 2025/2143 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/3896
- Karar No
- 2025/2143
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2327 E., 2021/910 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafinin temyiz nedenleri; Sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın hazine arazisini kendi arazisi olarak bildiği için ekim yaptığına, yeni tarım alanı açmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ve sair nedenlere ilişkindir. B. Katılan vekilinin temyiz nedenleri; Sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Her ne kadar sanıklar hakkında ayrı ayrı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65/1, TCK'nın 53/1. maddelerine istinaden cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de; sanıkların soruşturmanın başından itibaren kendilerine dedelerinden miras kalan ... Mahallesi, 106 ada 12 numaralı parseli uzun yıllardır kullandıklarını, bu arazinin yanında bulunan ve Hazineye ait olduklarını da bildikleri araziyi uzun yıllardır kullandıkları yönündeki samimi ikrar içeren beyanları ve dosya kapsamında bulunan 27.02.2019 tarihli mahkememizce alınan bilirkişi raporu bir bütün halinde incelendiğinde sanıkların I. Derece Arkeolojik Sit alanı içerisinde kalan bölgede herhangi bir tarihi esere zarar verilmeden arpa ekimi yaptıkları konusunda kanaat hasıl olduğu, ancak Yerleşik Yargıtay içtihatları da nazara alındığında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun, Arkeolojik Sitler Koruma ve Kullanma Koşullarına ilişkin 658 sayılı ilke kararında, I. derece arkeolojik sit alanlarına ilişkin olarak, 1-b maddesinde, yeni tarımsal alanların açılmamasına, ancak sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetlerin devam edebileceğinin öngörülmüş olduğu bu kapsamda usulüne uygun keşif ve neticesinde alınan bilirkişi raporu da nazara alındığında daha önce tarıma elverişli bir hale getirilen yer üzerinde sanıkların mevsimlik tarım olarak arpa ekimi yapmak amacıyla traktörle sürdürmesi şeklindeki eyleminin Koruma İlke Kurulunun 05.11.1999 tarih 658 sayılı I. Derece arkeolojik sit Yeni tarımsal alanların açılmamasına, yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetlerin devam edebileceğine ilişkin ilke kararına aykırılık teşkil etmeyeceği, müsnet suçun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından sanıklar hakkında ayrı ayrı 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; 106 ada, 11 parsel sayılı taşınmaz 164 dönüm susuz tarla niteliğinde olup, I.derece arkeolojik sit olarak 22.01.1997 tarihinde tapu kaydına şerh düşüldüğü ve malikinin maliye hazinesi olduğu celbolunan tapu kaydından anlaşılmış ve söz konusu taşınmazın İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 01.06.1996 tarih ve 1946 sayılı kararı ile koruma altına alındığı, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesine göre; 106 ada, 11 parsel sayılı 164 dönümlük taşınmazın 43 dönümlük kısmının traktör ile sürülerek buğday ekim işleminin yapıldığı, Salihli Kaymakamlığının söz konusu arazi üzerinde tarımsal faaliyet yapılamayacağına ilişkin kararlarının bulunduğu, taşınmazın bulunduğu Salihli ilçesi, ... muhtarının alınan beyanlarında; sanıkların bu durumu bildiği ve buna rağmen maliye hazinesini kullanmaya devam ettiklerinin anlaşıldığı, Yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda sanıkların üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı kabul edilerek, haklarında CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, sanıkların kendi taşınmazları dışındaki kamu maliyesine ait ve I. derece arkeolojik sit olarak koruma altında bulunan taşınmazın 43 dönümlük kısmının da traktörlerle sürerek buğday ektikleri, tecavüze konu alanın genişliği, sanıkların kendilerine ait 106 ada, 12 parsel numaralı taşınmazın sınırını bilemediklerini, bu nedenle 106 ada, 11 nolu parsele de yanlışlıkla tecavüz etmiş olabileceklerini beyan etmiş iseler de; bu beyanlarının inandırıcılıktan uzak, hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, 106 ada, 11 nolu parselin bölgede yaşayanlar tarafından sit alanın olarak bilindiği, ayrıca suç tarihinden çok önce tapu siciline bu hususta şerh verildiği, sanıkların haksız zemindeki müdahalelerinin 2863 sayılı Yasa'nın 65/1 maddesi kapsamında yazılı suçu oluşturduğu, suç tarihi itibariyle arkeolojik sit alanında zarar meydana gelip gelmemesinin atılı suçun unsurlarını etkilemediği, bu nedenle yerel mahkemece verilen beraat kararının hukuka aykırı bulunduğu anlaşılmış, davaya katılan ... Turizm Bakanlığı vekilinin istinaf başvuruları bu nedenle yerinde bulunmak suretiyle yerel mahkemenin hukuka aykırı kararı kaldırılarak, sanıkların anılan yasa hükümleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Salihli 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2025 tarihinde karar verildi.