Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6078 E. 2026/4110 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6078
- Karar No
- 2026/4110
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/746 Esas, 2025/971 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/303 E., 2025/262 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin hukuki sorumluluğunda yürütülen, davalılardan ... ve ..... Yapı şirketinin fiilen müteahhit olarak yer aldığı "... dere yatağı ıslah çalışmaları" sırasında, dere yatağına konulmuş malzemeler ve iş makinelerinin dere akışını engellemesi sonucu derenin taştığını, derenin taşması sonucu davacı şirkete sigortalı dava dışı ...'e ait lokanta ve oto yıkama yerinde 16.06.2014 tarihinde hasar meydana geldiğini, sigortalının yaptığı hasar ihbarı üzerine hasarın nedeni ve miktarının tespiti için yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunda tespit edilen 89.890,19 TL'nin sigortalıya ödendiğini, davalı tarafından yürütülen dere yatağı ıslah çalışmaları sonucu meydana gelen hasardan davalıların hukuken sorumlu olduklarını, aynı konu ve hasar dosyasına ilişkin olarak dava dışı ... Müdürlüğü aleyhine İstanbul 10. ATM.'nin 2014/310 E. sayılı dosyası ile rücuen tazminat davası açıldığını, bu nedenlerle öncelikle davanın İstanbul 10. ATM.'nin 2014/310 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini, dava dışı sigortalıya ödenen 89.980,19 TL'nin ödeme tarihi olan 01.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili beyan dilekçesinde; ...'de son dönemlerde meydana gelen taşkınlarla alakalı olarak müvekkili şirketin herhangi bir tedbirsizliği, kusur ya da hatasının bulunmadığını, dava konusu taşkının 2010 yılında da görülen taşkının bir benzeri olduğunu, doğal afet olarak adlandırılan metrekareye düşen yağmur miktarının yoğun oluşu ve dere yatağının bu aşırı yağışı kaldırmaması nedeniyle yaşandığını, müvekkil şirketçe gerekli güvenlik tedbirlerinin alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde;...'de son dönemlerde aşırı yağışlar nedeniyle meydana gelen taşkınlarla alakalı olarak müvekkillerine atfı kabil herhangi bir tedbirsizliği, kusur ve hatanın bulunmadığını, ...'de geçmiş yıllarda da zaman zaman taşkınlar yaşandığını ve dere kesitine yakın hatta dere kesitinin üzerinde imarlı veya imarsız bulunan bina sakinlerinin bundan zarar gördüğünü ve halen görmekte olduklarını, sön dönemlerde yaşanan taşkınların 2010 yılında yaşanan taşkının bir benzeri olup doğal afet olarak adlandırılan metrekareye düşen yağmur miktarının yoğun oluşu ve dere yatağının bu aşırı yağışı kaldırmaması nedeniyle meydana geldiğini, müvekkili şirketin ... (İBB) tarafından ihale edilen işteki çalışmasının da bu taşkınların yaşanmaması için onaylı projeler uyarınca dere kesitinin genişletilmesi ve ıslahı amaçlı olduğunu, çalışmalar sırasında gerekli güvenlik tedbirlerini aldıklarını, denize deşarj bölgesinde dere tabanında birikmiş teresubatın kaldırılmaması, dereye atılan çöp malzemelerinin meydana getirdiği tıkanıklıklar, mevcut dere kesitinin aşırı yağışlarda gelen suyu taşıyabilecek kapasitede olmaması ve doğal afet sonucunda yaşanan taşkınlardan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, bahsi geçen işyerinin dere yatağında olması ve daha önceki baskınlar da göz önüne alınarak işyerinde sele karşı gerekli önlemler alınmadığından zarar görenin kendi ağır ihmal ve kusurunun da bulunduğunu, müvekkillerinin tüm imalatlarını proje, şartname ve sözleşmeye uygun olarak, idareye bağlı kontrollük teşkilatının denetimi ve onayı doğrultusunda gerçekleştirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sigortalısının işyeri açma ruhsatının bulunmamasının, oluşan hasar sonucuna etkili olmayacağı ve bu haliyle davalıların uyuşmazlık konusu hasarın tazmininde sorumlu olduğu, bu itibarla, yüklenici firmalar ... İnşaat A.