Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2011/20899 E. 2012/24669 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/20899
- Karar No
- 2012/24669
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık Hükü : 2863 sayılı Kanunun 74/1; 5237 sayılı TCK'nın 62, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet, erteleme. 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ile müşteki vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Suçtan doğrudan doğruya zarar gören ve sanık hakkındaki kamu davası ihbar edilmeyen ...'nın, temyiz dilekçesi ile birlikte katılma talebinde bulunduğu anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca katılmasına karar verilerek yapılan incelemede ; 01.09.2006 tarihinde saat 02:00-04:00 sıralarında jandarmanın Çepni kasabasında devriye görevi yaptığı esnada, Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu'nun 20.10.1990 tarih, ve 855 sayılı kararıyla tescil edilerek koruma altına alınan Sivas İli, Gemerek İlçesi, Çepni Beldesi'nde bulunan Çepni kilisesinin önünden geçerken çalışma sesleri duyulması ve el feneri ışığının görülmesi üzerine kiliseye gelindiği, kapısının kilitli olması nedeniyle içeri girilemediği, sonradan açılan boşluğun görülmesi üzerine içerideki şahsa “dur” diye bağırıldığı, bu sırada el fenerinin söndüğü, belediye başkanının kilisenin kapısının açtırılması için çağrılması üzerine beklenirken, sanığın söz konusu boşluktan kaçmaya çalışırken, elindeki pazar çantası içinde adli emanette kayıtlı suç eşyalarıyla yakalandığı, kilisenin girişine göre sol duvarında bulunan 28x49 cm ebatlarında ve yerden 219 cm yükseklikte bir taşın etrafının kazılarak oyulduğu ve çıkarılmaya çalışıldığı, kilisenin doğu tarafında 96x75 cm ebatlarında, 48 cm derinliğinde bir çukurun kazılmış olduğu, kilisenin güneydoğu kısmında ise 78x87 cm ebatlarında toprağın kuru olması nedeniyle eskiden kazılmış bir çukurun bulunduğunun olay yeri tespit tutanağı ile tespit edildiği anlaşılmakla; Söz konusu yerde üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan tarafsız bilirkişiler ile keşif yapılarak, 2863 sayılı kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlıkları olan yerlerden olup olmadığının tartışmasız olarak tespit edilmesi gerekirken, polis bilirkişisi ile dosyanın tarafı durumundaki müze arkeoloğu ile keşif yapılmış ve bunların düzenlemiş oldukları raporlar hükme esas alınmış ise de, dosya içerisinde mevcut Sivas kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun 01.09.2006 tarihli yazısıyla, Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarının Koruma Kurulu’ nun 20.10.1990 gün ve 855 sayılı kararı ile tescil edilerek koruma altına alındığının ve bu tescil kararının 20.02.1991 tarihinde ilanen Çepni Belediyesince halka tebliğ edildiğinin bildirilmesi karşısında Sanığın kültür varlığı olarak tescilli kilisede taşın etrafını oyduğu ve kazı yaptığı, böylece kültür varlığına zarar verdiği, söz konusu zararın giderilmesinin de mümkün olmadığı anlaşılmakla tebliğnamede, 5728 sayılı kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında getirilen değişiklikler karşısında sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi yönüyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sanığın suçu işlemediğine, katılan vekilinin cezanın ertelenmesinin kanuna aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı TCK'nın 53/1-c maddesinde belirtilen güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca cezası ertelenen hükümlü hakkında sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı gözetilmeksizin, TCK 53/1 maddesinin tümünün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının hak yoksunluğu uygulamasına ilişkin dokuzuncu paragrafının hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a-b-c-d-e maddesindeki hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, sanığın cezası ertelendiğinden, 5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde düzeltilmesi suretiyle hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilerek hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.