Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/9184 E. 2023/2582 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9184
- Karar No
- 2023/2582
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1779 E., 2020/54 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 16.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/4860 soruşturma sayılı dosyasından 23.09.2016 tarihinde gözetim altına alındığını, 1 gün sonra Menemen Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2016/150 Sorgu sayılı kararı ile 24.09.2016 tarihinde kasten nitelikli insan öldürme suçundan tutuklandığını, 20.06.2017 tarihinde Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/35 Esas, 2017/473 Karar sayılı dosyasından tahliye edildiğini ve bu suçtan beraat ettiğini, beraat kararının 08.03.2018 tarihinde kesinleştiğini, beraat ettiği suçtan dolayı 9 ay (271 gün) süreyle tutuklu kaldığını belirtmiş ve tutuklu kaldığı süreler için 100.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 25.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığının ve mahsup yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen maddi ve manevi tazminatın yüksek olduğunu ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir. 3. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2019 tarihli ve 2018/240 Esas, 2019/37 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 24.01.2020 tarihli ve 2019/1779 Esas, 2020/54 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ... davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.11.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalının temyiz talebinin reddini, davacının temyiz talebinin ise esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Davacı vekilinin temyiz istemi; avukatlık ücreti, cezaevi harcamaları, davacının ailesinin psikolojilerinin bozulması nedeniyle kullandıkları ilaçlar ve satılmak zorunda kalınan küçükbaş hayvanların bedelinin maddi zarara dahil edilmesi gerektiğine ve eksik manevi tazminata hükmedildiğine ilişkindir. 2.Davalı vekilinin temyiz istemi; tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğuna, maddi tazminata hükmedilmemesi gerektiğine, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, maddi tazminata faiz işletilemeyeceğine, ve davanın reddi gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "Davacı, davanın açıldığı tarih itibariyle İzmir ili Menemen ilçesinde ikamet ettiğinden, mahkememiz işbu davaya bakmakla yetkilidir. Davacının 24/09/2016-20/06/2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklulukta kaldığı, yargılandığı mahkemece 12/12/2017 tarihinde beraatine karar verildiği ve davanın da 16/05/2018 tarihinde süresinde açıldığı anlaşılmıştır. ... Davacının dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumu, uğramış olduğu kazanç kaybı ve bu maddi zararın hukuka uygun gelirine ilişkin olması sebebiyle zarar ile haksız işlem arasında uygun illiyet bağının bulunması, davacının özgürlüğünden yoksun kalması nedeni ile uğradığı manevi zarar, gözetim altında ve tutuklu kaldığı süre içinde duyduğu elem, keder, ıstırap ve ruhsal sıkıntılar, kapalı mekanda kalması nedeni ile yaşadığı kısıtlı yaşam ,kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, takdir edilecek tazminatın zenginleşme-fakirleşme aracı olmaması hususları değerlendirilerek, dosya kapsamına uygun olan ve bilirkişinin belirlediği 12.282,30 TL maddi tazminatın esas alınması gerektiği, Beraat ettiği suçla ilgili yargılama sonucunda vekalet ücretine hükmedilmesi nederniyle ayrıca vekalet ücreti olarak tazminata hükmedilemeyeğinden ve ceza infaz kurumunda yaptığı masraflara hükmedilemeyeceğinden bu talep reddedilmiştir. Davacının tutuklu kaldığı dönemde çektiği manevi acı ve ızdırap yaşadığı olumsuz olaylar, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme nedeni olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, 24.300,00 TL manevi tazminatın, dava dilekçesindeki talep gereği gözaltında kaldığı tarih olan 23/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesinin adalet ve hakkaniyete uygun olacağı hususunda mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." denilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat miktarının 20.000,00 TL'ye ve vekalet ücretinin 3.873,87 TL'ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/35 Esas – 2017/473 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kasten öldürme suçundan 23.09.2016 – 20.06.2017 tarihleri arasında 270 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.03.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. A. Resen Gözetilen Sebepler Yönünden Hükmedilecek tazminatlara faiz işletilmesi talebinde bulunmayan davacı lehine mahkemece kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm kısmında manevi tazminata faize hükmedilmemesine rağmen, gerekçe kısmında "24.300,00 TL manevi tazminatın, dava dilekçesindeki talep gereği gözaltında kaldığı tarih olan 23/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte" ibaresine yer verilmesi, esas olan kısa karar ve hüküm olduğundan davacı lehine kazanılmış hak oluşturmamakla birlikte, hukuka aykırı bulunmuştur. B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 72.070,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 36.582,30 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 32.282,30 TL'ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek esastan ret kararının verilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. C. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir. Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 2. Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre davacının cezaevinde yaptığı masraflar, davacının ailesinin psikolojilerinin bozulması nedeniyle kullandıkları ilaçların bedeli ve satılmak zorunda kalınan küçükbaş hayvanların bedeli gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu bedellerin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir. 3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 24.01.2020 tarihli ve 2019/1779 Esas, 2020/54 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) ve (C.3) bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 24.01.2020 tarihli ve 2019/1779 Esas, 2020/54 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.09.2023 tarihinde karar verildi.