Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/145 E. 2023/5693 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/145
Karar No
2023/5693
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/696 E., 2020/2571 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 12.02.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında 25.05.2009 - 08.01.2010 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalması sebebiyle ailesinin ziyaret ve duruşmaları takip için yaptığı harcamaların, rütbe ilerlemesi yapılmaması sebebiyle uğradığı maddi kaybın, vekalet ücreti ve avukat ziyaretlerine dair masrafların karşılığı olarak 84.100,00 TL maddi tazminatın ve 3.000.000,00 TL manevi tazminatın 25.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. 2. Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. 3. İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2016 tarihli ve 2016/79 Esas, 2016/357 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 115.000,00 TL manevi tazminatın 25.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.04.2017 tarihli ve 2017/307 Esas, 2017/1413 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın 25.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.04.2017 tarihli ve 2017/307 Esas, 2017/1413 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16.12.2019 tarihli ve 2019/13207 Esas, 2019/11868 Karar sayılı ilâmı ile; nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar yasal faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nefaset ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 6. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.09.2020 tarihli ve 2020/696 Esas, 2020/2571 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 70.000,00 TL manevi tazminatın 25.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 8. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.01.2022 tarihli ve 2020/100627 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açılmadığına, tutuklamanın haksız olmadığına, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğuna, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, ilişkindir. B. Davacı vekilinin temyiz istemi; rütbe ilerlemesinin durması sebebiyle oluşan zararın, cezaevi ziyaret masrafları ve avukatlık masraflarının maddi tazminat hesabına dahil edilmemesine, hükmedilen manevi tazminat miktarının ve vekalet ücretinin az olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Maddi tazminat yönünden yapılan incelemede; davacının ailesinin cezaevi ziyaretleri için yaptıkları seyahat masrafları, vekalet ücreti ve avukatlık masrafları, üst rütbeye terfi edememekten dolayı uğradığı zarar Yargıtayın yerleşik içtihatları da dikkate alınarak maddi tazminata esas alınmamıştır. Davacının ispat edilen ve dosyaya yansıyan maddi zararının bulunmaması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Manevi tazminat yönünden yapılan incelemede; davacı soruşturma ve kovuşturma aşamasında hukuka aykırı birçok işleme maruz kalmıştır. Bu bağlamda insanın en temel hakkı olan hürriyet hakkı elinden alınmış, 8 ay haksız yere hürriyetinden yoksun bırakılmıştır. Bu dava nedeniyle davacının şeref ve saygınlığının zarar gördüğü, itibarının sarsıldığı, aile düzeninin alt üst olduğu muhakkaktır. Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde şüphesiz davacının haksız işlemlerin yapıldığı tarihteki rütbesi, sosyal statüsü, toplum içindeki saygınlığının dikkate alınması gerektiği gibi, tutuklu kaldığı süre, maruz kaldığı yoğun hak ihlalleri de göz önünde bulundurulmuştur. Bu davanın günü birlik basın-yayın araçları ile, soruşturmanın gizliliği kuralına da riayet edilmeden bütün teferruatıyla kamuoyuna sunulması, televizyonların tartışma programlarına konu olması nedeniyle ülkede neredeyse bu davadan habersiz kimse kalmamıştır. Davanın tüm ülke kamuoyunun bilgisine sunulması nedeniyle davacının maruz kaldığı itibar kaybı, diğer tazminat davalarının mağdurlarının maruz kaldığı itibar kaybıyla bir değildir. Bu husus, manevi tazminatın belirlenmesinde dairemizce göz önünde bulundurulmuştur. Yine bu davalardaki hukuka aykırılıkların yoğunluğunun adli hatanın ötesinde olması, davacı ve davanın diğer sanıkları hakkında aleyhe delil uydurulduğuna, lehe olan delillerin ısrarla göz ardı edildiğine dair mahkeme kararlarına yansıyan tespitlerde, mahkememizce tazminat miktarının belirlenmesinde göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca Yargıtayın koruma tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davalarında yıllardan beri süregelen uygulamaları ve bozma ilamı da dikkate alınarak davacının tutuklu kaldığı süre, atılı suçun niteliği, tutuklama tarihinden itibaren faize hükmedilmesi suretiyle davanın kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer gözetilip 70.000,00 TL manevi tazminatın 25.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/155 Esas, 2015/359 Karar sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın almak, taşımak, bulundurmak suçlarından 25.05.2009 - 08.01.2010 tarihleri arasında 229 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün 19.11.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır. A. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden; Karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 72.070,00 TL olduğu; silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın almak, taşımak, bulundurmak suçlarından 25.05.2009 - 08.01.2010 tarihleri arasında 229 gün gözaltında ve tutuklu kalan davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 70.000,00 TL olması nedeniyle davalı açısından hükmün kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; Tutuklu kaldığı süre boyunca davacının ailesinin cezaevi ziyaretleri için yaptıkları seyahat masrafları, vekalet ücreti ve avukatlık masrafları, üst rütbeye terfi edememekten dolayı uğradığı zararın 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddeleri gereğince koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurularak, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir. 05.08.2017 tarihli 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik, 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak, bu aralıktan fazla hesaplanan nisbî avukatlık ücreti yerine ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücrete hükmolunmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden; Gerekçe bölümünün (A) paragrafında açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.09.2020 tarihli ve 2020/696 Esas, 2020/2571 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden; Gerekçe bölümünün (B) paragrafında açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.09.2020 tarihli ve 2020/696 Esas, 2020/2571 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/145, K. 2023/5693, T. 18.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-145-e-2023-5693-k-d3455045c630