Ş. ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. İş Ortaklığı tarafından fiili olarak ve İBB’nin ise hukuki mesuliyetinde yürütülen “...Yatağı Islah Çalışmaları İşi’nde” yapım safhasında dere yatağına konulmuş malzemeler ile iş makinalarının dere yatağının mansabına doğru kesitini azaltarak/küçülterek yağmur suyunun denize doğru akışını engellemesi ve derenin debisinin olağanüstü bir şekilde artması neticesinde feyezan hali meydana gelmesiyle derenin yatağından taşarak ... A.Ş.'ne 17.04.2014 başlangıç ve 17.04.2015 bitiş tarihli poliçe ile sigortalı ...’e ait ... Yıkama işlerinin yapıldığı işyerinde 16.06.2014 tarihinde hasarın meydana geldiği, hasara konu işyerinde dava dışı sigortalının işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmamasının müterafik kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının sigortalının işyeri açma ruhsatının bulunmamasının oluşan hasar sonucuna etkili olmayacağı ve bu haliyle davalıların uyuşmazlık konusu hasarın tazmininde sorumlu olduğu bilirkişi raporuyla sigortalıya ait işyerinde demirbaş ve emtia hasarı olarak toplam 89.890,19 TL tutarında gerçek zararın meydana geldiği tespitinin yapıldığı, davacının, dava dışı Sigortalısına, ...Sigorta Poliçesi kapsamında ödemiş olduğu 89.890,19 TL tazminatın, poliçe şartlarına göre uygun bulunduğu ve yapılan tespitlere göre davalıların zararın tamamından mesul olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile, 16.06.2014 tarihinde dava dışı sigortalı ...'e ait işyeri adresinde meydana gelen hasar nedeniyle davacı ... şirketinin "...Sigorta Poliçesi" kapsamında sigortalısına yaptığı 89.890,19 TL'lik ödemenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472. maddesi kapsamında halefiyet yoluyla ödeme tarihi olan 01.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olay tarihinde Belediyenin, derenin ıslah edilmesi amacı ile diğer davalılara ihale ettiği dereden taşan su nedeni ile sigortalıya ait işyerinde 89.890,19 TL'lik hasar meydana geldiği, hasar bedelinin sigortalıya ödendiği, sözleşme ve ihale şartnamesine göre derenin ıslahında gerekli güvenlik tedbirlerini almakla yükümlü bulunan davalıların zararın oluşmasında kusurlu bulunduğu, bunun dışında dava dışı sigortalıya atfedilebilecek müterafik kusurun da bulunmadığı gerekçesi ile Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun bulunarak davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, işyeri sigorta poliçesinden doğan rücuen tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Davacı, davalılardan ... ve AKM Yapı şirketinin fiilen müteahhit olarak yer aldığı "...yatağı ıslah çalışmaları" sırasında, dere yatağına konulmuş malzemeler ve iş makinelerinin dere akışını engellemesi sonucu derenin taştığını, davacı şirkete sigortalı dava dışı ...'e ait ... yıkama yerinde 16.06.2014 tarihinde hasar meydana geldiğini, sigortalının yaptığı hasar ihbarı üzerine sigortalıya yaptığı ödemenin davalılardan rücuen tahsilini talep etmiş, davalılar ise dere yatağının taşmasında herhangi bir kusurlarının bulunmadığını, çalışmalar sırasında gerekli güvenlik tedbirlerini aldıklarını, denize deşarj bölgesinde dere tabanında birikmiş teresubatın kaldırılmaması, dereye atılan çöp malzemelerinin meydana getirdiği tıkanıklıklar, mevcut dere kesitinin aşırı yağışlarda gelen suyu taşıyabilecek kapasitede olmaması ve doğal afet sonucunda yaşanan taşkınlardan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, bahsi geçen işyerinin dere yatağında olması ve daha önceki baskınlar da göz önüne alınarak işyerinde sele karşı gerekli önlemler alınmadığından zarar görenin kendi ağır ihmal ve kusurunun da bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davalılar ile sigortalıya müterafik kusur verilmesine rağmen davacının sigortalısının işyeri açma ruhsatının bulunmamasının, oluşan hasar sonucuna etkili olmayacağı