Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/9068 E. 2023/2731 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9068
- Karar No
- 2023/2731
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4680 E., 2020/845 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 21.11.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında 5 yıl 2 ay 21 gün tutuklu kalması sebebiyle 250.000,00 TL maddi, 2.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. 2. Davalı vekili 18.12.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süre, yetki, husumet yönünden reddedilmesi gerekmektedir. Davacının nüfus kaydı ve adli sicil kaydı dosya kapsamına alınmalı, avukata dava açma yetkisi verilip verilmediği, aynı konu ve nedene dayalı başka bir dava açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Kanunda yazılı koşullar davacı yönünden gerçekleşmemiştir. Davacının kendi kusurlu hareketiyle gözaltına sebebiyet verip vermediği araştırılmalıdır. Talep edilen maddi tazminat delillerle desteklenmemiştir. Talep edilen manevi tazminat miktarı fahiştir. Faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2019 tarihli ve 2018/553 Esas, 2019/244 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2019/4680 Esas, 2020/845 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.11.2021 tarihli ve 2020/60271 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının tazminat isteme hakkı bulunmadığına, uygulanan koruma tedbirlerinde idarenin kusuru bulunmadığına, hükmedilen tazminat miktarlarının fazlalığına, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Yapılan yargılama sırasında İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/100 Esas, 2018/152 Karar sayılı dosya getirtilerek incelenmiş, dava dilekçesinin bir örneği davalı hazineye tebliğ edilerek cevap dilekçesi sunulmakla incelenmiş, davacının sosyal ve ekonomik durum araştırma sonucu elde edilmiş, davacının gözaltına alındığı süreç itibariyle gözaltı ve tutuklulukta geçen süre zarfında maddi kayıplarının tespiti açısından bilirkişi raporu alınmıştır. Davacının suçlamanın yapıldığı tarihte asgari ücretli olarak çalışıyor olabileceği düşüncesiyle gelir durumu dikkate alındığında 12.01.2013 tarihi ile 02.04.2018 tarihi itibariyle 5 yıl 2 ay 21 gün süren gözaltı ve tutukluluk sürecinde 56.390,70 TL maddi kaybının olduğu saptanarak 56.390,70 TL maddi tazminatın tutuklama tarihi olan 12.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı hazineden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davacının aile fertlerinin ve toplumun gözü önünde gözaltına alınması, 5 yıl 2 ay 21 gün cinayet suçlamasıyla tutuklu olarak hayatının en güzel yıllarında cezaevinde bulunması, aile ve toplumda oluşan olumsuz baskı göz önüne alınınca manevi üzüntüsünün telafisi bakımından 155.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 12.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı hazineden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; A) Dosya kapsamına göre; geliri ile tutuklu kaldığı 12.01.2013 ila 02.04.2018 dönemine ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ve somut delil ibraz edemeyen ve tutuklandığı dönemde işsiz olduğu anlaşılan davacının, tutuklu kaldığı toplam 1906 günün infaz gören 1771 günü için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen net asgari ücret üzerinden "63.453,82 TL" maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek "56.390,70 TL" olarak eksik maddi tazminata hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunarak; hükmün (1) numaralı bendinde yazılı maddi tazminat miktarı olan "56.390,7 -TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "63.453,82 TL" ibaresinin eklenmesi, B) Davacının; iştirak halinde kasten yaralama, silahla kasten neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçlarından yapılan soruşturma ve kovuşturma nedeniyle 12.01.2013 tarihinde tutuklandığı ve 02.04.2018 tarihinde de tahliye edildiği, davanın yapılan yargılaması sonucunda atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verildiği maddi olay nedeniyle hükmedilecek manevi tazminatın, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, haksız gözaltı ve tutuklamanın başlangıç tarihinden itibaren faize hükmedilmesinden dolayı tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ile benzeri hususlarda gözetilerek, zenginleşme sonucunu doğurmayacak biçimde hak ve nefaset kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği halde 1906 gün süre ile gözaltında ve tutuklu kalan davacı yararına bu ölçütlere uymayacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunarak; hükmün (2) numaralı bendinde yazılı manevi tazminat miktarı olan "155.000,00 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "100.000,00 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/100 E., 2018/152 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kasten yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarından 12.01.2013 - 31.10.2016 ile 15.03.2017 - 02.04.2018 tarihleri arasında 1771 gün tutukluluğu infaz ettiği, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 10.04.2018 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden; 1.Davacı hakkında düzenlenen yakalama, olay, gözaltı ve sevk – serbest bırakma müzekkerelerinin ve sorgu zaptının Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde aslının veya onaylı örneğinin dosya arasına alınması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2. 5271 sayılı Kanun'un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nefasetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak manevi tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, davacının tutuklu kaldığı sürelerin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Kabul ve uygulamaya göre; davacının 12.01.2013 - 31.10.2016 tarihleri arasında 1388 gün tutuklu kaldığı, 15.03.2017 - 02.04.2018 tarihleri arasında 383 gün tutuklu kaldığı, bu şekilde tutuklamanın kesintiye uğradığı ve farklı dönemlerde infaz edildiği dikkate alınarak, her bir dönem için ayrı ayrı maddi-manevi tazminat miktarları belirlenip, belirlenen her bir tazminat miktarına ilişkin olduğu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. 4.Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine ancak davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi halinde vekalet ücretine hükmedilebileceği göz önünde bulundurularak, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünün (1) , (2) ve (3) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2019/4680 Esas, 2020/845 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.