Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/301 E. 2024/6256 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/301
- Karar No
- 2024/6256
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/566 E., 2015/953 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1,62/1, 51/1, 53.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın suç kastının bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ruhsat sahibi ... olduğu ancak gerçekte sanık ...'e ait ve onun tarafından inşaat yapımı yürütülen Paşa Caddesi No: 21 Bozyazı adresindeki konut inşaatında sıva ustası olarak çalışan ölen ...'nın, 02.03.2013 olay günü inşaatın ikinci katında diğer işçiler ile birlikte çalışırken taşıdığı inşaat iskelesinin yaklaşık 1 metre mesafedeki yüksek gerilim hattına teması sonucu elektrik akımına kapılarak yaralandığı ve aynı gün kaldırıldığı hastanede elektrik çarpması sonucu çoklu organ hasarına bağlı kardiyovasküler yetmezliği sebebiyle ölümüyle sonuçlandığı, olayın kazazedenin işveren tarafından yürütülmekte olan bir işi yapmakta olduğu sırada meydana gelmiş olmasından dolayı 5510 sayılı yasanın 13/a-b.maddeleri uyarınca iş kazası olduğu, soruşturma aşamasında elektrik mühendisi, inşaat mühendisi ve iş güvenliği uzmanlarından alınan 02.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda: inşaat yapı ruhsatında işverenin alabileceği teknik ve idari tedbirlerde noksanlıklar mevcut olup, denetim ve kontrol etme sorumluluğunu yerine getirmediği ve iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı eylemlerinden işveren ...'ün asli kusurlu ve sorumlu olduğunun, şüpheli ...'ün beyanları ile söz konusu arsayı torunu sanığa bağışladığı, inşaat ruhsatının süresi bitmediğinden devrinin gerçekleştirilemediğinin belirtildiği, sanık savunmaları ile de bu hususu doğruladığından, şüpheli Keriman hakkında takipsizlik kararı verildiği, mahkemece keşfe binaen elektrik mühendisi ve inşaat mühendisinden alınan 24.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda: yapı ruhsatında bina her ne kadar ... adına kayıtlı ise de kazanın olduğu son katın inşaatı sanık ... Kömürcü tarafından yaptırıldığından iş sahibinin sanık ... olarak değerlendirilerek, işçilerin dış cephede sıva iskelesinin yerini değiştirirken binanın 1 metre yakınından geçen elektrik hattı ile ilgili alması gereken güvenlik tedbirlerini almadığı, TEDAŞ yetkililerine durumu bildirip çalışmanın yapıldığı sırada elektrik akımının kesilmesini sağlaması gerekirken bunu gerçekleştirmediği, bunu çalışan işçilerin bilgi ve görgüsüne bıraktığı, mevcut yasalar gereği yapması gereken risk analizini yaptırmadığı, işçilerin eğitim belgesinin ve sağlık raporunun bulunmadığı anlaşılmış olduğundan işveren sanık ...'ün tali kusurlu olduğu belirlenmiş, Yerel Mahkemece, her ne kadar sanık savunmasında işçileri olaydan önce elektrik tellerine yakın olan iskelede çalışmadan önce elektriği kestirtmek üzere kendisine haber vermeleri konusunda uyardığını beyan etmiş ise de inşaat alanının ve çalışanların güvenliğini sağlamak için inşaat ile gerilim hattı arasında perdeleme yapmak, iskeleyi uygun bir şekilde kurdurtmak gibi çeşitli yöntemlerinde bulunduğu, sanığın bunların hiçbirisini yerine getirmediği, yalnızca işçileri uyarmış olmasının kendisini sorumluluktan kurtarmaya yeterli bir tedbir niteliğinde bulunmadığı, sanığın dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek taksirli davranışta bulunduğu ve bu taksirli davranışın tek başına ölümlü kazanın meydana gelmesinde uygun illiyet bağının bulunduğu, diğer kusurlu kişilerin taksirli davranışlarının sanığın davranışı ile kazanın oluşu arasındaki rabıtayı kesmediği sonucuna varılarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, taksirle öldürme suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin 4. fıkrasının hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2024 tarihinde karar verildi.