ve bu haliyle davalıların uyuşmazlık konusu hasarın tazmininde sorumlu olduğu, hasara konu işyerinde dava dışı sigortalının işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmamasının müterafik kusur gerektirmeyeceği, davacının sigortalının işyeri açma ruhsatının bulunmamasının oluşan hasar sonucuna etkili olmayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçelerle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, dere yatağı ıslah çalışması sırasında yağan yağmur nedeniyle meydana gelen sel taşkınının sebebininin davalı yüklenicinin iş makinalarını meteoroloji bildirimine rağmen dere yatağında bırakması olup olmadığı, imar alanı dışında ve dere yatağına yakın yapılan imarsız işyerinde oluşan zararda davacı sigortalısının da müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda davalı yüklenicilerin ...'de ıslah çalışması yaptığı sırada yağan yağmur sebebiyle oluşan sel taşkını sonucunda imarsız yapılan sigortalı işyerinde zararın meydana geldiği, sigorta şirketinin de bu zararı karşıladıktan sonra davalılara işbu rücu davasını açtığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan 07.01.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda sigortalının kusur durumuna dair "işyerlerinin dere kenarına bitişik Dere Mutlak koruma Alanı içerisinde olması, mimari projeler, yapı ruhsatı/iskan belgesi/işyeri açma ve çalışma ruhsatı vb belgeleri olmaması, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün sel/feyezan taşkını duyurularına rağmen işyerinde herhangi bir tedbir almaması, 28.09.2015 tarihli 1/500 ölçekli planda “Yeşil Alan” görünmesi, dere bandında oluşu nedeniyle su baskınına uğramasının olağan oluşu sebeplerine binaen su baskını olayında ihmali olduğu ve önceki yıllarda feyezan olduğu bilgisi edinilmesine ve aşırı yağmur sonucunda ... mansabında (dere ağzında) debinin birdenbire aşırı bir şekilde artması neticesinde olabilecek muhtemel risk ve tehlikelere karşı tedbir alma/aldırma/zorunluluğu olduğu halde tedbirsiz ve ihmalkar davranarak su baskını sonucunda işyerlerinin hasara uğraması olayında kusurlu olduğu ve kusur nispetinin % 50 (Yüzde Elli) olarak tespit edildiği" değerlendirmesinin yapıldığı halde Mahkemece bu tespit dikkate alınmayarak davalıların iş makinalarını dere yatağında bırakması sebebiyle dere yatağının taştığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak somut olay bağlamında tarafların kusur durumları belirlenirken ıslah çalışmasının derenin akış yönüne doğru değil, tersi yöne göre başlatılıp başlatılmadığı öncelikle belirlenmelidir. Zira dere akış yönünde başlandığında dere genişlemesinden sonra akış hızına göre derenin eski hali dar olacağından su taşkını olacağı, dere akış yönüne ters istikamette ıslah yapılması halinde ise derenin eski hali dar olduğundan akış yönüne göre ıslah nedeniyle genişleme olacağından taşkın riskinin azalacağı ön görülmesi gereken bir durumdur. Diğer taraftan şayet iş makinalarının derede bırakılması nedeniyle taşkın meydana gelmişse bunun da somut olarak tespitinin denetime elverişli şekilde yapılması gerekir.
Diğer taraftan derenin muhtemel taşkın alanında kalan dere kenarlarında imar olmadığı, taşınmazın da bu alanda imarsız yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Nitekim yukarıda ifade edilen 07.01.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda da bu hususta sigortalının kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken, belirtilen hususlarda araştırma ve inceleme yapılarak ıslah çalışması yapanın kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa davacının sigortalısının müterafik kusuru olup olmadığının kusur yönünden denetime elverişli şekilde tespitine dair rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken müterafik kusur yönünden rapora itibar edilmeksizin karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.