Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/242 E. 2024/6708 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/242
- Karar No
- 2024/6708
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/316 E., 2023/207 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; Dairemizce verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 45.000,00 TL maddi ve 90.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.09.2022 tarihli kararıyla bozulması üzerine, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacı hakkında davanın kısmen kabulü ile 1.625,55 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açılmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı lehine hükmedilen ücretinin kabul edilmemesinin mümkün olmadığını, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, davacı vekilinin temyiz istemi; kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı müvekkilinin eyleminden kaynaklanmadığından hükmedilen tazminatların eksik olduğunu, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU İlk derece Mahkemesince; davacının tazminat talebinin dayanağı olan Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/185 Esas – 2012/369 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan 17.01.2007 – 18.05.2007 tarihleri arasında 121 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 02.11.2016 tarihli, 2015/31033 Esas, 2016/17007 Karar sayılı ilamı ile bozularak zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ve 02.11.2016 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142/1.fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı belirlenerek davacının tazminat davasının reddine ilişkin kararın Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.09.2022 tarihli kararıyla; "...5271 sayılı sayılı CMK'nın 144/1-c maddesinde genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyeceğinin belirtildiği, tazminat istemeyecek hallerin belirlenmesine ilişkin nedenlerin niteliği dikkate alındığında, bu hallerin, suçun işlenmesi sonrası değişen taraf iradelerine ya da devletin tasarruflarına dayalı olarak, sanığa ceza verilmemesini öngören kurumlar olduğu, belirtilen maddede, zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi halinde, tazminat istenemeyeceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi dava zamanaşımı süresinin dolması halinde düşme kararı verilmesi durumunda, bu hususun, dosyanın tarafı olan sanığın eylemlerinden kaynaklanmaması halinde, haksız yere gözaltında veya tutuklu kalan taraf lehine uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zarar için makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetildiğinde, tutuklu kaldığı halde beraatine karar verilen kişiler hakkında takdir edilen manevi tazminat miktarı kadar olmasa da, davacı lehine uğranıldığı iddia edilen zarara ilişkin makul bir maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, davanın reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi,..." Nedeniyle bozulmasına karar verilmesine üzerine ilk derece Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine davacı hakkında davanın kısmen kabulü ile 1.625,55 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 gün ve 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 6100 sayılı HMK'da ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi hâlinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından HMK’nın 341/2. fıkrasındaki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, kanun yolu başvuru sınırlarının, başvurulacak kanun yoluna göre değil kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerektiği, bu halde hüküm tarihinde HMK'nın 341/2. Maddesinde öngörülen kesinlik sınırının 17.830,00 TL olduğu; davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan 17.01.2007 – 18.05.2007 tarihleri arasında 121 gün gözaltında ve tutuklu kalan davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 11.625,55 TL olması nedeniyle davalı açısından hükmün kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK'nın 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesi ile değişik 362/1-a bendinde yer verilen temyiz sınırı ve hükmedilen tazminat miktarına göre hükmün kesin olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 142/9. maddesinde belirtilen, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak davacı lehine 8.000,00 TL maktu vekalet ücreti ödenmesi gerekirken, 11.625,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi, temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davacı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2024 tarihinde karar verildi.