Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/27261 E. 2013/30394 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/27261
- Karar No
- 2013/30394
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Taksirle ölüme neden olma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1, 62, 50/1-a, 52, 53/6. maddeleri gereğince 12.100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın ehliyetinin 3 ay süreyle geri alınmasına dair Bursa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2008 tarihli ve 2007/410 esas, 2008/1010 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, ehliyeti geri alman sanığın başvurusu üzerine 20 taksit halinde ödenmesine hükmedilen adli para cezasının ödenerek tamamen infaz edilmesinden sonra ehliyetin 3 ay süreyle geri alınmasına dair anılan Mahkemenin 18/06/2013 tarihli ve 2007/410 esas, 2008/1010 sayılı ek kararına yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/06/2013 tarihli ve 2013/690 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 07/07/2010 tarihli ve 2010/4871 esas, 2010/8090 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/6. maddesindeki "Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar." şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün kesinleşmesiyle sürücü belgesinin Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünce yöntemine uygun olarak teslim alınması, denetim süresi boyunca sürücü belgesinin Şube Müdürlüğünde kalması, denetim süresinin yükümlülüklere uygun ve iyi halli olarak geçirilmesi sonucu hapis cezasının infaz edilmiş sayıldığı tarihten itibaren infaza esas ilamda yazılı olan sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin sürenin başlatılması ve bu sürenin sonunda infazının tamamlanmış sayılması gerektiği gözetilmeksizin yapılan itirazın kabülü yerine reddine ilişkin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10.10.2013 gün ve 94660652-105-16-7191-2013/15400/62684 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2013 tarih ve 2013/343430 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: TCK'nın 53/6. maddesinde yer alan "Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar." şeklindeki düzenleme incelendiğinde; Maddenin ilk dört fıkrasındaki düzenlemelerin kasten işlenen suçlarda hapis cezasının yasal sonucu olduğu ve hükümde belirtilmemiş olsa dahi sanık veya hükümlü lehine aleyhe bozma yasağına konu olamayacağı, ancak beşinci fıkradaki düzenlemede adli para cezasına mahkumiyet halinde de mahkemece hükmedilmek koşuluyla hak yoksunluğuna karar verilebileceği ve bu hak yoksunluğunun para cezaları açısından adli para cezasının tümüyle infazından sonra başlayacağından kuşku bulunmamaktadır. TCK'nın 53/6. fıkrasının uygulanma koşullarına gelince, anılan fıkrada hapis veya adli para cezasına mahkumiyet ayrımı yapılmaksızın mahumiyet yeterli görüldüğünden, taksirle işlenen suçlarda hakim tarafından hükmedilmek ve süresi belirtilmek koşuluyla, fıkradaki bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına veya sürücü belgesinin alınmasına karar verilmesi mümkündür. Hapis cezasına mahkumiyet halinde cezanın infazı süresince yoksun bırakılan kişi bu meslek veya sanatı fiilen icra edemeyeceğinden veya sürücü belgesini kullanamayacağından, yasaklama ve geri alma hükmünün hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girmesinde ve sürenin cezanın tümüyle infazından sonra işlemeye başlamasında maddenin diğer fıkralarındaki düzenlemelere herhangi bir aykırılık veya adeletsizlik bulunmamaktadır. Ancak; adli para cezasına mahkumiyet halinde veya cezanın ertelenmesi halinde fıkranın infaz koşullarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Şöyleki; 1- Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının ertelendiğini ve üç yıllık denetim süresi öngörüldüğünü yine aynı ilamda sürücü belgesinin altı ay alınmasına karar verildiğini düşünelim, bu ihtimalde sanığın mahkumiyeti kesinleşecek, kesinleşme ile birlikte sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin karar yürürlüğe girecek üç yıllık denetim süresince hükümlü bu sürücü belgesini kullanamayacak, üç yıllın sonunda TCK'nın 51/8. maddesi uyarınca ceza infaz edilmiş sayılacak ve sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin süre başlayacaktır, görüldüğü gibi sürücü belgesi gerçekte altı ay değil bu ihtimalde üç yıl altı ay alınmıştır. Oysa hükmeden mahkeme sürücü belgesinin altı ay alınmasına karar vermiştir. Bu uygulamanın maddesinin amacı ve özüyle TCK'nın 3. maddesindeki, güvenlik tedbirlerinin işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olması gerektiğine ilişkin hükümle bağdaşmadığı açıktır. Aynı çelişkili durum para cezaları açısından da söz konusudur, sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının ekonomik ve sosyal durumu itibariyle aylık 24 eşit taksitte ödenmesine karar verilmesi halinde, sürücü belgesi hüküm kesinleşir kesinleşmez alınacak belkide çalışarak adli para cezasını ödeyeceğini düşünen ve mesleği şoförlük olan sanık birden 24 ay boyunca mesleğini icra edemez hale gelecek, aslında sürücü belgesi altı ay alınmış olmasına karşın 2 yıl 6 ay boyunca sanık bu haktan mahrum edilmiş olacaktır. Bu adil olmayan ve yasanın amacıyla da bağdaşmayan uygulamaların önlenmesi için, sürücü belgesinin geri alınması tedbirinin, adli para cezası ve erteli hapis cezasını içeren hükümler ile birlikte verilmesi halinde, adalet, hakkaniyet, hak ve nasafet ilkeleri ile TCK'nın 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, geri alma tedbirine adli para cezası ile birlikte karar verildiğinde, geri alma işleminin cezanın infazı süresince uygulanmayıp cezanın infaz edilerek adli para cezasının tamamen ödenmesi durumunda, hükümlünün sürücü belgesinin geri alınarak ilamda belirtilen süre boyunca bu tedbirin uygulanmasının hakkaniyete daha uygun olacağı bu nedenle Bursa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/06/2013 tarihli ve 2007/410 esas, 2008/1010 sayılı ek kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/06/2013 tarihli ve 2013/690 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik görülmediğinden kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.