Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5327 E. 2026/2393 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5327
Karar No
2026/2393
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1140 Esas, 2025/1201 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Sorgun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2022/295 E., 2025/127 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... İlçesinde akaryakıt istasyonu bulunduğunu, davalı Belediyenin açmış olduğu akaryakıt ihalesine katılıp, ihaleyi kazandığını, taraflar arasında 29.01.2021 tarihinde ... ihale kayıt numaralı akaryakıt alımına dair sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre davalı Belediyenin 450.000 litre motorin ve 4.0 00... oktan kurşunsuz benzin alımı karşılığında 2.551.470,00 TL ödemede bulunacağını, akaryakıt pompa fiyatlarına gelen zamların ise fiyat farkı olarak faturalandırılacağını ve davalı tarafından ödeneceğini, sözleşmenin ödeme yeri ve şartları başlıklı 12. maddesinin 2.2 fıkrasına göre fatura düzenlenip belediyeden talepte bulunulması tarihinden itibaren 45 gün içinde ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşme hükümlerine uygun olarak davalı Belediyeye akaryakıt satışını gerçekleştirdiğini, sözleşme hükümlerine uygun olarak 28.02.2021 tarihinden itibaren aylık alınan akaryakıt bedellerini ve pompa fiyat farklarını faturalandırdığını ve belediyeden ödeme talebinde bulunduğunu, davalı Belediyenin 45 gün içinde yapılması gereken ödemeleri zamanında değil 45 günü aşar şekilde yapıldığını, müvekkil şirketin sözleşmede kararlaştırılan fiyat+pompa fiyat farkı olarak faturanın düzenlendiği tarihteki fiyatlar üzerinden faturalandırdığını, akaryakıt fiyatlarına gelen zamlar nedeniyle faturanın düzenlendiği tarih ile ödeme yapıldığı tarih arasında büyük fiyat farkları doğduğunu, gelen zamlar ve zamanında yapılmayan ödemeler nedeniyle müvekkilinin faizle karşılanmayacak miktarlarda munzam zarara uğradığını, sözleşmenin uyarlanması da yapılarak ödeme tarihlerindeki akaryakıt pompa fiyatlarına göre belirlenecek fark bedellerinin davalı Belediyeden tahsilini talep ettiklerini, faturaların aylık olarak genelde ayın son günü düzenlendiğini ve davalıdan ödeme talep edildiğini, 28.02.2021 tarihinde 14 adet fatura, 31.03.2021 tarihinde 14 adet fatura, 30.04.2021 tarihinde 14 adet fatura, 31.05.2021 tarihinde 13 adet fatura, 30.06.2021 tarihinde 14 adet fatura, 31.07.2021 tarihinde 13 adet fatura, 31.08.2021 tarihinde 14 adet fatura, 30.09.2021 tarihinde 14 adet fatura, 31.10.2021 tarihinde 14 adet fatura, 31.11.2021 tarihinde 14 adet fatura, 31.12.2021 tarihinde 14 adet fatura düzenlendiğini, 2021 yılında akaryakıt fiyatlarında yukarı yönlü büyük farklar oluştuğunu, 2021 yılı Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ve son ödemenin yapıldığı 2022 yılı Mart aylarında faturanın düzenlendiği tarihteki akaryakıt fiyatı ile ödemenin yapıldığı tarihteki akaryakıt fiyatları arasında çok büyük farklar oluştuğunu, mahkemece davalı belediyeden sunmuş oldukları akaryakıt faturalarının istenilerek, bu faturalara karşılık yaptığı ödemelerin tarihlerinin sorulmasını, sonrasında belediyeden gelecek ödeme tarihlerindeki akaryakıt fiyatlarının ... Kurumundan istenilmesini talep ettiklerini ileri sürerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesi gereğince ilerde artırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak 20.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, taraflar arasında 2020-725129 ihale kayıt no.lu sözleşme uyarınca akaryakıt alımları yapıldığını, Kurumca yapılan ödemeler neticesi karşı tarafın munzam zararının olmadığının ortaya çıkacağını, munzam zararda ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, buna ilişkin olarak dosyaya ihale ve faturalar dışında munzam zarar oluşmasını gerektirici delil sunmadığını, davacı taleplerinin kötüniyetli olduğunu, davacı şirketle birimler arasında hesap cetvelleri düzenlendiğini ve davacı şirketçe kabul edilip kaşe ve imza altına alındığı hesaplamalara ve fiyatlandırmalara herhangi bir itirazının bu dönemlerde olmadığını, davalı ile sözleşme gereği Kamu İhale Kurumu ve Sayıştay kararları doğrultusunda fiyat farklarının bu dönemlerde yapıldığını ve davacı şirkete ödendiğini, dolayısı ile ihale tarihi hesaplama formülleri ile fiyat farklarına ilşikin tüm faturalar açısından hesaplanıp bunların ödendiğini, üstelik davacı ile de mutabık kalındığını, fiyat farkları dahi hesaplanarak ödeme bulunduğundan munzam zararın söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede, yapılacak ödemelere ilişkin ilgili maddelerinde cari hesap doğrultusunda alacağın nasıl hesaplanacağı, fiyat farkı olması halinde ödemelerin ne süre ile yapılacağı, fiyat artış şartı gibi değişen koşullarda satın alınan akaryakıtın bedelinin yeniden belirlenmesi için düzenlemelere yer verildiği görülmekle davalının bu kapsamda akaryakıt bedelini ve oluşan fiyat farklarını ödediği, dosya kapsamında ödeme yapılmayan herhangi bir fatura bedelinin bulunmadığı, davacı her ne kadar 45 günü aşar şekilde yapılan ödemeler nedeniyle munzam zararı oluştuğu iddia etmiş ise de munzam zararın ispat külfetinin davacıda olduğu, salt ödemelerin gecikmesi sebebiyle munzam zararın doğduğunun kabul edilemeyeceği, davacının uğradığı munzam zararı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin 12.2.2 maddesinde idare muayene kabul ve komisyonunca kabul raporu düzenlenmesine itibaren yüklenicinin yazılı talebi üzerine en geç 45 gün içinde yükleniciye veya vekiline ödeme yapılacağı, 14. maddesinde fiyat farkına ilişkin hususlara değinildikten sonra sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamayacağının belirtildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122. maddesi gereğince aşkın zararın talep edilebilirliğinin bir koşulunun alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatı gerektiği, bu bağlamda salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiğinin söylenemeyeceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli ve 2021/11-938 E., 2022/401 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, aşkın (munzam) zararın, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olduğu, bu zararın, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsadığı, aşkın (munzam) zararın ispatının, bu zararın varlığını iddia eden alacaklıya ait olduğu, bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısının, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından ... ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacı tarafından ileri sürülen ve ülkemizde belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın zarar talebinin, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemeyeceği, zira ülkemizde belirli dönemlerde ortaya çıkan bu olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı olmadığı, sözleşmede fiyat farkına ilişkin düzenlemelerin de yer aldığı, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında imzalanan 29.01.2021 tarihli akaryakıt alımına dair sözleşme uyarınca davacının davalıya sözleşme uyarınca mal teslim ettiği, ancak geç ödeme nedeniyle zarara uğradığı iddiasına dayalı munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5327, K. 2026/2393, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5327-e-2026-2393-k-ebff080e1bd7