Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/20632 E. 2012/21390 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/20632
- Karar No
- 2012/21390
- Karar Tarihi
Sayı : KYB-2011/118307 Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Karar Tarihi : 02.04.2010 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'in, anılan Kanunun 65/b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 4.166,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanunun 51. maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine dair Datça Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20.06.2007 tarihli ve 2007/34-94 sayılı kararını müteakip, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un lehe hükümlerince uyarlama talebi üzerine, sanığın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 65/b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/2, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanunun 51. maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine dair aynı Mahkemenin 16.04.2008 tarihli ve 2008/16-49 sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Yüksek 7. Ceza Dairesi'nin 01.02.2010 tarihli ve 2009/20036 Esas, 2010/880 sayılı kararı ile mahkeme kararının itiraz kanun yoluna tabi olduğundan incelenmeksizin iadesi üzerine, Datça Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.04.2008 tarihli kararının temyiz kanun yoluna tabi olduğundan incelenmeksizin iadesine dair, mercii Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02.04.2010 tarihli ve 2010/241 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre; Datça Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.04.2008 tarihli kararının itiraz kanun yoluna tabi olduğunun Yargıtay Yüksek 7. Ceza Dairesi'nin 01.02.2010 tarihli ve 2009/20036 Esas, 2010/880 sayılı kararı ile gösterilmesi karşısında, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğu gerekçesi ile işin esası incelenmeden yazılı şekilde karar karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı'nın 23.02.2011 gün ve 10795 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2011 gün ve 2011/118307 sayılı tebliğnamesi ve Yargıtay Yüksek 7. Ceza Dairesi'nin 30.01.2012 tarih, 2011/4530 Esas ve 2012/639 Karar sayılı görevsizlik kararı ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 23.01.2008 Tarih ve 5728 sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesinde; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Yargıtay ilgili ceza dairesinde bulunan dosyalar hakkında bu Kanunun lehe hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, usule aykırılık bulunmadığı takdirde, dosya esastan incelenmek, acele işlerden sayılmak ve Türk Ceza Kanununun 7. maddesi dikkate alınmak suretiyle karar verilir. Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla, yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımı hükümleri uygulanmaz. İşbu Kanun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kesinleşmemiş olmakla beraber hükme bağlanmış olan dosyalarda uzlaşma kapsamının genişlediğinden bahisle bozma kararı verilemez." hükmüne yer verilmiş olup maddede atıf yapılan 5275 sayılı kanunun 98. maddesinde; “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilmeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir” denilmiş, birden fazla hükümdeki cezaların toplanması için mahkemeden karar istenmesi 99. maddesinde düzenlenmiş, 101. maddesinde de bu kararların duruşma yapılmaksızın verileceği belirtilerek yetkili mahkemeler ve kanun yolu gösterilmiştir. Görüldüğü gibi, 5275 sayılı Kanunun 98 ilâ 101. maddeleri herhangi bir ceza normunun hükmün kesinleşmesinden sonra değişmesi halinde yapılacak uyarlama yargılamasına ilişkin genel bir düzenlemeyi içermektedir. Buna göre; kesinleşen hükümlerde gerçekleştirilen kanun değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasına konu edilmeleri durumunda, uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolu 5275 sayılı Kanunun 101/3. fıkrası uyarınca itirazdır. Kanun yararına bozma talebine konu somut olayda; 18.07.2007 tarihinde kesinleşen hükmün, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nda değişiklikler getiren 5728 sayılı kanunun 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine yapılan uyarlama yargılamasının 5275 sayılı Kanunun 98 ilâ 101. maddelerinde belirlenen ilkelere tabi olması ve uyarlama yargılaması sonucunda verilen karara karşı başvurulacak kanun yolunun 5275 sayılı kanunun 101/3. fıkrası uyarınca itiraz olduğu konusunda tereddüt bulunmadığından ve kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02.04.2010 tarihli ve 2010/241 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.