Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/4488 E. 2026/1979 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4488
- Karar No
- 2026/1979
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/297 Esas, 2025/880 Karar vekili Avukat ... vekili Avukat ... KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/495 E., 2022/835 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin denizcilik sektöründe faaliyet gösteren, tersanesi bulunan, gemilerin bakım ve onarım işlerini de yapan bir şirket olduğunu, uzun yıllar davalı şirketin gemilerine bakım ve onarım hizmetleri verdiğini, tarafların ticari ilişkilerinde birbirlerine güven duyduklarını, 2015 yılı Şubat ayı içerisinde davalı şirketin nakitte sıkıntı yaşadığını, 200.000,00 USD'ye ihtiyacını olduğunu belirtip bir ay içerisinde iade etmek üzere davacı şirketten talep ettiğini, davacı şirketin de 26.02.2015 günü .../Üsküdar şubesinde bulunan hesabından, davalı şirketin hesabına havale yaptığını, bu miktarın 90.000,00 USD'sinin davalı şirket tarafından 05.03.2015'de davacı şirketin hesabına gönderildiğini, ancak davalı şirketin dava konusu olan bakiye 110.000,00 USD'yi uzun süre ödemediğini, davacı şirketin aralarındaki uzun süreye dayalı ticari ilişki adına bu duruma katlandığını, yaklaşık bir yıl ödenmeyince, davalı şirketten bu bedelin 02.02.2016 tarihinde talep edildiğini, davalı şirket tarafından 11.02.2016 tarihinde gönderilen mailinin ekinde davacı şirket ile ilgisi olmayan ve İngilizce düzenlenen 108.950,00 USD bedelli bir faturanın gönderildiğini, bunun üzerine yapılan sözlü görüşmelerde davalı şirket, güya gemilerin bakım ve onarım hizmetinden dolayı zarara uğradıklarını, bu nedenle faturadaki miktarı 110.000,00 USD'den mahsup ettiklerini ve ödemeyeceklerini bildirdiğini, davacı şirketin, dayanağı bulunmayan bu iddiayı kabul etmediğini, faturanın da kendileri ile ilgisi olmadığını, müvekkilinin bakiye alacak için Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün 2016/11207 E. (2020/14680 yeni E.) sayılı dosyasıyla davalı şirket aleyhine takip başlattığını, davalı şirketin haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek davalı/borçlunun Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2020/14680 E. (2016/11207 yeni E.) sayılı icra dosyasına yaptığı haksız ve kötüniyetli tüm itirazlarının iptaline ve takibin devamına, takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin herhangi bir yazılı delile dayanmaksızın davalı şirketin kendisine 110.000,00 USD (336.677,00 TL) borçlu olduğunu iddia ettiğini, iddia konusu borcun varlığının senet ile ispatı gerekirken davacı şirket tarafından açıklama kısmında hiçbir ifade olmayan bir banka dekontu ile alacaklı olduklarının iddia edildiğini, davacı şirketin de ifade ettiği gibi tarafların uzun yıllardır birbiriyle yakın ticari ilişkileri bulunduğunu, bu kapsamda sık sık aralarında para gönderme/alma işlemlerinin gerçekleştiğini, bu sebeple altı sene önce yapılmış ve herhangi bir açıklamanın bulunmadığı transferin dekontlarına dayanarak bir alacak doğurmaya çalışmanın açıkça haksız ve kötüniyetli bir iddia olduğunu, davacı tarafından davalı şirkete borç verildiği iddiasının dayandırıldığı ödeme dekontlarında herhangi bir açıklama bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan dekontlara konu ödemelerin birer borç ödemesi niteliği taşıdığının görüldüğünü, 110.000,00 USD'nin şu an olduğu gibi altı sene öncesinde de azımsanamayacak ve talep etmek için üzerinden yıllar geçmesi beklenilemeyecek bir miktar olduğunu, davacının bu süre zarfında itirazın iptali davası açmamasının ve icra takibine ilişkin dosyanın bile takip edilmemesi sebebiyle düşmesinin ve ardından yaklaşık beş yıl sonra yenilenmesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, davalı şirket tarafından gönderildiği iddia edilen faturanın ne davalı şirket ne de davacı şirket ile ilgili olmadığının görüleceğini savunarak davanın reddi ile reddolunacak meblağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında taraflar arasında mevcut yazılı bir sözleşmeye rastlanılmadığı, davacı ve davalının açık cari hesap kayıtlarının birbirini teyit ettiği, davacı yan icra takip tarihinden itibaren Devlet Bankaları'nın USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı kadar temerrüt faizi isteyebileceği, davacının davasını ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.000,00 USD asıl alacak yönünden davalının, Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/14680 E. sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına, kabul edilen değer olan 110.000,00 USD'nin (takip tarihi itibariyle 336.677,00 TL) takip tarihi itibariyle dolar kuru üzerinden hesaplanarak tespit edilen %20'si oranında 67.335,40 TL olan icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarına göre davacı tarafından davalıya aralarındaki ticari ilişkiye istinaden davalının borç para istemesi üzerine 200.000,00 USD bedelin banka yolu ile 26.02.2015 tarihinde gönderildiği, davalı tarafından gönderilen bu miktarın 90.000,00 USD tutarındaki kısmı dışında kalan 110.000,00 USD tutarındaki kısmının ödenmediği, davalı, gönderilen dekontta herhangi bir açıklama bulunmadığından bu ödemenin borç ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde savunma yapmış ise de, her iki bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalı defterlerinde de bu miktar borç olarak kayıtlı olduğundan davalının bu beyanına itibar edilmediği, davalı istinafında davanın süresinde açılmadığını ileri sürmüş ise de, itirazın iptali davasının borca itiraz dilekçesinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılabileceği, sürenin itiraz tarihinden değil tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı, davacıya itiraz dilekçesinin tebliğ edilmediği, davalının bu istinaf sebebinin de yerinde görülmediği, sonuç olarak İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesine dayalı olarak yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.